Sabiha TOPRAK / KOCAELİ

Dünya gazetesi NBE Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Kocaeli Sanayi Odası Başkan Vekili Çınar Ulusoy, Gebze Güzeller OSB Yönetim Kurulu Başkanı Adem Ceylan, Teknosad OSB Yönetim Kurulu Başkanı Şamil Tahmaz, Zer Satış ve Promena Hizmetleri Direktörü Orçun Güven, Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Dünya Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, konuşmacı olarak yer aldı. OSB başkanları, iş dünyasının önde gelen isimleri ve çok sayıda davetli de panelde hazır bulunurken, sorular eşliğinde etkinliğe katkı sundu.

■ GÜZELLER OSB YÖNETİM KURULU BAŞKANI ADEM CEYLAN

“ENERJİ VE DOĞALGAZ KRİZİNİ LEHİMİZE ÇEVİRMEMİZ LAZIM”

Türkiye’de 377 OSB var. Bunun 92 tanesi Marmara Bölgesi’nde. Bunun 14 tanesi de Kocaeli ilimizde. Sanayinin başkenti Kocaeli’dir. Sadece 3000’e yakın sanayi odası üyesi var. Diğer odalarla birlikte 30 bine yakın kuruluşumuz var. Böyle baktığımızda Türkiye ekonomisinde gerçekten önemli bir yer alıyor. Türkiye nüfusunun yüzde 40’ı artık Marmara’da yaşıyor. Bunu fırsata çevirmemiz lazım. Avrupa’da enerji ve doğalgaz krizinden dolayı fabrikalar kapanıyor, bütün siparişler Türkiye’ye yöneliyor.Bir Alman firması, Rusya’dan alacağı alüminyumu Türkiye üzerinden almak isteğini söyledi. Bir de Amerika’nın, Çin’e uyguladığı baskılar nedeniyle kimse Çin’den alışveriş yapmak istemiyor. Geçen gün Amerika’dan bir heyet misafir ettik. Artık Türkiye üzerinden operasyon yapmak istiyorlar. Dünya dururken biz Türkiye olarak atak yapmaya başlayabiliriz. Çin’in daha önce yaptığı organizasyonu Türkiye yapabilir. Buna altyapımız esasında hazır. Kocaeli vergide 1. sırada bulunuyor, fakat şirketlerin merkezi İstanbul’da, fabrikası burada, kendisi İstanbul’da. Bundan dolayı da gelir kayıplarımız var. Sanayicilerle aidiyet duygusu içinde özel projeler yapmak lazım. Konut projeleri, aynı İstanbul’daki gibi kasaba kuralım. O insanları da buraya taşımaya çalışalım, bir köy kuralım. “Yeşil Mutabakatı, Türkiye’de ilk başlatan OSB, Güzeller OSB’dir” Yeşil mutabakat denilen bir konu var. Bu konuda Türkiye’de ilk adım atan OSB, bizim kuruluşumuzdur. Şu anda yeşil sertifikamızı aldık. Bizim OSB’mizde yerde bir tane çöp bulamazsınız. Çevreye de katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bugüne kadar 118 bin ağaç dikmişiz. Yarın Avrupa ‘bu belgeyi almadan mal satamazsın’ diyecek. Gebze gerçekten her yerin lojistik merkezi konumunda. Her yere ulaşımın odak noktası. Bunu da fırsata çevirmemiz lazım. Ukrayna ve Rusya arasındaki savaş bile fırsat olabilir. İşlerimizi düzgün yaparsak Çin’in yerini bile alabiliriz. Ülkemizde huzur , güven ve istikrar bu şekilde devam ettiği sürece Kocaeli’nin Türkiye imalat sanayine sağladığı katkı, vergiler ve istihdam rakamlarımız daha da ileri seviyeye ulaşacak ve ekonomimize önemli katkıları daha da artacaktır.

■ TEKNOSAD OSB YÖNETİM KURULU BAŞKANI ŞAMİL TAHMAZ

“BÜYÜKLERİN YANINDA KOBİ’LER DE BİRBİRİ İLE ENTEGRE OLMALI, BİZ OSB OLARAK BUNU HEDEFLİYORUZ”

“Aslında şu anda ki konjonktür birçok terimi yeniden başlattı. Ekonomik ve sosyal hayata yeni terimler getirdi. Bunlardan bir tanesi de dijitalleşmedir. Artık dijitalleşmenin içerisinde büyük ölçekli yapılardan ziyade, küçük ölçekli yapılaşmanın birbirine entegre olduğu bir ortamda daha güçlü sesler getirmeye başlandı. Biz de teknoloji OSB olarak bunu organize etmeye çalışıyoruz. Bahsettiğimiz gibi yeşil enerjiler özellikle büyük bir etki alanı. Aynı zamanda kümeleme modelleri. Biz aslında odaklanmayı ön planda tutuyoruz. Çünkü konuya her bir noktada farklı açılardan baktığınızda, odak noktayı kaçırıp gelişimi engelleyebiliyorsunuz. Arzu ettiğimiz konu aslında budur. Özellikle küçük ölçekli sanayiciler kendi konularına odaklanıp bunu bir bütün haline getirdiklerinde ve birbirleri ile entegre oldukları zaman büyük bir güç elde edecekler. Kocaeli’nde nerede yoğunlaşmamız gerektiğine bakmamız lazım. Tarıma mı, endüstriye mi yoksa sanayiye mi bakacağız öncelikle bunun kararını vermemiz gerekir. Dijitalleşmede ilişki ağımız ne kadar artıyorsa dijitalleşmenin avantajı da o kadar fazla yaşanıyor. Bizler bunun üzerinde konumlanmaya başlıyoruz. Özelikle Kocaeli’de çok fazla KOBİ bulunmaktadır. KOBİ’lerde yönetim aile büyükleri tarafından organize ediliyor. Aslında KOBİ’lerin biraz daha kurumsallaşmaya ihtiyacı var, şeffaflaşmaya ihtiyacı var. Özellikle ilişki ağının ve big datanın çok iyi kullanılması gerekir”. “KOBİ’lerin yeteneklerini birleştirmesi gerekiyor” Öncelikle big data denilen bir konu var. Big dataya doğru soruyu sorabilmek lazım. Şirketlerin yeteneğini bilip doğru soruyu sorup, doğru cevabı alabilmek önemlidir. Bir de artık KOBİ’lerin bir noktada yeteneklerini birleştirmesi gerekiyor. KOBİ’lerin bir araya gelip, bütünleştirme oluşturup doğru ürünü çıkarması gerekiyor. Kümeleme modeli geliştirildi. Birçok AR-GE merkezi bir araya geldiler ve bir ürünü tasarlayıp bileşenleriyle beraber bir marka haline getirmeye çalıştılar. Bunu aslında KOBİ’lerde yapmak daha kolay. Ortak paydada buluşup eser geliştirmek bir marka haline getirmek firmalar arasında gelişmeyi de sağlar. Birbirlerine ihtiyaçları da kaçınılmaz olur. Buna örnek olarak Çin’i gösterebiliriz. Japonların bir sözü var: Küçük adım ama sürekli adım. Bu doğru örnektir. KOBİ’lerde de küçük adım gibi gözükebilir ama birleştiğinde çok büyük bir etki yaratabilir. Nakit ihtiyacı ciddi önem arzediyor. Şirketlerin bilanço üzerinden yönetilme zorunluluğu var. Şirketler krize hazır değil. Ya borçlanma ile büyüyüp ciddi risk alıyoruz ya da bir umut ışığı bekleyip onunla beraber ilerliyoruz. Önemli olan şey rasyoların doğruluğuna inanıp ona göre yatırım yapmak. Özellikle bilanço esaslı ilerlemek, eğer ki aktif ve pasifiniz dengelemiyorsa yatırımda durma kararı, karlılık oranları, maliyetlerinize hakimiyet artık çok önemli olmaya başladı. Ve ciddi anlamda yaptığınız üretimin her aşamasının maliyetini çıkartıp onun karşılığı gelen değerleri ortaya koyup fiyatlamayı belirlemeniz gerekiyor. Finansa da o zaman ihtiyaç oluşuyor”.

■ ZER SATIŞ VE PROMENA HİZMETLERİ DİREKTÖRÜ ORÇUN GÜVEN

“HAYATIMIZA YÜZDE YÜZ GİRMESİ GEREKEN BİR KAVRAM: ESG”

”Bugün yeşil mutabakat, dayanıklılık, sürdürülebilirlilik, ekosistem, iş birliktelikleri gibi birçok terimi konuştuk. Bunlar baktığınızda kendi içlerinde dinamikleri olan çok güzel kelimeler. Fakat bunlar birbirlerini tamamlayan parçalar. Esasında bunları bir araya getiremezseniz bahsettiğimiz o verimlilikten, değer yöntemlerinden ve önerilerinden konuşamayız. Öncelikle Zer olarak en önem verdiğimiz konuların başında sürdürülebilirliliği ve dayanıklılığı sağlamak için gerekli olan ekosistem geliyor. Ekosistemden nasıl faydalanacağız ve sisteme neler katacağız bunlar çok önemli. Bir firma düşünün müşterileri var, tedarikçileri var ve belki son kullanıcılara temas ediyor. İş ortakları var. Bunların hepsi o ekosistemin bir parçasıdır. Fakat bu ekosistemdeki ticareti sürdürebilmek için bazı aksiyonlara geçmek gerekebiliyor. Bu aksiyonlar şu anda çok fazla konuşulmasa da satır aralarında konuşuluyor ve yurt dışında çok gündemde. Bence önümüzdeki kısa dönem içerisinde Türkiye’de de hem teknoloji anlamında hem de iş modelleri anlamında hayatımıza girmesi yüzde yüz olan bir kavram var. O da ESG’dir. Yani çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim. Firmalar artık finansalların dışında, sosyal anlamda da yarattığı değeri, çevreye verdiği önemi de düşünmeye başladı. Kurumlarımızda, organizasyonlarımızda kullanmayı düşünmediğimiz milyon satırlarca veri var. Bu verilerin kullanılabilmesi için de analitik denilen bir kavram var. Ve bu veri analitiği ESG’nin gündeminde olan en büyük konudur. Bir ürünün hammaddesinin nerden çıkacağından başlayarak, o hammaddenin nereden sevk edildiği, nerede kullanıldığı ve nihai tüketici ile hangi kanallardan paylaşıldığı, doğru amaçla mı yoksa farklı amaçlarla mı kullanıldığı gibi birçok önemli konu var. “Veri analizi en popüler konulardan biri olacak” Artık parası olan veya güçlü olanların değil, hayattaki değişimlere çabuk adapte olanların daha fazla ilerleyebileceği bir dönemdeyiz. Veri analizi bence önümüzdeki 2 veya 3 yıl içerisinde istihdam olarak baktığımızda en popüler konulardan biri olacak. Ve şirketler veri analistlerini istihdam etmek zorunda kalacaklar yoksa kullanamayacaklar. İkinci bir mesele ise dijitalleşmenin yanlış anlaşılmasıdır. Ne yazık ki SAP aldığınızda veya veriyi excele döktüğünüzde dijitalleşmiyorsunuz. Firmalar kendi yaptıkları üretim alanı ile ilgili sektörü ve teknolojiyi çok yakından takip etmelidir. Mesela otomotiv sektörünü örnek alırsak, otomotiv dikeyinde inanılmaz teknolojiler geliştiren şirketler var. Zer olarak bu şirketlerle dikeyler özelinde iş ortaklıkları kurmaya çalışıyoruz. Ve ekosistemimizdeki paydaşlara bu şekilde fayda sağlamaya çalışıyoruz. Bir örnekle somutlaştıralım. Şimdi dikey otomotiv dedik ama teknolojinin dikeyi endüstri değil. Teknolojinin dikeylerinden biri yapay zeka tahminleme ve yapay zeka ile tedarikçi bulmadır. Tedarikteki kesilmeler ile alternatif kaynak bulma gibi sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Bir yerde kaynak bulamamaya başladığınızda hayatınız durur. Peki ben bu ürünü başka nerede bulabilirim? Satın alma profesyonelleri bunu sağlamaya çalışıyor ama bunu dünyada yapay zeka ile gerçekleştiren teknoloji şirketleri var. Hangi kategori olursa olsun yapay zeka kullanarak size dünyanın her yerinde onu üreten firmaları listeliyor. Ve bu firmaların bahsettiğimiz ESG skorlarını aynı zamanda finansal derecelendirmelerini söyleyen kayıtlar oluşturuyor.” Önümüzdeki dönemde en büyük hedeflerimizden bir tanesi iş ortaklıklarımızı artırmak ve böylelikle ekosistemimizdeki müşterilerimize her zaman ulaşamayacakları doğru bilgiyi vermektir. Siz bazı noktalarda doğru bilgiye ulaşamayabilirsiniz. Çünkü fokus alanınız orası değil. Zer sizin için satın alma noktasında, doğru iş ortaklıklarıyla işinizi daha sürdürülebilir ve dayanıklı kılabilir. Her şeyi kendimiz yapmaya çalışmamalıyız. Türkiye’de danışmanlık firmaları bu konuda gerçekten iyiler. Veriyi işleme konusu, ESG ve dijital dönüşüm konularında bence organizasyonların kesinlikle destek alması lazım.

■ DÜNYA GAZETESİ YAZARI PROF. DR. ERHAN ASLANOĞLU: “STAGFLASYONA ÇOK YAKINIZ”

Şu anda baktığımızda dünya ekonomisinde bir yavaşlama var. Bu rakamlara net bir şekilde yansıyor. Enflasyon zirvelerde dolaşıyor ve dünyadaki enflasyon yüzde 10’lar civarında seyrediyor. Bizim ülkemiz ile kıyaslandığında çok düşük ama sıfırlardan, birlerden, yüzde 10’lara giden rakamlardan bahsediyoruz. Özellikle Avrupa’daki gelişmeler bunu gösteriyor. Bugün açıklanan bir PMI verisi var. Daha sert bir şekilde de düşüyor. Bu bizim içinde en büyük ihracat pazarımız olması açısından önemli. Biz de daha fazla hissediyor olacağız. Dolayısıyla teknik bir terimle stagfl asyon diyebileceğimiz bir ortama çok yakınız. Büyüme hızı güçlü bir şekilde düşüyor. Enflasyon da zirvelerde dolaşıyor. Ama bu tabloda Merkez Bankaları tüm dünyada enflasyona öncelik vererek güçlü bir faiz yatırımına girdi. Bunlar arasında da en önemlisi FED ve bu konuda Amerikan Merkez Bankası önde gidiyor. Yılbaşında yüzde 1’e çıkarırım dediği faizi şu anda yüzde 3.25’e getirdi. Yıl sonunda yüzde 4.25 civarına getireceğini söylüyor. Para politikaları sıkılaşmaya bundan 4 ya da 5 ay önce başladı. Etkisini de 8 ya da 9 ayda gösterir. 2023 ekonomide resesyon dönemi Önümüzdeki yıl, hem sıkılaşan para politikaları hem de diğer jeopolitik nedenlerle yavaşlama daha çok resesyona dönüşecek. Dünyada dezenflasyon olacak. Bence merkez bankaları önümüzdeki günlerde ve aylarda faiz artırımına devam edecek. FED muhtemelen 5 li rakamlar görecek. Belki üzeri bile olabilir. Doların euroya ve sterline güçlenme süreci devam edecek. Orta vadeye ilişkin, şimdi resesyon yani pastasının küçülmesi deriz iktisatçılar olarak. Pasta küçülünce dünya daha da küçük bir pasta yapacak. O pastadan dilim kapma mücadelesi de artacak. Ve bugünkü dünyada mücadelenin sertleşebileceğine dair mesajlar var. Çünkü büyük sıfırlama diyoruz. Dünya bunu konuşuyor. İklim krizi nedeniyle fosil yakıtlar yerine biz yenilenebilir enerjilere doğru yöneleceğiz. Z kuşağı da bunu istiyor. Bir mücadele olacak bunun politik ve jeopolitik yansımaları olabilir. O resesyondaki mücadele çok hafif olmayabilir. İnşallah olmaz ama jeopolitik risklerin daha da derinleştiği noktalar olabilir. Bunlara hazırlıklı olmamız lazım.

“KOCAELİ, 14 ORGANİZE BÖLGESİ İLE REEL SEKTÖR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR İL”

Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkan Vekili Çınar Ulusoy, Kocaeli’nin ülke ihracatının yüzde 15’ini, ithalatın ise fosil kaynaklı olarak yüzde 22’sini gerçekleştirdiğini, ülke bazında da ortalamada dış ticaret hacminin yüzde 18’ini gerçekleştirdiğini belirtti. Kocaeli’nde ana sanayi kuruluşlarının olduğunu belirten Ulusoy, hacmin yüzde 40’ını ise otomotiv sektörünün oluşturduğunu söyledi. Ulusoy ”Bu sebeple ilimizde çok dağınık bir sanayi yapısı yok. Bunun yanı sıra ilimizde 14 sanayi bölgemiz var. Türkiye’nin tek bilimsel araştırma merkezi olan Tübitak Mam, ilk etabı tamamlanan Bilişim Vadisi , 5 Teknopark, Ulusal Test Merkezi (UME), 2 teknoloji transfer merkezi ve 3 üniversiteyi ilimizde barındırıyoruz. İlk 500’de 84, ilk 1000’de ise 138 Kocaeli işletmesi mevcut. Kocaeli ilimiz İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra vergi sıralamasında 4. sırada bulunmaktadır. 2020’de 3. sıradaydık. Kişi başına ödenen vergilerde, 54 bin 202 TL ile açık ara Türkiye 1.’siyiz. Bu anlamda reel sektör için çok önemli bir iliz” diye konuştu. Ülke olarak benimsediğimiz ortak bir paydamız var. İhracatla kalkınmaya hepimiz inanıyoruz” diyen Ulusoy, “Kısa ve uzun vadeli planlar yapmalıyız. Kısa vadeli planlarda konjonktürel fırsatlar var önümüzde. Bizim Rusyaya olan ihracatımıza bakarsak sanırım yıl sonunda Rusya 2. sıraya çıkacak. Bu çok değerli kısa vadeli bir fırsat örneğin” dedi. Ulusoy, Kocaeli’nde 35 tane liman olduğunu belirtirken, “Biz 250 milyar dolara yaklaşan ihracatımızı bu limanlar sayesinde yapıyoruz. Bunların hiçbir tanesinde devlet yatırımı yok. Tamamı özel sektör tarafından yapılmıştır” dedi. “Şirketlerimizin, firmalarımızın röntgenini çekerken ne durumda olduğunu gösteren ortak bir dil geliştirmekte önemlidir” diyen Çınar Ulusoy, şu değerlendirmeyi yaptı: ” Bu konuda yol almış çok değerli çalışmalar var. Bunlardan bir tanesini bizde sahiplenmeye çalışıyoruz. Ve bunu ortak bir payda haline getirmemiz lazım. Fakat bizim rekabet unsurlarımızı ve imkânlarımızı güçlendirecek dijital dönüşüm çok fazla standardizasyon yok. Bu çok büyük bir eksiklik. Bu konuda çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda da hükümetten beklentimiz finansal kaynakların erişilebilir hale gelmesidir”. Ulusoy, “Bizim konsantre olmamız gereken diğer bir konu ise; Kocaeli’de belirli bir düzeye ulaşan sanayicinin yaşamını Kocaeli’de sürdürmemesi. Kocaeli’de üreten, ilde tüketmiyorsa bir sorun var demektir. Çünkü buradaki zenginlik maalesef ilimize yansımıyor” diye konuşurken, “İnsanlar sosyal anlamda ve eğitim konusunda bir yeri eksik görüyorsa orada yaşamayı tercih etmiyor. Bu konunun sosyal alanda incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. İlimizin yaşam alanı olarak da tercih edilmesi için ilin sosyal yaşamını hep beraber daha güzel hale getirmemiz gerektiğine inanıyoruz.”

“Enerji verimliliği konusunda KOBİ’lere destek oluyoruz”

Yeşil mutabakata yönelik hazırlıklarından bahseden Ulusoy, “Eylem planı kapsamında yer alan hedef ve faaliyetlerin etkin bir şekilde yürütülmesi önemli. Biz de KSO olarak bu sürece özel sektörü temsilen katkı vermeye devam ediyoruz. “Gündeme gelmeden önce de Valon bölgesiyle Belçika’yla anlaşma yaparak enerji verimliliği konusunda 10 KOBİ’mize çalışma yaptık” diyen Ulusoy, “Bunları çoğaltma çalışmalarımız var. KSO olarak, hem dijital dönüşüm hem de yeşil mutabakat konusunda sürekli çalışıyoruz” diye konuştu. KSO Başkan vekili Çınar Ulusoy “ Dünya ciddi ve hızlı bir dönüşümün içinde. Etkileri gözle görülür ve sarsıcı olan iklim değişikliğine yönelik politikalar gündemin ana maddesi. Sosyal ve ekonomik kalkınmanın yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile mümkün olacağı artık çok net bir şekilde masada. Bu çerçevede yeni dünya düzenindeki normalleşmenin “Yeşil ve Dijital” olması planlanıyor. Haliyle dijitalleşme ve karbonsuzlaşma bizlerin de en önemli gündemi olmalı, biz de ülke olarak 2053 için iklim nötr ülke olma hedefi koyduk” dedi.

DÜNYA Gazetesi ve Zer işbirliği ile gerçekleştirilen panelde, Türkiye iş yaşamına, başta KOBİ’ler olmak üzere şirketlere katkı sunacak değerlendirmelerin yanı sıra ekonomik ve sosyal açıdan dünya gündemine ilişkin görüşler de gündeme getirildi.