ABD Başkanı Trump’ın nerede ise her hafta dünya ticaretini etkileyen ve genelde de Çin ve Uzakdoğu’yu hedef alan yeni ticari uygulamaları ve sürekli değişkenlik gösteren ithalatta ülkelere göre uyguladığı GV oranlarındaki değişkenlik, bir ölçüde geleceğine yönelik ön görü imkanının ortadan kalkmış olması, diğer taraftan ABD’yi de yakından ilgilendiren AB-MERCOSUR STA anlaşması tamamlanma sürecinde iken, AB’nin sürpriz bir şekilde 27 Ocak Salı günü Hindistan ile STA anlaşmasını sonuçlandırıp imza ettiğini ilan etmesi dünya ticareti ve dengelerde yeni ve ilginç bir gelişme olarak kaydedilmiştir.
Sn. Trump ikinci defa Başkan seçilip göreve başladıktan sonra, yeni ABD dış politikasını ABD ithalatında uygulamaya aldığı değişken GV oranları ile şekillendirmeye başlamıştır. Süreç o kadar hızlı değişkenlik gösterir hale dönüşmüştür ki takip etmek ve özellikle ülkelerin bu yeni sürece, kısmen siyaset ile ilişkili yeni ticari yaklaşımlara adapte olup, hızlı bir şekilde uyum sağlaması güçleşmiştir. Bu süreçten en fazla etkilenen ülkenin Çin ve takiben AB olduğunu söylemek mümkündür. Dünya ticaretinde ABD’yi de geçerek ilk sıraya yerleşen ve her geçen gün yerini sağlamlaştıran Çin Dünya ticaretinde gerek ihracat gerek ise ithalatta tüm dünya piyasalarını nerede ise belirleme ve yönlendirmeye başlamış konumdadır.
Çin’in ABD ve ABD pazarlarına yönelik belirleyici aşmakta zorlanan, rekabette ve ekonomik süreçte zorluklarla karşılaşan Başkan Trump; hem ABD borçlarını yeniden yapılandırabilmek ve hem de ABD ekonomisine yönelik yükü azaltarak başta otomotiv sektörü olmak üzere kenedi pazarında Çin’in ortaya çıkan ticari baskı gücünü dengeleyebilmek amacıyla GV mekanizmasını en önemli koruyucu kalkan ve etkin önlem olarak kullanmaya başlamıştır.
Başkan Trump’ın Danimarka kontrolündeki Grönland’a yönelik aruzlarını ifade etmesiyle, AB’nin de bazı endişeler ile Grönland konusundaki Trump düşüncelerine doğrudan karşı çıkması, Çin in yanı sıra AB’yi de doğrudan Başkan Trump’ın hedef tahtasına itmiştir. Başkan Trump başlangıçta AB’ye yönelik sağladığı GV avantajlarını hemen kaldırmakla tehdit ettiği bu yeni süreçte, Doğu Blokunda Çin’in en büyük ticari partneri konumundaki Hindistan ile AB’nin STA Anlaşması imzalaması karşılıklı ticari müzakere ve GV oranları mücadelesine yeni bir boyut getirmiştir.
Bu yeni yaklaşımla AB; Çin nüfusunu çoktan aşmış bulunan Hindistan ile STA imzalayarak ABD’ye karşı mücadelede elini güçlendirme gayreti içerisine girmiş bulunmaktadır. Söz konusu Hindistan ile imzalanan STA, AB ile var olan GB anlaşmamız nedeniyle, Türkiye ile Hindistan arasında da müzakere edilerek, iki ülke arasında bir STA imzalanasını ön görmekte, Hindistan ile AB arasında imzalanan STA anlaşması çok da kuvvetli olmayan atıfla, tarafların dikkatini çekmekte ve kısmen her iki tarafı süreci başlatmaya davet etmektedir. İçeriği ise tamamen Türkiye ile Hindistan arasında sürdürülecek müzakerelere bağlı bulunmaktadır.
Esas olarak, hızlı bir şekilde değişkenlik gösteren Trump’ın yeni GV uygulama anlayışı dünya ticaretinde bazı tedirginlik ve belirsizlikleri de beraberinde getirmiş bulunmaktadır. Dünyanın nerede ise üçüncü büyük ekonomisi ve dış ticaret ülkesi olmaya hazırlanan Hindistan ile AB’nin imzalamış olduğu bu STA Türkiye açısından da büyük önem taşımaktadır. Hindistan’dan tekstil hammaddeleri, maden değerli taşlar, ara maddeler ve yarı mamul endüstriyel ürünler ithalatımız, birçok kalemde mamul ürün ihracatımız açısından oldukça önemli bir husustur.
Dünyanın tüketim açısından en zengin ekonomik bölgelerinden biri olan AB ile dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan arasındaki müzakereler, yaklaşık 20 yıldır çok ümit var olmayan bir nitelikte sürdürülür iken, Başkan Trump’ın dünya ticaretine yönelik tutumu bu süreci hızlandırıp sonuçlandıran önemli bir etken olmuştur. Bu hem AB hem de Hindistan açısından ticareti teşvik edici önemli bir unsur olarak ortaya çıkmıştır.
Mevcut durumda Hindistan’ın ABD’ye yönelik ihracatı %50 GV’ne tabi, olup Hindistan’ın ABD’ye yönelik ihracatını ciddi anlamda imkansız hale getirmiş, Hindistan’ı yeni Pazar arayışına zorlamıştır. AB açısından bakıldığında ise, AB-ABD arasında müttefiklik anlayışının zorlu bir sürece tabi olduğunu, Avrupa entegrasyonunda ciddi sıkıntılara sebebiyet verdiğini, gelişmelerin AB içerisinde tasvip edilmeyen ırkçı akımların güçlenmesine imkan tanıdığını, ama münhasıran Danimarka’nın yarı özerk bölgesi Grönland’a yönelik Başkan Trump’ın arzuları, Brüksel ve Yeni Delhi için STA anlaşmasını nerede ise çok yönlü bir can simidi haline dönüştürmüştür.
AB ile Hindistan arasındaki yakınlaşmanın, AB için bazı olumsuz etkilerinden söz etme imkanı olmakla birlikte, mevcut STA 2 milyar nüfus, Dünya GSMH ‘sının % 25’i ve Dünya Ticaretinin 1/3 ünü oluşturan yeni bir STA alanı oluşturulması anlaşmayla karşılıklı tarifelerin azaltılması ile hem ticareti artırma hem de karşılıklı güven oluşturarak savunma bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor olması, mevcut anlaşmayı çok boyutlu hale getiren önemli bir gelişme olarak görmek mümkündür.
Söz konusu STA anlaşmasının karşılıklı ticareti önemli ölçüde artırma potansiyeli ortaya koyması ve AB’nin ABD ile karşılaştığı güçlükleri Uzak Doğu ile telafi etme arayışının bir sonucu ama aynı zamanda dünya ticaretine yeni bir ivme kazandıracak güven unsuru getirecek farklı bir yaklaşım olarak görmekte mümkündür. Önümüzdeki dönemde AB sadece Hindistan ile sınırlı kalmayarak, ABD ekonomi ve ticaretini tehdit eden diğer Uzak Doğu ülkeleriyle imzalanacak SAT’larla ekonomik ticari ilişkilerini güçlendirmesi büyük ihtimaldir.
Her iki taraf 20 yıldır süren STA görüşmelerinde tartışmalı konulardan uzaklaşarak tarım ürünlerini de Türkiye’nin AB ile GB anlaşmasında olduğu gibi, kapsam dışında tutarak, Hindistan’ın önceliklerine dikkat ederek, ülke nüfusunun yarısı için önemli geçim kaynağı ve önemsediği gıda güvenliği anlayışına özen göstererek anlaşma sağlamaları ciddi bir takdir konusudur.
Bir başka ifade ile, mevcut STA’nın daralan dünya ticaretinde çok taraflılığının hâlâ bir yeri ve geleceğinin olabileceğini göstermesi, ticari ümitlerin yeniden yeşermesi yönünde ümit veren yeni bir açılım olduğunu söylemek mümkündür.
Diğer taraftan, Türkiye’nin Uzak Doğu’da Çin’den sonra en büyük ticari partnerlerinden birisi olan Hindistan dış ticaretimiz bu ülke lehine gelişmektedir. Yaklaşık 10 Milyar USD’lik dış ticaret hacmimizin sadece 1.5 Milyar USD’si ihracatımız geri kalan bölümü ise Hindistan’dan yapılan ithalatımızdır. Hindistan’dan yapılan ithalatımızın bir diğer önemli boyutu ise ara ve yarı mamul maddeler ithalatımızın önemli bir yer tutuyor olmasıdır. Bu itibarla AB STA’sından sonra siyasi yönü itibariyle kısmen zorlu bir süreç olacak olsa da Hindistan ile gerçekleştirilecek bir STA anlaşması bu ülkeden yapılacak ithalatımızda maliyet düşürme ve dış ticaret dengesi için ihracatımıza yeni bir kapı aralayabilecektir. Hindistan ile dış ticaret açığımızın büyüklüğü Hindistan üzerinde önemli bir baskı unsuru olarak kullanabileceğimiz unsur olarak görülmektedir. İhracatın ülkemiz açısından stratejik değer taşıdığı muhakkak ancak, ithalatta maliyet düşüklüğü, ara ve yarı mamul kullanılarak üretilen tekstil, endüstriyel ürünler ve mücevherat ihracatımızda ciddi bir rekabet avantajı olarak kullanılabilecek unsurlar olup, ihracatımızı kolaylaştırıp ihracat miktarımızı ve karlılığı artırabileceğimiz yeni bir mekanizma olarak da görülmesi gerekmektedir.
Ömer Faruk DOĞAN
Ankara, 29 Ocak 2026