Kanun Hükmünde Kararnameler
COĞRAFİ İŞARETLERİN KORUNMASI HAKKINDA
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 24 Haziran 1995 / 555
(Yetki Kanunu Tarih ve No: 8 Haziran 1995 / 4113)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 27 Haziran 1995 / 22326
Bazı ürünler, yetiştirildikleri veya üretildikleri yörelerle özdeşleşmişler ve o yörelerin isimleriyle anılagelmişlerdir (Örneğin “Devrek Bastonu”). Sosyal ve kültürel yaşamda olduğu gibi, ticari yaşamda da ürünlerin spesifikasyonlarının giderek detaylandırılması, esasen ürünlerle özdeşleşmiş olarak kullanılan bazı coğrafi terimlerin de koruma altına alınması gereğini doğurmuştur. Patent Enstitüsü’nün web sitesinde yer alan ifadesiyle coğrafi işaretler “Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir.”
Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yi bu kitap kapsamına almamızın nedeni, dışticaret kültürünün önemli bir parçası olan “ürün bilgisi” ve genel anlamda “standardizasyon” bilinciyle ilgili olmasındandır. Esasen bu bölümde yer alan “Marka, Patent ve Endüstriyel Tasarım” ile ilgili KHK’lar da aynı düşünce ile kapsama alınmıştır. Bahis konusu bu KHK’ların, birbirleriyle ve kitabımızın “Kanunlar” bölümünün 15 sıra numaralı “Türk Patent Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile birlikte analizinde fayda bulunmaktadır.
Güncel bir konu olması ve uluslararası platformda tartışılması nedeniyle, burada “Lokum”; “Döner”, “Pastırma” gibi ürünlerimizi de bu bağlamda hatırlatmakta fayda görmekteyiz.
KHK dört bölüm ve 37 maddeden oluşmaktadır. Kitabımıza, okuyucuya genel bir bilgi verilebilmesi amacıyla başlangıç hükümleri alınmıştır.
* KHK’lar, Anayasa uyarınca Hükümeti belli konularda yetkilendiren bir Yetki Kanunu’na dayanmak zorundadırlar. KHK’larla ilgili bölümde, Yetki Kanunlarının da tarih ve numarası verilmiştir.
EKONOMİ BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 3 Haziran 2011 / 637
(Yetki Kanunu Tarih ve No: 6 Nisan 2011 / 6223)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 8 Haziran 2011 / 27958 (Mükerrer)
2011 yılının Haziran ayında yapılan geniş çaplı idari reform (veya kamu reformu) kapsamında, 1994 yılında kurulan Dış Ticaret Müsteşarlığı, Ekonomi Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştır.
Dış ticarette birinci derecede sorumlu ve yetkili Kurum olan Ekonomi Bakanlığı’nın görev kapsamının ve teşkilat yapısının iyi bilinmesi, bu alanda çalışan herkesin, teoriysen olsun, uygulamacı olsun, çeşitli ortamlarda elini güçlendirecek bir veri mahiyetini taşıyacaktır.
Bu Kurumun yakın tarihine de göz atmakta, dış ticaret genel kültürü açısından faydalı olacaktır.
Dış ticarete ilişkin temel görev ve yetkiler 1960’lı yıllarda Ticaret Bakanlığı bünyesinde iken, bu görev ve yetkiler 1971 yılında, yeni kurulan Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlığı’na devredilmiştir. Ancak bu Bakanlığın ömrü kısa sürmüş, dış ticaret konusundaki yetkiler aynı yıl (1971) Ticaret Bakanlığı’na, tabir yerindeyse, iade edilmiştir. 1983 yılında, o tarihte iktidarda olan Hükümetin yaptığı kamu reformu çerçevesinde, dış ticaret işleri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın yetki alanına bırakılmıştır. 1994 yılında kurulan Dış Ticaret Müsteşarlığı aynı görevleri devralmıştır.
Son olarak kurulan Ekonomi Bakanlığı’na, Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesindeki tüm birimlere ek olarak, daha önce Hazine Müsteşarlığı çatısı altında görev yapan “Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü” (yatırım teşvikleri konusunda yetkili birim) ile “Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü” de bağlanmıştır. Bu iki genel müdürlük Ekonomi Bakanlığı’nda, “Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü” adıyla tek bir birim olarak örgütlenmiştir.
Bu bölümde, ülkemiz ihracatına çok önemli katkıları olan ve Haziran 2011 reformunda ilga edilen (kaldırılan) İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi’nden de, özellikle genç dış ticaretçilerin faydalanmasını sağlamak bağlamında, bahsetmek gerekmektedir.
İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi, henüz ülkemizde dış ticaret olgusunun tam manasıyla anlaşılamadığı, ekonominin, yüksek gümrük vergilerinin oluşturduğu koruma duvarlarının arkasında yönlendirildiği bir dönemde, 1960 yılında kurulmuştur (27 Ekim 1960 tarih ve 118 sayılı Kanun). Kısaca İGEME olarak anılan bu Merkez, gerek doğal yapısı ve kuruluş amacı, gerekse Dış Ticaret Müsteşarlığı ile olan organik bağı nedeniyle, ülkemizin ihracat hamlesi içindeki, lojistik destek sağlayan baş aktörlerden biri olmuştur.
Merkez, hazırladığı Pazar araştırması raporları, madde etüdleri; ihracatçılarımız için “alıcı firma” bulmaya yönelik çalışmaları; düzenlediği seminerler, organize ettiği yurt dışı fuarlar ve benzer faaliyetlerle ihracatın ve ihracatçının destekçisi olmuştur. Dış Ticaret Müsteşarlığı, uygulanan bazı devlet yardımlarında (İhracat Pazar Araştırması Desteği ve Eğitim Desteği) İGEME’ye aktif sorumluluklar da vererek, bu Kurumun, uygulamanın içinde de yer almasını sağlamış ve bu görünümü itibariyle İGEME, sadece “Etüd Merkezi” olmanın ötesinde bir hüviyet kazanmıştır.
Bu Kurum, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Haziran 2011 itibariyle kaldırılmış ve tüm işlevleri Ekonomi Bakanlığı bünyesine, İhracat Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılarak alınmıştır. Personeli de yine aynı Bakanlığın çeşitli birimlerinde “İhracatı Geliştirme Uzmanı” unvanıyla görevlendirilmiştir.
ENDÜSTRİYEL TASARIMLARIN KORUNMASI HAKKINDA
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 24 Haziran 1995 / 554
(Yetki Kanunu Tarih ve No: 8 Haziran 1995 / 4113)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 27 Haziran 1995 / 22326
Kanun Hükmünde Kararnamede endüstriyel tasarımı kavramı şu şeklide tanımlanmaktadır: “Tasarım, bir ürünün tümü, veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü ifade eder.”
Sınırların kalktığı küresel rekabet ortamında, sektörde faaliyet gösteren diğer firmalarla yarışta öne çıkmak, müşteri beklentilerine cevap vermek ve memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak, ürün kalitesinin artırılması, etkin pazarlama faaliyetleri ile yapılabileceği gibi günümüz ekonomisinde tasarım yolu ile bu hedefe ulaşmış bir çok kuruluş bulunmaktadır.Yapılan araştırmalar, tüketici ürün tercihinde marka, kalite, fiyat gibi unsurların yanı sıra ürünlerin dış görünümünün de oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Hatta çoğu zaman tüketiciye aynı kaliteyi sunan iki ürün arasında, dış görünüş ürün tercihinde en etkin rolü üstlenmektedir.
Bu nedenle, yeni, sürekli değişim gösteren insan ihtiyaçlarına cevap verebilen, ergonomik ve estetik niteliğe sahip tasarımlar ortaya çıkarmak, fikir sahiplerine ekonomik anlamda gün geçtikçe artan kazanımlar sağlamaktadır.
Tasarım modern bir toplumda giderek artan bir öneme sahip olmaya başlamıştır. Günümüz ticari hayatında, özgün ve yeni tasarımların geliştirilerek tüketicinin beğenisine sunulması ticari başarı elde etme noktasında tek başına yeterli olmamaktadır. Birer fikir ürünü olan tasarımların tüketici açısından çekici bulunması başarılı tasarım kavramını oluşturmakla beraber rekabet gücünü artırıcı unsur olmakta ve bu alanda başarıya ulaşmada etkin rol oynamaktadır. Başarılı bir tasarım ise hayal gücü, üstün emek ve ek yatırımlara ihtiyaç duymaktadır.
Yapılan yatırımların, sarf edilen emeğin ve ürüne dönüşen fikrin korunmasının önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. Koruma ile elde edilen, tasarım hakkı sahibinin izni olmaksızın başka kişilerce tasarımın ticari amaçla kullanımını engelleme hakkı, yapılan yatırımların, hem ekonomik hem de sosyal anlamda geri dönüşümü açısından oldukça önemli olmaktadır. Aksi takdirde, özgün ve yeni tasarımlar fikir hırsızlığı, kopyalama ve taklit gibi tehditlerle karşı karşıya kalacak ve hakkın savunulması oldukça zorlaşacaktır.
* Türk Patent Enstitüsü web sitesinden alınmıştır.
GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE
GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 3 Haziran 2011 / 640
(Yetki Kanunu Tarih ve No: 6 Nisan 2011 / 6223)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 8 Haziran 2011 / 27958 (Mükerrer)
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da, Ekonomi Bakanlığı gibi 2011 Haziran idari reformu kapsamında oluşturulan bir bakanlıktır. Dış ticaret işlemlerinde ve özellikle malların “yurtdışı edilmeleri ve yurtiçine alınmaları” konusundaki yetkileri itibariyle birincil derece yetkili kurum konumundadır. Ekonomi Bakanlığı ile birlikte, dışticaret olgusunda oynadıkları birbirlerini tamamlayıcı ve bütünleyici rol nedeniyle, bu iki Bakanlığın esasen aynı çatı altında birleştirilmesi gerektiği, ilgili çevrelerce ittifakla üzerinde birleşilen bir konu olmakla beraber, bu mümkün olamamıştır. Hatta, eski Gümrük Müsteşarlığı’nın, eski Sanayi ve Ticaret bakanlığı’nın başta İç Ticaret Genel Müdürlüğü olmak üzere bazı birimleriyle birleştirilerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı oluşturulması en çok eleştirilen konulardan biri olmuştur.
Dış ticaret ve gümrük işleri ve işlemlerinin aynı çatı altında birleştirilmesi başka bir kamu reformu paketine kalmıştır diyebiliriz.
KALKINMA BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ
HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
– YÜKSEK PLANLAMA KURULU
– PARA VE KREDİ KURULU
KHK No. : 641 (Yetki kanunu: 6 Nisan 2011 / 6223)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 8 Haziran 2011 / 27958 (Mükerrer)
2011 yılının Haziran ayında yapılan idari reforma kadar “Devlet Planlama Teşkilatı” adıyla faaliyet gösteren bu Bakanlık ülkemizin ekonomik yapılanması içinde son derece önemli görevler üstlenmiş, geçmişte, bünyesindeki Teşvik ve Uygulama Dairesi vasıtasıyla ihracatın ve yatırımların teşviki konusunda uygulamacı kurum olarak da işlev görmüştür (İhracat ve yatırımların teşviki yetkisi 1991 yılında Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığı’na devredilmiş; Hazine teşkilatı ile Dış Ticaret teşkilatını iki ayrı kurum haline getiren 9 Aralık 1994 tarih ve 4059 sayılı Kanunla da ihracat teşviki Dış Ticaret Müsteşarlığı; yatırım teşvikleri de Hazine Müsteşarlığı yetkisine bırakılmıştır. Son olarak da, yatırım teşvikleri Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın yeni yapılanması olan Ekonomi Bakanlığı yetkisine bırakılmıştır.)
Kalkınma Bakanlığı’nın kuruluş yapısını ve görevlerini belirleyen 641 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, bir yandan, ilk üç bölümde, genel bir düzenlemeyle Bakanlığın görevleri ve diğer hususlar düzenlenmekte; diğer yandan dördüncü bölümde ekonomimizin iki önemli Kurulunun (Yüksek Planlama Kurulu ve Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu) görevleri hüküm altına alınmakta ve sekreterya hizmetlerinin bu Bakanlık tarafından yapılması öngörülmektedir.
Yüksek Planlama Kurulu ile ilgili Maddedeki “Kanunlarla ve diğer mevzuatla yetki verilen konularda karar vermek” ve Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu ile ilgili Maddedeki “Bakanlar Kurulunca verilen diğer görevleri yapmak” şeklindeki düzenleme, bu Kurulların sekreterya görevini yapan Kalkınma Bakanlığı’nın ekonomi içindeki uygulamaya yönelik önemini vurgulamaktadır.
Nitekim, kitabın ilgili bölümünde yer verdiğimiz “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı”nın (Karar Sayısı: 94/6401) 5.Maddesindeki “Bu Karar kapsamında Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulunca belirlenecek devlet yardımlarının uygulanması ve takibi Dış Ticaret Müsteşarlığı (Ekonomi Bakanlığı) tarafından yürütülür.” şeklindeki düzenlemeyle, bugün için ihracatın teşviki mekanizmasının temelini oluşturan “devlet yardımları”nı belirleme yetkisi Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu’na verilmiş, dolayısıyla bu Kurul’un sekreterya hizmetlerini yürüten Kalkınma Bakanlığı da, ihracat açısından önemli bir “uygulama” işlevi üstlenmiştir.
Bunun yanında, Bakanlığın görevleri ve özellikle beş yıllık planların ve yıllık programların hazırlanmasına ilişkin görevi, ülkenin dış ticaret faaliyetleri de dahil, tüm ekonomik faaliyetlerinin yönlendirilmesi ve şekillendirilmesi açısından önem arz etmekte; alanındaki ilk başvuru dokümanı niteliğini taşımaktadır.
MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 24 Haziran 1995 / 556
(Yetki Kanunu Tarih ve No: 8 Haziran 1995 / 4113)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 27 Haziran 1995 / 22326
Marka olgusu, dünya ticaret tarihi boyunca, çeşitli biçimlerde kendini göstermiş ve zaman içinde, özellikle 18.Yüzyılda, başta Avrupa’da olmak üzere, gelişmiş ülkelerde, bugün dahi varlığını sürdüren, aile şirketleri bazlı markalar doğmaya başlamıştır. Tarihinin ilk başlarında, marka insanlar arasında sahipliği ifade etmek, bazen birşeylere sahip olduğunu veya üreticisi olduğunu göstermek amacıyla kullanılmaktayken, son iki asırda markalar, “kalite ve güven sembolü” olmayı ifade eder bir nitelik kaznmışlardır.
Önceleri “alameti farika” adı altında çeşitli yasalarımızda yer bulan marka konusu, marka bilinci ve daha da önemlisi markayı koruma bilinci, ülkemizde, 24 Ocak 1980 sürecinin bir sonucu olarak olgunlaşmış ve nihayet 1995 yılında, özel bir düzenlemeyle, 556 sayılı KHK ile ayrıntılı olarak çağdaş esaslara bağlanmıştır (Sürece ilişkin ayrıntılı bilgi, kitabımızın “Kanunlar” bölümünün 15 sıra numaralı “Türk Patent Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” bölümünde yer almaktadır).
Bu Kanun Hükmünde Kararname anlamında marka; “Bir işletmenin mal veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajlan gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir”.
KHK toplam 11 Kısım ve 84 madde olup, hacmi itibariyle bu kitabın ölçülerinin dışında olduğundan, sadece, bir fikir verilebilmesini teminen başlangıç kısmı kapsama alınmıştır. Ticaretle ilgilenenlerin, derinliğine olmasa da bilmeleri gereken “Marka Mevzuatı” nın ve buna bağlı olarak Türk Patent Enstitüsü’nün incelenmesi, önemli bir tavsiye niteliğindedir.
KHK, “Markanın İçereceği İşaretler ve Markanın Elde Edilmesi, Markanın Koruma Kapsamı, Markanın Kullanılması, Marka Tescilinden Doğan Haklarla İlgili Hukuki İşlemler, Marka Başvurusu, Rüçhan Hakkı, Tescil İşlemleri, Başvurunun İncelenmesi, Başvurunun Yayınlanmas, Üçüncü Kişilerin Görüş ve İtirazları, Marka Başvurusu ile İlgili Şekli İşlemler, Tescil, Markanın Koruma Süresi ve Marka Tescilinin Yenilenmesi, Markanın Hükümsüzlüğü ve Marka Hakkının Sona Ermesi, Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkının Sona Ermesi, Marka Hakkından Vazgeçme,Enstitü Kararlarına İtiraz, Garanti Markaları Ve Ortak Markalar, Marka Hakkına Tecavüz Durumları, İşlem Yetkisi Olan Kişiler Ve Marka Vekilleri, Ücretlerin Ödenmesi ve Hukuki Sonuçları” gibi başlıklar altında, marka ve marka hukukunu ayrıntılarıyla hükme bağlamaktadır.
Marka konusundaki analiz ve incelemelerde, kitabımızın “Tebliğler” bölümünün “İhracatta Devlet Yardımları” kısmındaki marka desteklerine ilişkin Tebliğlerin de değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
ÖDÜNÇ PARA VERME İŞLERİ HAKKINDA
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 30 Eylül 1983 / 90
(Yetki Kanunu No: 5 Nisan 1983 / 2810)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 6 Ekim 1983 / 18183 (Mükerrer)
Ödünç para verme işlerine ilişkin mevzuatın bu kitabın kapsamı içine alınmış olması, özellikle son yıllarda, ihracatta önemli bir alternatif finansman aracı olarak sistem içindeki yerini alan faktoring ve faktoring şirketleri ile ilgili hükümler içermesindendir. Ülkemizde henüz istenen seviyelerde yararlanılmayan bu finansman sistemi yanında forfaiting finansman sisteminin daha fazla kullanılır hale gelmesi, ihracatımızın rasyonel yapıya kavuşması açısından kayda değer bir adım olacaktır.
Sırası gelmişken faktoring ve forfaiting hakkında kısa bilgi verelim. En basit anlatımıyla faktoring, ihracatçının, yurt dışındaki alıcısına gönderdiği mal karşılığında alacağını faktoring şirketine devrederek, ihracat bedelini tahsil etmesi, başka bir ifadeyle parasına kavuşması operasyonudur. İthalat faktoringi de sistem içinde yer alan bir diğer işlem türüdür. Faktoring 6 aya kadar olan kısa vadeli alacaklar için kullanılmaktadır. Forfaiting ise, çok benzer bir işlem olup, vadesi 6 aydan daha uzun süreli alacaklar için uygulanmaktadır. Paraya zahmetsiz ve garantili bir şekilde ulaşmanın bir bedeli olduğunun da unutulmaması gerekmektedir. Burada muhasebesinin yapılması gereken husus, sağlanacak faydanın ne olduğudur. En uygun yol faktoring firmalarına danışmak ve şartları öğrenmektir.
PATENT HAKLARININ KORUNMASI HAKKINDA
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KHK Tarih ve No. : 24 Haziran 1995 / 551
(Yetki Kanunu Tarih ve No: 8 Haziran 1995 / 4113)
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 27 Haziran 1995 / 22326
Patent, buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etme hakkıdır. Bu hakkı gösteren belgeye de patent denir. Geleneksel terminoloji ile sınai mülkiyet haklarının içinde önemli bir yer tutan “patent hakkı”, özellikle teknoloji transferinin aracı olması bakımından gelişmekte olan ülkeleri daha çok ilgilendiren maddi olmayan bir mala ilişkin haktır.
Patent Yasalarının amacı; buluş yapmayı, yenilikleri ve yaratıcı fikri faaliyetleri teşvik etmek için gerekli olan korumayı ve buluşlarla elde edilen teknik çözümlerin sanayide uygulanmasını sağlamaktır. Verilen patentler ve bunların sanayide uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleşmesi sağlanır. Sanayi alanında gelişmiş ülkelerde verilen patent sayılarının yüksekliği bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlamaktadır.
Marka, Endüstriyel Tasarım, Coğrafi İşaretler ile ilgili düzenlemelerle hemen hemen aynı tarihlerde 551 sayılı KHK ile yapılan “Patent Düzenlemesi” 14 kısım ve 176 maddeden oluşan bir metindir. Kitabımıza, okuyucuya genel bir bilgi verilebilmesi amacıyla başlangıç hükümleri alınmıştır.
Bağlı olarak TÜBİTAK patent teşvikleri ve KOSGEB sınai mülkiyet hakkı desteği konusunda da, bu Kurumların web sitelerini ziyaret etmekte fayda bulunmaktadır.
* Kitabımızın “Kanunlar” bölümünde yer alan “Türk Patent Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”daki bilgilerin de paralel şekilde okunması önerilir.
