Bakanlar Kurulu Kararları

BAKANLAR KURULU KARARLARI

2015 YILI PROGRAMININ UYGULANMASI, KOORDİNASYONU VE
İZLENMESİNE DAİR KARAR

MADDE 32- (1) Yıllık Programlar, Bakanlıkça hazırlanarak Yüksek Planlama Kuruluna sunulur. Bu Kurul programları inceleyerek bir raporla Bakanlar Kuruluna sunar. Bakanlar Kurulunda kabul edilen Yıllık Programlar kesinleşmiş olur. Yıllık Programlar ile birlikte orta vadeli tahminler de sunulur.
(2) Yıllık Programlar, bütçeler ile iş programlarından önce hazırlanır. Bütçelerle iş programlarının hazırlanmasında Yıllık Programlarda kabul edilmiş olan esaslar dikkate alınır.
(3) Bütçelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi sırasında, birden fazla yılı kapsayan ve Kalkınma Planı ve Yıllık Programların bütünlüğünü ilgilendiren yatırım projelerinin Programa ilave edilmesinde, 3067 sayılı Kalkınma Planlarının Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğün Korunması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde yer alan esas ve usullere uyulur.
(4) Yıllık Programlarda yer alan makro politikaların uyum içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlar Kuruluna değerlendirme raporları sunulur.

Ülkemizin genel ve sektörel ekonomik yönelimi açısından en önemli kaynakları konumunda bulunan Kalkınma Planları ve Yıllık Programlar ile Yatırım Programları, ilgili tüm kesimlerin bilmesi, okuması ve atıfta bulunması gereken metinlerdir. Plan ve Programlarda yazılı hedefler takip eden dönem ve yıllarda, zaman zaman tutturulamasa da, bunlar ülkemizin, sektörler de dahil, genel fotoğrafını en sağlıklı şekilde veren kaynaklarıdır. Ayrıca, bu kapsamda yine Devlet Planlama Teşkilatı, sektörlerin en yetkin kamu kurumları ve özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımlarıyla Özel İhtisas Komisyonları oluşturmakta ve en güncel ve geçerli sektör raporlarının düzenlenmesine öncülük etmektedir.

Tüm bu dokümanın akademisyenler, bürokratlar, işdamları, uygulamacılar ve öğrenciler tarafından özümsenerek incelenmesi, Türkiye ve dünya ölçeğinde makro bazda ve sektörel ölçekte son derece değerli bir bilgi dağarcığı niteliğinde olacaktır.

Bu görüşlerden hareketle, kitabımıza, 2015 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar’ı da dahil etmeyi uygun gördük. Ancak bu metin, adından da anlaşılacağı üzere 2015 yılı Programının uygulanması ve izlenmesine, başka bir ifadeyle usule ilişkin olduğundan, amaca uygun bilgilenmek için, okuyucunun, bu kitabın hacmine sığamayacak genişlikte olan 2015 Yılı Programını (ve sonraki yıllar programlarına) mutlak surette göz atmalarını tavsiye ediyoruz (Bakanlar Kurulu Karar No.: 2014 / 6481 Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 1 Kasım 2014 / 29162)

AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATININ ÜSTLENİLMESİNE İLİŞKİN TÜRKİYE ULUSAL PROGRAMININ UYGULANMASI, KOORDİNASYONU VE İZLENMESİNE DAİR KARAR
Bakanlar Kurulu Karar No. : 2008 / 14481
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 2008 / 27097 (5.Mükerrer)

Vakfımızın, dışticaret öğretisi içinde tuttuğu yer bir yana, ülkemizin Avrupa Birliği ile olan ilişkileri açısından izlediği kararlı tutum, vatandaşlarımızın AB konusundaki gelişmelerden haberdar olmalarını gerektirmekte; ekonomik yaşam içinde olan vatandaşlarımızın da daha ayrıntıda bir farkındalık içinde bulunmalarını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, bu kitap içinde, Avrupa Birliği konusundaki dokümana da yer verilmesinde yarar görülmüştür.

Bu doküman içinde Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar özellikle önemlidir. Zira AB müktesebatının üstlenilmesi Avrupa Birliği’ne giden yolda, müzakereler yanındaki en önemli eşiklerden biridir.

BELGESİZ İHRACAT KREDİLERİ İLE VERGİ RESİM VE HARÇ
İSTİSNASI HAKKINDA KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KARARLAR

Karar No.: 1
Bakanlar Kurulu Karar No. : 2010 / 51
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 6 Şubat 2010 / 27485

Dahilde İşleme Rjimi (DİR) çerçevesinde yapılan gümrük vergisinden ve KDV’den muaf ithalat, uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazanmamız açısından son derece önemlidir. DİR’in ülkemiz uygulamalarında oldukça yüksek oranlarda kullanıldığı, AB ülkelerinde ise bu oranın minumum düzeylerde bulunduğunu kitabımız içinde çeşitli vesilelerle vurgulamaya gayret gösterdik. Bu bölümde ifade edeceğimiz husus, DİR ile ilgili ihracat taahhütlerin kapatılma sürelerinin çeşitli vesilelerle uzatıldığını hatırlatmaktır. Aşağıdaki Bakanlar Kurulu Kararı da, bu durumu yansıtan bir mevzuattır.

DAHİLDE İŞLEME REJİMİ KARARI

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2005/8391
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 27 Ocak 2005 / 25709

Dahilde işleme rejimi, mevzuatta yer alan ifadesiyleDünya piyasa fiyatlarıyla hammadde temin etmek suretiyle ihracatı arttırmak, ihraç ürünlerine uluslar arası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmek amacına yönelik olarak değerlendirildiğinde, ihracatçı açısından çok değerli bir sistem olarak görülmelidir. Sistem yalnızca yurt dışından ucuz hammadde temini olarak değil, mevzuatın incelenmesinde de görüleceği üzere, vergilerden muaf ithalat imkanı da sağlamakta olduğundan, dahilde işleme rejiminin, ihracat maliyetleri açısından değeri daha da artmaktadır. Başka bir boyutu ile de bu sisteme diş ticaretin finansmanıana başlığı altında yer vermek yanlış olmayacaktır. Zira, yurt dışından, düşük maliyetli ve gümrük vergilerinden arındırılmış olarak hammadde temini imkanı, önemli bir finansman elastikiyeti sağlamakta ve bu özelliği itibariyle de dahilde işleme rejimi, ilgili çevrelerde bir finansman aracı olarak algılanmakta ve değerlendirilmektedir.

Ancak hemen belirtmek gerekmektedir ki, sisteme yöneltilen en büyük eleştiri, yapılan ham madde ve ara malı ithalatı nedeniyle iç piyasada bu malları üretenyerli üreticilerin olumsuz yönde etkilenmeleri yönündedir. Her ne kadar dahilde işleme rejimi kriterleri arasında, dahilde işleme izin belgesi almak için yapılacak başvurularınTürkiye’deki üreticilerin temel ekonomik çıkarlarının olumsuz etkilenmemesi kriteri dikkate alınarak incelenip sonuçlandırılacağı yazılı ise de, bahsedilen eleştiri güncelliğini her zaman korumaktadır.Dahilde işleme kapsamında yapılan ithalatın giderek büyümesi eleştirilerin dozunun artmasına neden olmaktadır. Burada bürokrasiye önemli görevler düşmekte ise de, iç piyasadaki üretim maliyetlerinin düşürülmesi yönünde, hükümetler tarafından atılacak adımlar, dahilde işleme rejiminde makul ve kabul edilebilir seviyelerin oluşmasına önemli katkılarda bulunacaktır. Bir istatistik vermek gerekirse, ülkemiz ihracatında bu sistemin payı % 50, AB ülkeleri ihracatında ise % 5 dolayındadır.

Kararname metnin sonunda, geçici maddelerin çokluğu dikkat çekmektedir. Bunun nedeni, Dahilde İşleme izin Belgelerinin kapatma süresi sona eren veya erecek olan ihracatçıların içine düşecekleri sıkıntıların giderilmesi amacıyla, devletin bu ihracatçılara ek bir imkan sağlayarak, çeşitli tarihlerde süreleri uzatma yönünde karar almasının bir sonucudur.

GENELLEŞTİRİLMİŞ TERCİHLER SİSTEMİ KAPSAMINDA TERCİHLİ
REJİMDEN YARARLANACAK EŞYANIN MENŞEİNİN TESPİTİNE İLİŞKİN
KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2014 / 7064
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 2014 / 29222 (4. Mükerrer)

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (önceleri kullanılan ifadesiyle Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi) Dünya Ticaret Örgütü’nün dış ticaret pratiklerine kazandırdığı önemli bir sistemdir. Sistemin işleyişi, kısa ve anlaşılır bir şekilde şöyle izah edilebilir: Sistem, gelişmiş ülkelerin, gelişme yolundaki ülkelerden, üzerinde mutabık kalınan ürünleri, gümrük indirimi ve/veya gümrük muafiyeti ile ithal etmesi ana motifine dayanmaktadır. Burada, gelişmiş ülke, bilinen jargonla ifade etmek gerekirse, gelişme yolundaki ülkeye tek taraflı taviz vermekte ve bu jestine karşılık olarak, gelişme yolundaki ülkeden, kendi ürünleri için de mukabil bir taviz istememekte ve beklememektedir.

Türkiye, 1980’li yıllardan bu yana A.B.D., Rusya, Japonya, Kanada, Avustralya gibi ülkelere, saptanan ürün listeleri dahilinde bu şekilde tercihli ihracat yapmaktadır. Gümrük Birliği’ni kuran AB 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı sonrasındaki süreçte, 1/95 uyarınca, Avrupa Birliği’nin genelleştirilmiş tercihler sistemi kapsamında tek taraflı taviz uyguladığı ülkelere Türkiye de tek taraflı taviz uygulamaya başlamıştır.

Kapsamlı bir düzenleme olan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi Kapsamında Tercihli Rejimden Yararlanacak Eşyanın Menşeinin Tespitine İlişkin Kararın tamamı kitabımız kapsamına alınamamış, diğer bazı metinlerde olduğu gibi,tanımlar maddesi de dahil olmak üzere ilk maddelere yer verilebilmiştir.

GÜMRÜK KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN
UYGULANMASI HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2009 / 15481
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 7 Ekim 2009 / 27369

Komplike, yani karmaşık yapıya sahip ve hassas olarak niteliyebileceğimiz bazı yasaların uygulanması konusunda Bakanlar Kurulu, açıklama niteliğinde, uygulamaya ışık tutacak kararlar alabilmektedir. Bu tür yasalardan biri de Gümrük Kanunu’dur. Uygulamasının titizlikle yapılması ve gümrük müdürlüklerin arasındaki yorum farklılıklarının giderilebilmesi temel amacıyla aşağıda metni bulunan Bakanlar Kurulu Kararı önemli bir mevzuat metni olarak karşımıza çıkmaktadır. Gümrük ve dış ticaret işlerinde ihtisaslaşmaya giden yolda bu metnin de bir yere not edilmesi mutlak surette gerekmektedir.

Toplam 137 madde ve 13 adet ek listeden oluşan bu Bakanlar Kurulu Kararı, Gümrük Kanunu ile Gümrük Yönetmeliği’nde cevabı tam olarak bulunamayan veya yoruma muhtaç konulara açıklık getirmesi bakımından önemlidir. Öğrencilerimizin farkında olmaları, uygulamacıların da muhakkak bilmeleri gereken bir metindir.

Büyük hacmi nedeniyle Kararnemenin tamamı kitabımız kapsamına alınamamış, Tanımlar da dahil ilk üç maddesine yer verilmiştir. Bu vesileyle tekrarlayalım: Mevzuatta yer alan Tanımlar, o mevzuatla ilgili öğretinin temelidir. Bu nedenle öğrencilere tavsiyemiz Kararnamenin, kitabımız içeriğine almayı uygun gördüğümüzTanımlar maddesine göz atmalarıdır. Bu baskıda ayrıca, günlük yaşam ve uygulama açısından, okuyuculara bir “ip ucu” mahiyetinde olmak üzere 35, 45 ve 113. maddeler de, iz sürülebilmesi açısından metne dahil edilmiştir. Bunlar yanında, okuyucu, Kısım, Bölüm ve Ayrım başlıklarından, çok önemli konuların bu yasa ile düzenlendiğini de göreceklerdir.

HAM ELMAS DIŞ TİCARETİNİN DÜZENLENMESİNE VE
DENETLENMESİNE DAİR KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2006 / 11115
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Ekim 2006 / 26332

Bazı ürünlerin ihracatıyla ilgili özel düzenlemelere gidilmesi, bazen o ürünlerin yapısından, bazen de o ürünlerle ilgili uluslararası anlaşmalardan kaynaklanmaktadır. Ham elmas ticareti ile ilgili uluslararası bir düzenleme olan Kimberley Süreci Sertifika Sistemine katılmamız 20/10/2004 tarihli ve 5244 sayılı Kanunla uygun görülmüş ve 21/2/2005 tarihli ve 2005/8518 sayılı Kararname ile katılımımız kararlaştırılmıştır. Bunun doğal bir sonucu olarak, uygulamaya ilişkin aşağıda metni yer alan Bakanlar Kurulu Kararı yürürülüğe konulmuştur.

Kimberley Süreci Sertifika Sistemi, Güney Afrika Cumhuriyetinin öncülüğünde 5 Kasım 2002 tarihli Interlaken Deklarasyonu ile oluşturulmuş olan ve elmas ticaretinin kontrol altına alınması suretiyle çatışma bölgelerinden çıkarılan elmasın (Çatışma Bölgesi Elması : Geçerli oldukları sürece, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında veya gelecekte kabul edilecek benzer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 55/56 sayılı Kararı’nda veya gelecekte kabul edilebilecek benzer Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarında tanımlandıkları şekilde meşru hükümetleri güçsüzleştirmeyi amaçlayan çatışmaları finanse etmek için isyancı hareketler veya müttefikleri tarafından kullanılan ham elması ifade eder) yasadışı ticaretinin önlenmesini amaçlayan bir sistemdir. Bu sistem çerçevesinde, belirlenmiş ilkeler uyarınca belgelendirilmemiş elmasın ticaretine izin verilmemekte, bu sisteme taraf olmayan ülkelerden ithalat ve bu ülkelere ihracat önlenmektedir. Bu sisteme, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulunun bazı toplantılarında bu toplantıların karar ve tavsiyelerinde yapılan atıflarla destek verilmiştir. Kimberley Sürecine, aralarında Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri ve ülkemizin de bulunduğu 47 ülke taraftır. Türkiye, 31 Mayıs 2003 tarihi itibarıyla sisteme ön katılım başvurusunda bulunmuş ve yapılan mevzuat ve teknik çalışmaların sonucunda 14 Ağustos 2007 tarihi itibarıyla Kimberley Süreci Sertifika Sistemi’ne resmen üye olmuştur. – İstanbul Altın Borsası’nın web sitesinden alınmıştır-)

Ayrıca Hazine Müsteşarlığı, 15 Kasım 2006 tarih ve 26347 sayılı Resmi gazete’de yayımladığı Ham Elmas Dış Ticaretinin Düzenlenmesine ve Denetlenmesine Dair Karar’a İlişkin Tebliğ ile ayrıntılı bir düzenleme yapmıştır.

Konunun insan hakları boyutu da olması bakımından elmas ticareti, dış ticaret eğitimi alan (veya almayan) Üniversite öğrencileri için ilginç bir çalışma konusu olabilecek niteliktedir.

HARİÇTE İŞLEME REJİMİ KARARI

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2007/11864
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 5 Nisan 2007 / 26484

Hariçte işleme imkanı, yurt içindeki teknolojinin yetersiz olması veya teknoloji yeterli olmakla birlikte işleme maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle yurt dışınaişlenmek, tamir edilmek, yenilenmek üzere eşya gönderilmesine ve geri getirilecek eşyanın vergi muafiyetinden yararlandırılmasına izin verilmesi esasına dayanan bir sistemdir. Ülkenin dış ticaret hamlesine henüz başlamadığı yıllarda da, özellikle madencilik sektöründeizabe edilmek üzere geçici ihracat teknik tabiriyle terminolojide yer almıştır. Mevzuattaki adı ise “geçici ihracat” olan bugünkü Hariçte İşleme Rejimi Avrupa Birliği kurallarına uyum çerçevesinde, bugünkü adıyla mevzuat düzenimiz içinde yerini almıştır. Esas itibariyle, benzer mevzuatın temel felsefesi paralelinde dünya piyasalarında rekabetçi fiyat sağlanabilmesi amacına yönelik bir yaklaşım içermektedir.

En son olarak 2000 yılının Mayıs ayında düzenlemeye tabi tutulan ve geçen süre zarfında da değişikliklere uğrayan “Hariçte İşleme Rejimi”, ortaya çıkan gerekler karşısında 5 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete’de yeni bir metin olarak yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Hariçte işleme konusunun ana başlığı esasen geçici ihracattır. Geçici ihracat ise uygulamada ve özellikle dış ticarete yeni başlayanlar nezdinde karmaşık bir konudur. Son dönemde mevzuata çeki düzen verme açısından yapılan çalışmalar arasındageçici ihracat konusu da bulunmaktadır. Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı bu bağlamda Hariçte İşleme-Geçici İhracat adıyla 2009 yılında Seri No.1 sayılı Gümrük Genel Tebliği ile kapsamlı birgeçici ihracat düzenlemesi yaparak, bu başlık altında yer alması gereken bütün operasyonları tek bir metinde birleştirmiştir. Bu metin, kitabımızın Tebliğler bölümünde yer almaktadır.

İHRACAT REJİMİ KARARI

Bakanlar Kurulu Karar No. : 95/7623
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 6 Ocak 1996 / 22515

İhracat konusundaki temel mevzuat düzenlemesi bu Bakanlar Kurulu Kararı’dır. Yetki maddesinin başında İhracatta yetkili merci Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakanlıktır (bu maddenin İhracatta yetkili merci Ekonomi Bakanlığı’dır. Şeklinde okunması gerekmektedir) şeklinde genel bir düzenleme yapılmıştır. Dış ticaret eğitimi alanlar açısından ihracatta mutlak ve yegane yetkili organ Ekonomi Bakanlığı’dır şeklinde algılanabilecek bu ifade, 1996 yılına kadar her yılbaşında yayımlanması gelenek haline gelen İhracat Rejim Kararlarında yeralagelmiştir. İhracat politikalarının belirlenmesi bağlamında bir ölçüye kadar doğru sayılabilecek bu ifadenin, uygulamaya bakıldığında pek de yaygın bir geçerliliği olmadığı görülecektir. Dış ticaret öğretisi içine girildikçe görülecektir ki, ihracat işlemleri açısından idari yetki yelpazesi oldukça geniştir. İhracatta yetkili merci Ekonomi Bakanlığı’dır ibaresini daha ziyade bir “niyet beyanı” ve ihracatta düşük yoğunlukta bürokrasi olduğu imajı yaratmaya yönelik bir ibare olarak algılamak gerekmektedir. Zira ihracatta yetkili Kurumlar, işlemin türüne göre, Ekonomi Bakanlığı’ndan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na; Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu’ndan Maliye Bakanlığı’na uzanan geniş bir yelpazeye yayılmıştırlar.

İhracat Rejim Kararları’nın her yılbaşındatüm metin şeklinde yeniden yayımlanması uygulamasından 1997 yılından itibaren vazgeçilmiş ve yapılan değişiklikler 1996 metnine işlenerek uygulama sürdürülmüştür.

İhracat Rejim Kararı ile, ihracata ilişkin genel düzenlemeler yapılmakta, Ekonomi Bakanlığı’na yetkiler verilmektedir. Söz konusu Bakanlık da bu yetkilerini Yönetmelik, Tebliğ, Genelge, Yönerge, Uygulama Esasları, Talimat gibi formatlar dahilinde kullanmaktadır.

İHRACAT, İHRACAT SAYILAN SATIŞ VE TESLİMLER İLE DÖVİZ
KAZANDIRICI HİZMET VE FAALİYETLERDE VERGİ, RESİM VE
HARÇ İSTİSNASI HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 99/13812
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 1999 / 23923

İhracat, en basit anlatımıyla, hiç şüphesiz ki, bir ülkede üretilen malların ülke dışındaki alıcılara satılarak karşılığında döviz sağlanmasıdır. Bu yapılırken ihracatçının kaliteden ödün vermeden malı en uygun, daha doğru bir deyişle en ucuza mal etmesi de ihracatın sanata en yakın noktasıdır. Gerçekten de, kredi faizleri; çapraz kurlar; enflasyon oranları; enerji, işçilik gibi üretim maliyetleri ve daha birçok baskı unsuru altında mal üretip ihraç etmeye çalışan ihracatçının ortaya rekabetçi maliyetler çıkarabilmesini sanat olarak değerlendirmek hiç de abartı olmayacaktır. Bu sanatın ortaya çıkmasına yardım mahiyetinde olmak üzere devlet, sunduğu imkânlarla önemli bir görev üstlenmiştir. Devlet Yardımları ve Dahilde İşleme Rejimi gibi düzenlemeler, maliyetler açısından sistemde ne kadar önemli ise, kısacaİhracatta Vergi-Resim ve Harç İstisnası olarak anılan sistemin de aynı şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kararın Amaç maddesinde de ifade edildiği üzere, İhracat, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Karar ihracatı arttırmak, ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak ve ihraç pazarlarını geliştirmek amacıyla yürürlüğe konulmuştur. Dolayısıyla bu gibi mevzuatın hazırlanmasında ihracatçıya rekabet gücü kazandırmak önem arz etmektedir.

İHRACATA YÖNELİK DEVLET YARDIMLARI KARARI

Bakanlar Kurulu Karar No. : 95/6401
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 11 Ocak 1995 / 22168

Bugünkü adıyla İhracatta Devlet Yardımları, 1960’ların başından itibaren İhracatın Teşviki ana başlığı ile Türk dış ticaret hayatına, moda tabirle, damgasını vurmuştur. İlgili çevreler tarafından bazen eleştirilen, bazen olumlu yorumlar bulan, bazen de hayali ihracatın tetikleyicisi olarak gösterilen ihracatın teşviki ve 60’lardan itibaren, en bilinen adıylaihracatta vergi iadesi (bugün uygulanan ihracatta KDV iadesi ile karıştırılmamalıdır) olarak anılan sistemin tarihsel geçmişine değinmekte özellikle yarar görmekteyiz.

Türkiye’nin ihracattan sağladığı gelirin adeta sabit bir değerde kilitlenmesi (1951 yılı ihracatı 314 milyon ABD doları, 1960 ihracatı 321 milyon ABD doları) ihracatın arttırılmasını öncelikli ve ivedilikli bir mesele haline getirmiştir. İhracatın artması, yalnız ihraç edilecek malın mevcut olmasına değil, bu malların ihracını mümkün kılmaya ve bu yönde olanakların hazırlanmasına bağlı bulunmaktadır. Bu noktada da ön şart,ürünlerimize uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmaktır. Dünya fiyatlarından daha yüksek bir fiyatla mal ihracı düşünülemez. Sanayi ürünlerimize dış pazarlarda rekabet gücü kazandırmak, başka bir ifade ile mamullerimizi dünyada oluşan fiyatlarla satabilmek için, iç fiyatları, dış piyasalarda oluşan fiyatların üzerine çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak gerekmektedir.

İç fiyatları dış fiyatların üzerine çıkaran sebepleri ortadan kaldırmak ve sanayi ürünleri ihracatını teşvik etmek için, mamul fiyatları üzerindeki vergilerin yarattığı ağırlığın ortadan kaldırılması fikri önem kazanmıştır. Önceki bölümlerde değindiğimiz 1956 tarihli 6802 sayılı Yasadaki ihracatta vergi muafiyetinin, imalatı yapan işletmeye tanınması, çok şartlı olması, ayrıca maliyete giren bütün vasıtalı vergilerin ihraç değerinden çıkarılarak ayrıca hesaplamaya müsait bulunmaması ve diğer bazı teknik unsurlardaki karmaşıklık, uygulamayı zorlaştırmıştır.

Bu durumda, maliyetlerdeki vergi yükünü yeterli seviyede gidermenin ancak global (veya götürü) bir vergi iadesi sisteminin hayata geçirilmesiyle mümkün olabileceği sonucuna varılmış ve kısaca Vergi İadesi Yasası diye anılacak olan 261 sayılıİhracatı Geliştirmek Amacı İle Vergilerle İlgili Olarak Hükümetçe Alınacak Tedbirlere Dair Kanun (Kabul tarihi: 27 Haziran 1963. Resmi Gazete’de yayım tarihi: 5 Temmuz 1963) yürürlüğe konmuş, Bakanlar Kurulu’na vergi iadesi yapma yetkisi tanınmıştır.

İhracatta vergi iadesinde güdülen gaye, dar anlamda ürünlerimize ihraç gücü kazandırmak, rakip ülkelerin aynı tür ve kalitedeki mamulleriyle dış piyasada rekabet etmek imkânı sağlamak; geniş anlamda ise, uzun vadede ve ihracatı teşvik tedbirlerinin tümü içinde ihracatımızın genel kompozisyonunu değiştirmek, katma değere sahip işlenmiş ürünlerin, sanayi mamullerinin toplam ihracat içindeki oranını yükseltmektir. İhracatımızın bugünkü kompozisyonuna bakıldığında, 60’lı yılların başlarında konulan bu uzun vadeli hedefin gerçekleştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

261 sayılı Kanun’un uygulama alanına girmesini sağlayan ve vergi iadesi konusunda ilk Kararname 5 Aralık 1963 tarih ve 6/2453 sayılı Kararnamedir (Resmi Gazete’de yayım tarihi:16 Aralık 1963). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilk vergi iadeleri de Mart 1964’te yapılmaya başlanmıştır. Bu Kararname vergi iadelerinde spesifik sistemi esas aldığından, sistemin başarı şansı azalmış, uygulamada aksaklıklar meydana gelmiş; sorunların bertaraf edilebilmesi amacıyla advalorem esası benimseyen 6/3071 sayıl Bakanlar Kurulu Kararı 26 Mayıs 1964 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.

Vergi iadesi sistemi olumlu ve olumsuz yanlarıyla 1994 yılına kadar uygulanmış, 27 Aralık 1994 tarih ve 94/6401 sayılı İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kararı ile uluslararası yükümlülüklerimizi de yerine getirmek adına, modern veya çağdaş teşvikler şeklinde adlandırabileceğimiz uygulamaya konulmuştur.

İHRACATTA KOTA VE TARİFE KONTENJANI BELİRLENMESİ VE
İDARESİNE İLİŞKİN KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 95/7616
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 1995 / 22510

1980’li yılların başından itibaren ülkemizde ortaya çıkan ihracat heyecanı, özellikle tekstil sektöründe yoğunlaşmış ve zaman içinde Türkiye, Avrupa’nın ve Dünyanın en önemli tekstil ve konfeksiyon tedarikçisi ülkeleri arasına girmiştir. Bu gelişmede, sektörün hammaddesini oluşturan pamuğun en önemli üreticilerinden biri olmamız konumu yanında, uygulanan teşvikler, kalite, ihracatçımızın başarısı gibi unsurlar da birinci derecede rol oynamışlardır. Özetle ifade etmek gerekirse tekstil ve hazır giyim ülkemiz ihracatının kilometre taşlarından biri ve başarı hikayesidir.

Ancak bu başarı, karşı önlemleri de beraberinde getirmiş ve alıcı ülkeler, özellikle kendi iç tekstil ve konfeksiyon sanayilerini koruyabilmek amacıyla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu önemli tedarikçi ülkeler aleyhine kotalar ve tarife kontenjanları uygulamaya başlamışlardır. Başta Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, 1980 ve 1990’lı yıllarda uygulanan kotalar, bugün için uygulanmıyor ise de, bahis konusu yıllarda, başta Dış Ticaret Müsteşarlığı (bugünkü Ekonomi Bakanlığı) ve ilgili İhracatçı Birliklerimizi oldukça meşgul eden Kota Dağıtım Sistemi aşağıda yer alan Karar ve bu Karar’a dayanılarak çıkarılan Yönetmelik ve Tebliğlerle son derece başarılı bir şekilde uygulanmış, konunun ve konseptin tüm karmaşıklığına rağmen, firmalararası denge ve adalet sağlanabilmiştir.

İSTATİSTİK POZİSYONLARINA BÖLÜNMÜŞ TÜRK GÜMRÜK TARİFE
CETVELİ’NİN YÜRÜRLÜĞE KONULMASI HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2014 / 7090
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 2014 / 29222 (3.Mükerrer)

Kısaca GTİP olarak adlandırılan Gümrük Tarife ve İstatistik Pozisyonlarının, ticaret yaşamı içindeki önemi derslerimizde öğrencilerimize çeşitli fırsatlarla anlatılmaktadır. Burada da kısaca, GTİP’lerin, ürünleri en ince ayrıntılarıyla tanımlayan uluslararası kodlar olduğunu tekrarlamakta fayda görmekteyiz. Dünya ticaretinde alıcı ve satıcılar, ürünlerin adlarından ziyade GTİP’lerini yazarak birbirleriyle çok daha iyi ve anlaşılır iletişim kurabilmektedirler. Gümrük işlemleri başta olmak üzere, resmi merciler için ise ihracat ve ithalat muamelelerinin tamamlanabilmesi için GTİP’lerin yaşamsal önemi bulunmaktadır.

Dünya Gümrük Örgütü bünyesinde uluslararası ticarete konu eşyaların sınıflandırılmasında yeknesaklığı sağlamak amacıyla 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren ve örgüte üye ülkelerin ulusal tarife cetvellerinin temelini oluşturan Armonize Mal Tanımı ve Kodlama Sistemi’ne uygun olarak 14 Mayıs 1964 tarihinde 474 sayı ile kabul edilenTürk Gümrük Tarife Cetveli Hakkında Kanuna dayanılarak her yıl Bakanlar kurulu tarafından yenilenerek kabul edilen ulusal, eşya ve ekonomik değer sınıflandırma indeksidir. Armonize Sistem Nomonklatürde eşya kodları altı haneli rakamlarla gösterilir. Ulusal Tarife Cetvellerinde esya kodları oniki haneli rakamlarla gösterilir. Armonize Sistem, Dünya Gümrük Örgütü tarafından yürürlüğe konan sözleşmeye, nomanklatür ise tarife cetvellerinin ilk altı hanesinden oluşan uluslararası indekse verilen isimdir.

Bu konuda bilgi altyapısını güçlendirmek isteyenlerin, Gümrük Kanunu’nun 15.maddesini de okuyup, analiz etmeleri önemlidir.

Gümrük Tarife Cetveli, yukarıda da belirtidiği üzere her yıl Bakanlar Kurulu Kararıyla yenilenmektedir. Aşağıya 30 Aralık 2014 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan, konu hakkındaki son Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştır.

Bu Kararın ekleri şu şekilde sıralanmaktadır:
1. 2015 Fasıl Notları
2. 2015 TGTC (Türk Gümrük Tarife Cetveli)*
3. Açıklamalar*
4. Bileşim Tablosu
5. İçindekiler*
6. Kısaltmalar
7. Ölçü Birimleri
8. TGTC Korelasyon
9. Yorum Kurlalları

Bunlardan, 2. 2015 TGTC (Türk Gümrük Tarife Cetveli)*” başlığı altında onbinlerce ürünün yer aldığı
Gümrük Tarife ve İstatistik Pozisyonları yer almaktadır. 3. Açıklamalar*”da ise 12 haneli rakamların neleri
ifade ettiği; 5. İçindekilerde, esasen bir anlamda, genel öğreti de niteliğindedir. Aşağıda, ilgili Bakanlar
Kurulu Kararı, bu mantık içinde alt başlıklarla verilmektedir.

Onbinlerce GTİP numarasını ve bunlara tekabül eden ürünlerin adlarını kapsayanTarife Cetvelinin tamamının alınması imkansız olduğundan, bir fikir verebilmesini teminen burada sadece “Cetvel”inBölüm ve Fasıl başlıklarına yer verilmiştir.

Kitabımızın Tebliğler bölümünde yer alanGümrük Tarife Cetveli Açıklama Notlarının Yürürlüğe Konulması Hakkında Tebliğ ile Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesi Tebliği’nin de bu paralelde okunarak değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.

İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetveli’nin tamamının ve güncel halinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın web sitesinden bulunarak incelenmesi ise, dış ticaret öğretisi alanlar için kaçınılmazdır. Hatta dışticaretçilerin, Cetvelin basılı bir nüshasının kütüphanelerinde bulundurmaları çok yararlı olacaktır.

Uluslararası ticaretin, ürün boyutunda şifreleri olarak tanımlanabilecek GTİP’in
uluslararası İngilizce jargonu HS Code (Harmonised System Code) olarak ifade
edilmektedir.

İTHALAT REJİMİ KARARI

Bakanlar Kurulu Karar No. : 95/7606
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 1995 / 22510 (Mükerrer)

Ekonomik ve mali ilişkilerin serbestleştirilmesi ve böylece ülkelerin giderek birbirlerine yakınlaşmaları, diğer bir ifade ile uluslararası ekonomik bütünleşmenin sağlanması, dünya ekonomisinin başlıca temel gündem maddeleri arasında yer almaktadır.

Bu bağlamda, dünya ticaretindeki serbestleştirme akımlarının iki düzlemde geliştiği gözlemlenmektedir. Bunlardan ilki küresel yaklaşım adı verilen gelişmedir ki, bu yaklaşım dünya ticaret örgütü (DTÖ) üyesi ülkeler arasındaki gümrük tarifeleri ve ticareti etkileyen diğer kısıtlamalarının kaldırılmasını veya azaltılmasını öngörmektedir. İkinci yaklaşım ise, daha sınırlı kapsamda olup, genellikle yakın ekonomik ilişkiler içinde olan veya olmak isteyen ülkeler arasındaki ticaret ve diğer akımların serbestleştirilmesi esasına dayananbölgeselleşme yaklaşımıdır.

Diğer taraftan, bölgeselleşme bağlamındaki ülke temel tercihinin Avrupa Birliği’ne tam katılım yönünde yıllar önce yapıldığı bilinmektedir. Bu bağlamda, Katma Protokol’ün Türkiye ile AB arasında gümrük birliğinin gerçekleşmesi için öngördüğü 22 yıllık geçiş dönemi 1995 yılında sona ermiş olup, 6.3.1995 tarihli ve 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı ile de, gümrük birliğinin tamamlanmasına ilişkin kuralları belirlenmiştir.

Bu temel eğilim ve tercihler doğrultusunda boyutları giderek genişletilerek izlenen serbest ithalat politikası çerçevesinde ithalat rejimi önemli yapısal değişikliklere konu olmakta ve dinamik bir yapıda yeniden düzenlenmektedir.

Bu doğrultuda, özellikle 1995 rejimini DTÖ ve eki anlaşmalara uyum, 1996 rejimini gümrük birliğine uyum, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003 2004 ve 2005 rejimlerini gümrük birliği, diğer uluslararası anlaşmalar ile gerçekleştirilen serbest ticaret anlaşmaları ile genelleştirilmiş tercihler sisteminin gereklerinin ithalat mevzuatına yansıtılması olarak özetlenebileceği düşünülmektedir.

Dış ticaret rejimine paralel olarak ithalat politikasında sürdürülen bu hızlı değişim günümüzde de devam etmekte ve ithalat politikası, şeffaflık, yeni korumacı tedbire başvurulmaması, mevcut korumacı tedbirlerin azaltılması gibi uluslararası kabul görmüş kurallar çerçevesinde ithalat rejimi ile belirlenmektedir.

Bu noktada, yukarıda zikredilen temel değişkenler doğrultusunda şekillendirilen 1995 rejiminin ana hatları ile yürürlükte bulunduğunun ve aradan geçen zaman içinde gerçekleştirilen değişikliklerin ek kararlar ile uygulamaya konulduğunun belirtilmesinde yarar görülmektedir.

İthalat Rejimi Kararı’nın eklerini oluşturan; İthalatta Uygulanacak Gümrük Vergisi Oranları ile Ödenecek Toplu Konut Fonunu Gösterir Listeler (Liste I-V) ile diğer ekler,dış ticaret genel öğretisi amacıyla hazırlanan kitabımızın konusunu doğrudan ilgilendirmediğinden kapsama alınmamıştır. Listeler, her yılın son günü, takip eden yıl için geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımlanmaktadır.

Burada kısaca, bir konu hakkında bilgi vermekte fayda görmekteyiz. İthalat Rejimi Kararı eklerini oluşturan listelerin deşifre edilebilmesi veya gümrüklerde yapılacak ithalat ve ihracat işlemlerinin takibi ya da dış ticaretle ilgili ürün bazında yapılacak herhangi bir girişim veya çalışmanın sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi ve sonuçlandırılabilmesi için, Gümrük Tarife ve İstatistik Pozisyonları konusunda bilgilenmek, mutlak bir zorunluluktur.

İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİ HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 99/13482
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 30 Ekim 1999 / 23861

Bu Karar, ticaret politikası savunma araçlarından dampinge karşı önlemler ile sübvansiyona karşı telafi edici önlemlerin yürürlüğe konulabilmesi için gerekli olan usul ve esasları belirleyen İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuatın mütemmim cüzlerinden birini oluşturmaktadır.

Bu bağlamda, söz konusu Karar ile haksız rekabet hallerinden dampingli ve sübvansiyonlu ithalata karşı başvurunun içermesi gereken bilgiler, inceleme, yürütülecek soruşturma, önlem alınmasını gerektiren haller, alınabilecek önlemler, önlemlerin askıya alınması, iadesi, gözden geçirilmesi gibi teknik konular hakkında ayrıntılı düzenlemeler yapılmış bulunmaktadır.

İTHALATTA KORUNMA ÖNLEMLERİ HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2004/7305
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 29 Mayıs 2004 / 25476

Korunma önlemleri de dampinge karşı önlemler ve sübvansiyona karşı telafi edici önlemler gibi ticaret politikası savunma araçları kapsamında yer almaktadır.

Bu karar ile bir malın ithalatının benzer veya doğrudan rakip malları üreten yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi oluşturacak şekilde artış göstermesi durumunda alınabilecek korunma önlemlerine ilişkin usul ve esaslar hakkında düzenleme yapılmaktadır.

Diğer bir anlatımla, bu Karar’da korunma önlemi başvurusunun içermesi gereken bilgiler, ön inceleme, korunma önlemi soruşturması, geçici ve kesin korunma önlemi alınması, önlemlerin süresi, önlemlerin uygulanma şartları ve önlemlerin serbestleştirilmesi gibi teknik konularda kesin ve ayrıntılı hükümlere yer verilmiştir.

Korunma önlemleri bir malın ithalatında uygulanmakta olan gümrük vergilerinin yükseltilmesi veya miktar sınırlaması(kota) veya bunların ikisinin birleşiği şeklinde yürürlüğe konulabilmektedirler.

Bu noktada, mezkur karar ile getirilen kuralların gerek DTÖ kuruluş anlaşması eki korunma önlemleri anlaşması ile AB’nin ilgili Yönetmeliği’nin hükümlerine uyumlu olduğunun vurgulanmasında yarar görülmektedir.

Ülkemizde bu çağdaş ticaret politikası savunma aracını düzenleyen mevzuatın yürürlüğe konulması ve uygulamaların başlatılması ile yerli üretim dallarının ithalat artışlarından olumsuz etkilenmelerinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

İTHALATTA KOTA VE TARİFE KONTENJANI İDARESİ
HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2010 / 339
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 2 Haziran 2010 / 27599

Dış ticaret uygulamaları her geçen gün daha da teknik bir çerçeveye oturmaktadır. Bunlardan biri de ithalatta kota ve tarife kontenjanı konusudur. Özellikle Çin’in dünya piyasalarında ucuz maliyet-ucuz fiyat eksenli çok hızlı yükselişinin bir sonucu olarak, Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü’nün ana çalışma konularından biri de kota ve tarife kontenjanları olmuştur.

Daha önce 2004 yılında yürürlüğe konulan bu mevzuat, gelişen şartlar ve deneyimlerin ışığı altında revizyona tabi tutularak 2010 yılında yenilenmiştir.

KAYNAK KULLANIMINI DESTEKLEME FONU HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 88 / 12944
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 7 Haziran 1988 / 19835

Ülkemiz ekonomik yaşamında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’nun çok önemli bir yeri ve işlevi olmuştur. Ülkemiz ekonomisinin en hareketli ve heyecanlı yıllarında, 1988’de ekonomik yaşamımıza giren Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, Amaç maddesinde de belirtildiği üzere Kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla oluşturulmuştur. Özellikle ithalatta ve yurt dışından sağlanan kredilerden yapılan kesintilerin zaman zaman maliyetleri sıkıntıya sokması, ithalatçılar ile Hükümetler arasında önemli sorunların doğmasına neden olmuştur.

Dış ticaret öğretisinde bilinmesi gereken bir mevzuat düzenlemesi olması nedeniyle, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar’ın, özellikle Fonun Kaynakları başlıklı 3.maddesinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.

SINIR TİCARETİNİN DÜZENLENMESİNE İLİŞKİN KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2008 / 14451
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 16 Mayıs 2009 / 27230

Sınır ticareti, Türkiye’deki uygulamaları itibariyle, atipik bir ticaret tarzı olarak kendini göstermiştir. Sınır ticareti, esas itibariyle, birbirlerine komşu olan ülkelerin sınır kentlerinde yerleşik insanların, özellikle takas bazında, tüketim ihtiyaçlarını gidermeye yönelik ticaret yapmalarını sağlamak temel felsefesine dayanan eski bir uygulama olup, dünya ölçeğinde çeşitli ülkeler arasında yapılan bir ticaret türüdür.

Ancak sınır ticareti, ülkemiz ile sınır komşularının siyasi ilişkileri, karşılıklı sınır kentlerinde yaşayan insanların sosyo-ekonomik durumları gibi unsurlar nedeniyle, kendine has uygulamalara sahne olmuştur. 1990’lı yıllarda hareketlenen sınır ticareti arzulanan ve amaçlanan yön ve ölçülerde gelişme gösterememiştir.

Bunun bir sonucu olarak, sınır ticaretinin akılcı, gerçekci ve her şeyden önce sınır illerimizin ticaret yaşamlarının hareketlenmesi amacıyla yeni bir düzenleme daha yapılarak aşağıdaki Karar uygulamaya konulmuştur. Bu bağlamda mahalli kurum ve kurluşlara daha fazla yetki verilerek, yerinde uygulamaya önem veren bir yöntem tercih edilmiştir.

Ülkemizde, en fazla değişikliğe uğrayan mevzuatın belki de başında gelenlerinden biri olan Sınır Ticaretine ilişkin bu düzenlemenin, sınır illerimiz için önemli yeni ticari açılımlar getirmesi yönünde beklenen faydayı sağlaması ülkemiz ticareti için de önemli bir adım olacaktır.

TEKNİK DÜZENLEMELER REJİMİ KARARI

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2013 / 4284
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 22 Şubat 2013 / 28567

Bu Kararname yürürlüğe girmeden önce Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Kararı adı altında uygulanan kurallar, bu defa Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı adı altında yeniden düzenlenmiştir.

Bu Karar ile dışticarette teknik düzenleme, standardizasyon, uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme faaliyetlerinin uluslararası ticarete gereksiz engel teşkil edecek bir yapıya dönüştürülmesini önlemek; ihracatta konu olan ürünlerin üçüncü ülke pazarlarındaki imajını muhafaza etmek ve yükseltmek, çevreye zarar vermeyen, sağlıklı, emniyetli ürünler olmasını sağlayarak kalitesini ve rekabet gücünü artırmak; ithal malları ile yerli ürünler arasında farklılık yaratmayacak şekilde insan sağlığının ve emniyetinin, hayvan veya bitki varlığının veya çevrenin korunmasını ve ulusal güvenlik gereklerini sağlamak, düşük kaliteden kaynaklanan haksız rekabeti ve yanıltıcı uygulamaları önlemek, tüketiciyi koruyucu ve kaliteyi yükseltici tedbirleri almak için dış ticarette teknik düzenleme ve standardizasyon faaliyetlerinde yetkili mercii, uygulanacak esasları ve yapılacak işlemleri belirlemek ve özellikle Gümrük Birliği bağlamında teknik düzenlemelerin dış ticaret sistemine uyarlanmasını sağlamak için gerekli kurallar düzenlemektedir.

Karar, kapsam maddesinde de yazıldığı gibi dış ticarete konu ürünlerin tabi olacağı teknik düzenlemeleri, yapılacak denetimleri, denetim yapacak kuruluşları, yetkili kuruluşların bu çerçevedeki yetki ve sorumluluklarını, ithalatçıların ve ihracatçıların sorumluluklarını, alınacak önlemleri, uygulanacak müeyyideleri ve ilgili bildirimleri düzenlemektedir.

Bu bağlamda, dış ticarette teknik düzenleme, standardizasyon, uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme faaliyetleri, bu Karar ile bu Karara istinaden çıkarılan yönetmelik, tebliğler ve talimatlar ile iki taraflı veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar çerçevesinde yürütülmektedir.

TİCARİ İTHALAT MAKSADI DIŞINDA YURT DIŞINDAN GETİRİLECEK
TELEVİZYON, RADYO, VİDEO, UYDU ALICI CİHAZLARI, BİRLEŞİK CİHAZLAR İLE BUNLARIN DIŞINDA KALAN RADYO TELEVİZYON YAYINI ALMAYA YARAYAN HER TÜRLÜ CİHAZLAR İÇİN BİR DEFAYA MAHSUS VE 2015 YILI İÇİN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE ALINACAK ÜCRETLERE İLİŞKİN KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2014 / 7025
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 18 Aralık 2014 / 29209

Ülkemizde, televizyon, müzik seti ve benzeri elektrikli eşyaların bulunmadığı, bunların ancak yurtdışından bedelsiz ithalat veya yolcu beraberi rejimle getirebilenlerden alınabildiğiyokluk yıllarının bir alışkanlığı olarak, oldukça önemli seviyelerde bandrol bedeli ödenmekteydi. Devlet, 2000’li yıllarda da bu alışkanlığını, çok düşük seviyelerde de olsa devam ettirmektedir. Aşağıdaki Kararname, biraz da, nostalji yaşamak isteyenleri düşünerek kitabımızın kapsamına alınmıştır.

Türkiye’de elektronik sanayiin bugün ulaştığı düzey dikkate alındığında, listede, 1 ila 21 Euro arasında değişen ücretler, nostalji yaşattığı kadar, bu uygulamanın hala devam ediyor olmasının gerekçeleri konusunda da insanı derin düşüncelere sevk etmektedir.

Her yılın sonuna doğru yenilenerek, bir sonraki yıl için uygulanmak üzere resmi Gazete’de yayımlanmaktadır.

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 89/14391
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 11 Ağustos 1989 / 20249

Dış ticaret işlemleri ve uygulamaları denilince, malın sevkiyatı ne kadar asıl unsurlardan biri ise, bu malın bedeli ve o bedelin ülkeye getirilmesi de o derecede asli bir unsurdur. Genel olarak kambiyo olarak adlandırılan, dövizlerin ülkeye getirilmesi ve satılması şartları Türkiye’de, özellikle 1980’li yıllardan önce ilgili kamuoyunun korkulu rüyası olmuş, 24 Ocak 1980 kararlarından sonra yapılan reformlar kapsamında kambiyo rejiminde de liberal gerekler yerine getirilmiş, özellikle 1983 ve 1984 yıllarında gerçekleştirilen yeniden yapılanma (Hazine’nin Maliye Bakanlığı bünyesinden alınması ve Başbakanlığa bağlı Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın oluşturulması) ve liberal düzenlemeler ihracatı ve döviz gelirlerini önemli oranlarda artırmıştır.

Ancak, 80’lerin sonuna doğru ihracat artış hızının yavaşlaması ve hatta 1989 yılında ihracat gerilemesi yaşanması, genel ifadesiyle döviz sıkıntısı yaşanabilecek bir ortamın oluşması, sermaye hareketlerinde de liberal ortamın yaratılmasını zorunlu kılmıştır. Bunun bir sonucu olarak, temel amacı konvertibiliteye geçiş olan 32 sayılı Karar yürürlüğe konulmuştur. Adeta bir devrim olarak tanıtılan 32 sayılı Kararla, konvertibilite yanında yurt içine ve yurt dışına döviz transferleri serbest hale gelmiş, terminolojiye “sıcak para” olarak giren muamelenin de temelleri atılmıştır.

Bu Kararda, özellikle ihracatçılar adına yapılan bir başkadevrim niteliğindeki değişiklik de 8 Şubat 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. O tarihe kadar 180 gün olarak uygulananihracat bedellerinin yurda getirilme süresi yürülükten kaldırılmış, yerine İhracat bedellerinin tasarrufu serbesttir (Madde (/1) şeklindeki uygulama başlatılmıştır. Bu suretle, ihracatçılar için onlarca yıldır adeta korkulu bir rüya olan kambiyo takibi de, bedellerin yurda getirilmesi bağlamında tarih olmuştur.

TÜRK TASARIM DANIŞMA KONSEYİ HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2009 / 15355
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 3 Eylül 2009 / 27338

Türkiye, son on yıl içinde, ihracatın fason bağımlılığından kurtulması için bir dizi önlem almaktadır. 2010’lu yıllardaki çıkışın “özgün ihracattan” geçtiği anlaşılmıştır. Aksi takdirde sıradan bir fason ülkesi olmak kaçınılmazdır. İşte özetlemeye çalıştığımız bu gerçek, karar vericileri markalaşma yolunda yeni entrümanlar bulmaya itmektedir. Aşağıda metni verilen mevzuat da bu amaca yönelik olarak hazırlanmıştır.

Belirttiğimiz bu hususlar, Kararın amacının ifade edildiği 1. maddesinde ideal ölçülerde tanımlanmıştır. Bu nedenle fazlaca ayrıntıya girmeden okuyucuyu mevzuatla baş başa bırakmakta fayda görüyor, ancak şu hususu da vurgulamadan geçmek istemiyoruz:

Kitabımızın eski baskılarını da incelemiş olanlar, Türkiye’nin idari yapısında ve karar alma mekanizmalarında, yeni oluşturulan Kurulların veKonseylerin, giderek daha fazla yer aldığını farkedeceklerdir. Bu gelişme, sorumluluğa ortak olma, yaratıcılık, paylaşımcılık gibi hususlarda faydalı görülse de, karar alma ve uygulama sürecinde ciddi boyutlarda sıkıntı yaratabilecek bir durumdur. Bu nedenle Kurullaşma ve Konseyleştirme olgusunun, hem abartılmaması, hem de ve daha önemlisi uygulamayı aksatacak boyutlara vardırlmaması göz önünde tutulması gereken bir noktadır.

TÜRKİYE İHRACAT KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİNİN
KURULUŞ VE GÖREVLERİNE İLİŞKİN ESASLAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2013 / 4286
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 23 Şubat 2013 / 28568

Tüm gelişmiş ülkelerde çok uzun yıllardan beri ihracatın desteklenmesi mekanizmasının temel unsurlarından biri olan Eximbank, ülkemiz ticari yaşamı içinde 1987 yılında bir Bakanlar Kurulu Kararı olarak ve Türk EximbankDevlet Yatırım Bankası’nın Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. Adıyla Yeniden Düzenlenmesine Dair Esaslar başlığı ile çıkarılan düzenlemeyle yerini almıştır. Mevzuat düzenlemesi açısından “Esaslar” tabiri olağan dışı bir yaklaşım olduğunu da ifade etmekte yarar bulunmaktadır. Bahsettiğimiz Esasları yürürlükten kaldıran yeni Bakanlar Kurulu Kararı da yine… Esaslar başlığı ile yayımlanmıştır.

Türk Eximbank’ın, gelişmiş birçok ülkenin resmi destekli ihracat kredi kuruluşlarından farklı olarak kredi, garanti ve sigorta işlemlerini aynı çatı altında toplamış olması, ihracatçı firmalara verilen hizmetlerde bir bütünlük oluşturulmasına imkan tanımaktadır. Hal böyle olmakla beraber, Eximbank’ın, Avrupa’daki örnekleri, örneğin; Alman Hermes, Fransız Coface gibi, ihracat kredi sigorta kurumu işlevi odaklı çalışmasının gerekliliği ve bunun ideal olduğu, çeşitli çevrelerde tartışılmakla beraber, gerek 20 yıla yaklaşan geçmişi ve bu suretle uygulamadan kaynaklanan alışkanlıklar, gerekse ülkemizdeki mevcut bankacılık sistemi dikkate alındığında, Eximbank’ın üçlü çalışma yöntemini uygulamaya, yani kredi, garanti ve sigorta işlemlerini yapmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Ancak, Bankanın uzun vadedeki stratejisine bakıldığında, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, kısa vadeden başlamak üzere fonlama faaliyetlerinden kademeli olarak çekilmenin, garanti ve sigorta faaliyetlerinde yoğunlaşmanın, fonlama faaliyetlerini ise tamamiyle Türk bankacılık sistemine bırakmanın hedeflendiği görülmektedir.

Gelişmiş ekonomilerde 1900 yılların başlarında kurulan Eximbank düzeni, ülkemiz sistemine oldukça geç girmişse de, Türk Eximbank’ın kısa sürede aldığı mesafenin takdirle değerlendirilmesi gerekmektedir.

Burada eklenmesi gereken nokta, Türk Eximbank’ın, ilk kurulduğu dönemde, o tarihlerdeki adıyla Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı; bu Müsteşarlığın ikiye bölünmesinin ardından 1994 yılında Hazine Müsteşarlığı; 2002’de kurulan Hükümetin tasarrufuyla Dış Ticaret Müsteşarlığı, 2007 yılında da Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı ile ilgili kurum olarak irtibatlandırılmış olmasıdır.

TÜRKİYE İHRACAT KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ TARAFINDAN SAĞLANAN KREDİ, GARANTİ VE SİGORTA DESTEKLERİ HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2009 / 15198
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 15 Temmuz 2009 / 27289

Türk Eximbank, kurulduğu tarihten itibaren, ihracatın içindeki en önemli unsurlardan biri olmuştur. 2000’li yıllara kadar ihracatçımızın önemlidesteklerinden olan sürekli değer kaybeden TL, 2000’lerin başından itibaren yüksek değerli TLye dönüştüğünden, Türk Eximbank ihracatçımızın önemli sığınma limanlarından biri, belki de en başta geleni olmuştur. 2009 yılı ortalarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısına bağlanan Eximbank ile ilgili bu önemli düzenleme, Bankanın adeta bir görev tanımı niteliğindedir.

TÜRKİYE’NİN TİCARİ HAKLARININ KORUNMASI HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 95/7608
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 31 Aralık 1995 / 22510

Bu Karar, gerek iç piyasayı korumaya yönelik gerekse üçüncü ülke pazarlarında karşılaşılan pazara giriş engelleri olarak da isimlendirilenticari engelleri bertaraf etmeye yönelik hükümler içermektedir.

Diğer bir anlatımla, bu Karar ile getirilen hükümler dış ticaretin bütününü kapsamına almaktadır. Zira, belirtilen hükümler ithalata yönelik olarak uygulanabileceği gibi ihracata yönelik olarak da uygulanabilmektedir. Ayrıca, bu Karar ve uygulama Yönetmeliği’nden oluşan mevzuatın diğer bir farklılığını mallara ilave olarak hizmetleri de kapsaması oluşturmaktadır.

Bu Karar’ın temel amacı öncelikle diğer ülkeler tarafından uygulamaya konulan ticari engeller nedeniyle ülkemizin ticarete konu olan ürünlerini veya hizmetler sektörünü tehdit eden maddi zararın veya olumsuz ticari etkinin ve ülke çıkarının varlığının belirlenmesi ve evvelemirde tespit edilen pazara giriş engelinin kaldırılması için ilgili ülke veya ülkeler nezdinde girişimde bulunulması ve bir uzlaşmaya varılamaması halinde ise gerekli görülebilecek ticari önlemlerin alınmasını sağlamaktır.

Bu itibarla, mezkur Karar ve ilgili Yönetmelik ile başvuru, ön inceleme ve incelemenin usul ve esasları, bilgilerin toplanması ve doğrulanması, zarar ve zarar tehdidinin kanıtlanması, tarafların dinlenmesi, ilgili ülke ile uzlaşmanın sağlanması ve alınabilecek önlemler hakkında ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

Bu konuda getirilen kuralların işletilmesinin bir ölçüde yerli üretim dallarının ve hizmet sunucuların gerekli delillerle birlikte yapacağı başvurular ile doğru orantılı olduğu öngörülmektedir.

YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI HAKKINDA KARAR

Bakanlar Kurulu Karar No. : 2012 / 3305
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 19 Haziran 2012 / 28328

Eski adıyla,Yatırımları Teşvik Mevzuatı olarak anılan bu mevzuat 2002 yılında yayımlanan Kararname ile “Yatırımlarda Devlet Yardımları” adıyla anılmaya başlanmıştır. Dış Ticaret Mevzuatı ile ilgili bir kitapta Yatırım Desteklerine yer vermemizin sebebi, diğer bazı bölümlerde de vurguladığımız gibi, ihracat maliyetlerinde rekabetçi fiyatların oluşturulabilmesi temel felsefesine paralellik sağlayabilmek içindir. Zira rasyonel ve maliyeti düşük veya düşürülmüş yatırımlar, özellikle imalatçı-ihracatçılar için ihracata giden yolda dış piyasalara rekabetçi fiyat sunabilmenin ilk adımıdır.

Bu nedenle, ihracata yönelmek isteyen girişimcilerin ve sektörde çalışmak arzusunda olanların, yatırım desteklerini ve işleyişini bilmelerinde, sistemin idari yapı içindeki yerini öğrenmelerinde zorunluluk bulunduğunu düşünmekteyiz. Yatırım destekleri konusunda bilgi sahibi olunması, proje hazırlama aşamasında, çok yönlü ve vizyon içeren projeler oluşmasına da önemli, hatta hayati katkılar sağlayacaktır. Yapılan işin veya hazırlanacak raporların yatırım destekleriyle doğrudan ilgisi olmasa dahi, mevzuatın gözden geçirilmesi, bazı kavram ve terimlerin öğrenilmesi açısından yararlı olacaktır.

Aşağıda metni yer alan Kararname, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı ithalat baskısından kurtulmaya yönelik bir mantıkla hazırlanmıştır. Sisteme stratejik yatırımlar adıyla eklenen yatırım teşviklerinin nihai amacı, ithalatı çok üst seviyelere gelmiş ham madde ve yarı mamul maddelerin iç piyasada üretilmesi ve ödemeler dengesinde yaşanan büyük açığın bu suretle azaltılmasıdır.