Fahriye K. ŞENYURT

Mersin Ticaret ve Sana­yi Odası Yönetim Kuru­lu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin Limanı üzerinden gerçekleşen atık girişlerinin çev­resel ve ekonomik etkilerine dik­kat çekerek atık ithalat politika­larının yeniden değerlendirilme­si gerektiğini söyledi.

Çakır, deniz kirliliğinin, özellikle Seyhan ır­mağı kaynaklı ve daha çok karasal kirleticilerin neden olduğu kim­yasal kirlilik ve mikroplastik ris­kinin yalnızca çevresel değil ay­nı zamanda ekonomik bir mesele olduğunu belirterek, “Üreteceğiz, büyüyeceğiz ama çevreyle uyum­lu bir kalkınma modelinden asla vazgeçmeyeceğiz. Mersin ekono­misi doğaya rağmen değil, doğayı koruyarak büyüyecektir” dedi.

Türkiye’nin en önemli dış tica­ret kapılarından biri olan Mersin Limanı, artan yük hacmi ve büyü­yen lojistik hareketliliğiyle stra­tejik önemini artırırken; çevresel sürdürülebilirlik, liman verimlili­ği ve atık yönetimi başlıkları da ye­niden gündemin merkezine yer­leşiyor. Mersin Ticaret ve Sana­yi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, özel­likle limana gelen atık yüklerinin oluşturduğu çevresel baskının ve operasyonel yoğunluğun dikkat­le ele alınması gerektiğini belirte­rek, üretim ve ticaretin ancak do­ğayla uyumlu bir anlayışla gelece­ğe taşınabileceğini ifade etti.

Başkan Çakır, atık yönetimi­nin yalnızca ticaret konusu ola­rak değil çevre, sağlık ve sürdü­rülebilir kalkınma başlığı altın­da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle kontrol süreç­lerinden geçen atık yüklerinin li­man operasyonlarında yoğunluk oluşturduğunu ifade eden Çakır, bu durumun hem çevresel hem de lojistik açıdan yeni maliyetler doğurduğunu söyledi.

Deniz eko­sisteminin korunmasının önce­likli konu olduğuna dikkat çeken Çakır, kontrolsüz ya da yoğun atık hareketinin uzun vadede mik­roplastik oluşumu, deniz yaşamı üzerindeki baskı ve dolaylı olarak insan sağlığı açısından risk oluş­turabileceğini vurguladı. Çakır, ülkelerin kendi atıklarını kendi sınırları içinde dönüştürmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağını belirterek, geri dönüşüm amacıy­la yapılacak ithalatta ise işlenmiş ve sanayi hammaddesi niteliği ta­şıyan ürünlerin değerlendirilme­sinin daha sürdürülebilir bir mo­del oluşturacağını ifade etti.

Mersin Limanı’nın sadece Mersin için değil Türkiye’nin ge­niş bir hinterlandı için kritik öne­me sahip olduğuna dikkat çeken Çakır, liman operasyonlarında yaşanan gecikmelerin sanayi ve ihracat üzerinde doğrudan etki­ler oluşturduğunu kaydetti. Ça­kır, “Özellikle limanlardaki bek­leme sürelerinin artması üreti­cimiz ve ihracatçımız üzerinde ilave maliyet oluşturuyor.

Bu ne­denle işlem süreçlerinin hızlan­dırılmasını yalnızca operasyonel bir konu değil, rekabet gücümüz açısından stratejik bir gereklilik­tir. Hammaddenin üreticiye za­manında ulaşması, depolama ve bekleme maliyetlerinin azaltıl­ması sadece sanayicimizin de­ğil nihai tüketicinin de lehine so­nuçlar doğuracaktır. Üretim ma­liyetlerini aşağı çekmek, tedarik zincirini daha verimli hale getir­mek ve ihracatçımızın rekabetçi­liğini korumak için bu sürecin et­kin yönetilmesi gerekiyor” açık­lamasında bulundu.

MTSO olarak ekonomik büyü­me ile çevreyi karşı karşıya koyan bir yaklaşımı doğru bulmadıkla­rını vurgulayan Çakır, Mersin’in sanayi, lojistik ve ticaret alanın­daki yükselişinin çevreci politi­kalarla desteklenmesi gerektiği­ni dile getirdi. Katma değerli üre­tim, geri dönüşüm teknolojileri, yeşil dönüşüm yatırımları ve kay­nak verimliliğinin Mersin’in yeni kalkınma yaklaşımının temel un­surları arasında yer aldığını ifa­de eden Çakır, yerli geri dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi­nin ekonomik açıdan da önemli fırsatlar yaratacağını söyledi.

Mersin’in son dönemde artan yük trafiği ve stratejik konumuy­la bölgesel lojistik merkezi olma yolunda önemli avantajlar elde ettiğini belirten Çakır, bu büyü­menin kalıcı hale gelmesi için li­man altyapısının güçlendirilme­si gerektiğini ifade etti. Alternatif konteyner kapasitesi, hızlı ope­rasyon süreçleri, rekabetçi mali­yet yapısı ve çevresel hassasiye­tin birlikte ele alınması gerekti­ğini kaydeden Çakır, Mersin’in geleceğinin sadece daha fazla yük taşıyan değil, aynı zaman­da daha sürdürülebilir bir liman kenti vizyonuyla şekillenmesi gerektiğini söyledi.