Handan Sema CEYLAN

Pandemide Kazakistan’ın Almatı Havalimanı’nı tapusuyla birlikte alan, Antalya Havalimanı işletmeciliğini 2052’ye kadar uzatan TAV, bundan sonra metrosundan, ticari alanlarına, konaklamasından otoparkına kadar yeni bir trend haline gelen “airport city”ler kuracak. Almatı satın almasıyla şimdiye kadar vermediği yakıt hizmetini de sunmaya başlayan TAV, free shop, konaklama-ağırlama servisleri, yemek hizmetleri, ulaştırma, teknoloji ve güvenlik hizmetlerini bütünleşik hale getirdi.

Uçaklarda sık sık duymaya alıştığımız “kaptanınız konuşuyor” anonsu, bundan sonra TAV Havalimanları’nın tüm açıklamaları için gerçek olacak. TAV’ın duayen CEO’su Sani Şener’den mayıs ayında görevi devralan “Serkan Kaptan”, soyadıyla uyumlu şekilde şirkete yeni rota çiziyor. 15 havalimanının işlemesini sağlayan TAV, 29 ülkede 90 havalimanında da diğer servis şirketleriyle bulunuyor. Kaptan’a göre, TAV’ın servis şirketleri bu havalimanlarındaki öncü güçleri olacak, buradaki tanınmışlıklarıyla zaman içinde havalimanının tamamının işletmesine de talip olabilecekler. Kaptan, yeni dönem hedeflerini DÜNYA’ya anlattı.

Pandemi sürecinde iki büyük havalimanının ihalesini aldıklarını söyleyen TAV Havalimanları Holding CEO’su Serkan Kaptan, “Bizim sektörümüzde ‘bir ihale anonsu yapıldı, son dakikada hazırlandım, ihaleye girdim aldım’ diye bir şey yok. Yıllarca pazarı takip edeceksiniz, çünkü son dakikada yeteri kadar agresif olamayabiliyorsunuz. Geçmişte ilgilenmişseniz, alabileceğiniz riskleri biliyorsunuz. Pandemiden önce takip ettiğimiz pazarlar vardı. Pandemide her yer dibe çakıldı. Ama biz durmadık” diyor. Antalya Havalimanı’nın ihalesinin süresi bitmeden yenilenmesi sürecini sorduğumuz Kaptan, şunları söylüyor: “Pandemide Antalya Havalimanı’nın yolcu oranı yüzde 30’lara düştü. Ama bunun artacağını biliyorduk. Hep hazırdık, zaten içerde olduğumuz için avantajımız vardı. Ortağımız Fraport ile ihaleyi kazandık. Böylece 2027 başı bitecek olan havalimanı işletme süremizi 2052’ye taşımış olduk. 30 yıllık bir anlaşma hem yatırımcılarımız hem çalışanlarımız açısından önemli bir moral kaynağı. Bunu pandemide başardık.”

Pandemideki ikinci başarılarının Orta Asya’nın merkezi konumundaki Kazakistan’ın Almatı Havalimanı’nı almak olduğunu belirten Kaptan, “Satış görüşmelerine 2018’de başlamıştık. Görüşmeler uzun sürdü. 2020’nin Mayıs ayında görüşmeleri sonuçlandırdık ve tam bir yıl sonra 2021’in Mayıs’ında bu havalimanını üstümüze aldık” diye konuşuyor. Kaptan, İpek Yolu’nun ortasında bulunan bu lokasyonun Çin’in “Kuşak ve Yol” çalışması için de önemli olduğuna dikkat çekerek, “En önemlisi de burada 10-20-30 yıllık imtiyazımız yok, tapusuyla birlikte aldık. Komple bir havalimanı işletmesi… Bizim yurtdışı işletmelerimiz hep limanının A’dan Z’ye bütün servisleriyle işletilmesidir. İlk defa yakıt işini de böylece almış olduk. Önemli bir yakıt devi danışmanımız oldu. Süreci öğreniyoruz. Her şey çok hızlı gelişiyor. Kazakistan’da beklediğimizin üzerinde bir trafik var. Bu sene 2019’un yüzde 6-7 üzerinde olacağını öngörüyoruz” şeklinde konuşuyor.

15 TEMMUZ’DAN DENEYİMLİYİZ ALMATI’DA YOLCULARI KORUDUK

Kısa bir süre önce siyasi bir iç krizle çalkanan Kazakistan’da, süreci nasıl yönettiklerini de sorduğumuz Kaptan, “Kazakistan potansiyeli büyük bir yer. 18 milyon nüfusu var. Dünyanın etrafı karayla çevrili en büyük ülkesi, bu yüzden ‘Landrock’ diyorlar. Petrol, doğalgaz, mineral kaynakları açısından zengin. Kazaklar da 20 yıl önceki Ruslar gibi, gezmeye, harcamaya, iyiyi tecrübe etmeye meraklılar. Oraya doğru bir zamanda girdik. Hatırlattığınız gibi 5 Ocak’ta, bir kalkışma oldu. Bu dönemde havalimanını hiç kapatmadık. Biz Türkler kriz zamanlarını iyi yönetiyoruz. TAV olarak olağanüstü zamanlarda tecrübelerimiz var. Biliyorsunuz 15 Temmuz’da köprüden sonra en ciddi saldırıyı Atatürk Havalimanı’nda yaşamıştık. Ayrıca Atatürk Havalimanı’nda olan hain bombalı saldırıda 47 şehidimiz oldu. COVID’den önce kuş gribinden tutun da Sars’a 11 Eylül’e kadar global krizlerin hepsini yaşadık. Almatı’da bu sıkıntı yaşanınca, devlet otoriteleriyle süreci çok iyi yönettik. En önemlisi de çalışanlarımızın da yolcularımızın da başına hiçbir şey gelmemiş olması. Havalimanına silahlı saldırı olduğunu anladığımız anda uçaklardaki yolcuları güvenli olan kargo depomuza aldık” şeklinde anlatıyor.

200 MİLYON $ KAZAKİSTAN’A 600 MİLYON $ ANTALYA’YA YATIRIM

Kaptan, Kazakistan’da daha güzel hikayeler yazmaya hazırlandıklarını, yeni bir terminal inşa edeceklerini 200 milyon dolar yatırım yapacaklarını anlatıyor. “Burada sadece yeni bir dış hatlar terminali yapmıyoruz aslında. Cumhurbaşkanına ait yeni bir devlet konuk evi, genel havacılık tesisleri yatırımları da yapıyoruz” diyor Kaptan ve şunları ekliyor: “Şu anda Antalya’da da 600 milyon Euronun üzerinde yatırım yapıyoruz ve hızla yol alıyoruz. 2024 sonunda yepyeni tesisleri orada işletmede göreceğiz. Antalya’nın kapasitesini 35 milyon yolcudan 70 milyonlara çıkarıyoruz. Bu çok ciddi bir rakam. Antalya Türkiye’nin turizm başkenti bir de Akdeniz çanağındaki en büyük turizm merkezi. Akdeniz’de Antalya’yı Mikanos veya Ibiza takip ediyor ama sayılar düşük. Mesela İspanya Mayorka’da 350 bin yatak kapasitesi var, Antalya’da bugün 650 bin yatak var. Önümüzdeki 20 yılda 950 bin yatak kapasitesine ulaşacak. Buna paralel biz de kapasitemizi artıracağız.”

TAV İŞLETME HİZMETLERİ VEYA IT ŞİRKETİMİZ YOLUMUZU AÇACAK

Yönettikleri havalimanı sayısının 15 olduğunu anlatan Kaptan, “Ancak sunduğumuz hizmetlerle 29 ülkede 90 havalimanındayız. Hizmet şirketlerimizin gelişmesini isterken, ağımızı büyütmeyi hedefliyorduk. Dolayısıyla biz bir yeri tam olarak işletmeden bile TAV markası ile oralarda tanınırlığımız oluyor. TAV İşletme Hizmetleri veya IT şirketimiz TAV Technologies’in açacağı kapılar sayesinde yatırımcı olarak havalimanlarında olmayı planlıyoruz. Yeni dönemdeki gelişim stratejimizde bu var. Ayrıca hizmet verdiğimiz yerlerde mevcut süreleri artırmayı planlıyoruz. Yakıt hizmetleri gibi diğer hizmetleri de artırarak, daha da kapsayıcı hizmetler vermeyi planlıyoruz” diyor.

TİCARİ ALANLAR DA AÇACAĞIZ METRO DA İŞLETECEĞİZ

Kaptan, hizmetleri ile ilgili, “HAVAŞ’ımız var. THY ile TGS’nin de ortağıyız. Türk pazarının yaklaşık yüzde 80’ine hitap ediyoruz” diyor ve şunları ekliyor: “Yurtdışında da HAVAŞ, Letonya Riga’nın ardından geçtiğimiz aylarda Agreb Havalimanı’nın tüm yer hizmetlerini üstlendik. Sadece yolcu transferi değil, kargo hizmetlerini de veriyor. Bu da ciddi bir operasyon. Onun dışında BTA yiyecek-içecek, TAV Özel Güvenlik ve ATÜ Duty Free şirketlerimiz var. Zincirimizde olmayan tek hizmet trafik kontrol hizmetleri, çünkü onu devlet yapar. Havalimanı işletmeciliği dışına çıkmayı düşünmüyoruz. Ancak yeni dönemde terminal ve klasik havalimanı işletmeciliği dışında havalimanı sahası olan ‘airport city’ diye tabir ettikleri havalimanı şehirlerini yaratmak istiyoruz. Terminallerin içinde otel işletmesi yapıyoruz. Bunu airport city içinde terminal binası dışında kurabileceğiz. Yine aynı şekilde ticari merkezler yapabilecek ve havalimanı içinde tramvay veya metro istasyonları ile otopark işletmeciliğini yapabileceğiz. Yani havalimanları ile bağlantılı olmak şartıyla, oranın gelişimine katkı sunacağız. Bunu da özellikle yurtdışında yapacağız.”

2019 RAKAMLARINI 2023’TE YAKALAYACAĞIZ

Yolcu sayılarında 2019’a çok yaklaşıyoruz. Türkiye, toparlanmada daha şanslı. Genel olarak Avrupa ve dünya çapındaki beklentiler 2019 yılının rakamlarına 2024’te ulaşacağımız şeklinde. Ukrayna-Rusya savaşına rağmen biz 2023’te 2019 rakamlarını yakalayacağımıza inanıyoruz. Türkiye’de Ankara, İzmir Bodrum, Antalya ve Gazipaşa Alanya havalimanlarını işletiyoruz. Yurtdışında da Gürcistan, Makedonya, Tunus, Suudi Arabistan, Hırvatistan, Kazakistan ve Letonya gibi ülkelerdeyiz. Bunlar hep gelişen pazarlar. Gelişen pazarlarda da genelde kriz sonrası toparlanma daha hızlı oluyor. Stratejimiz gelişen pazarlarda olmak. İyi giden dönemde hızlı büyüyoruz, kötüye giden dönemlerin ardından da hızla toparlanıyoruz. 2019’a göre toparlanmamız yüzde 85.

KAPTAN’DAN GELECEK İÇİN ÜÇ TREND

1- PANDEMİ TRENDİ DEĞİŞTİRDİ DEV UÇAKLAR ÜRETİMDEN KALKTI

Pandemiden önce geleceğe bakarken, ‘Havalimanları kalır, büyükler küçükleri bünyesine katar’ diyorduk. Bir de ‘Büyük gövde uçaklarla yolcuları bir noktadan diğerine taşır, oradan dağıtır bir noktaya taşır’ diye düşünüyorduk. Pandemide fikirler çok değişti. ‘Hub to hub’ dediğimiz bu sistem ve dev uçaklar fikri pandemiyle öldü. Mesela dünyanın en büyük uçaklarının üretimi, çift katlı Airbus A380’lerin üretimi geçen sene durduruldu. Böylece ilk defa, dünyada bir uçak üretim bandındayken, imalatına son verildi. Bir de bazı ülkelerin bayrak taşıyıcısı hava yolları satıldı. Ama özelliklerini ve kimliklerini kaybedip ortadan kalktılar. Kriz dönemlerinde devletin desteği çok önemli. THY bunun en güzel örneklerinden biri. Bugün Avrupa’da ‘low cost’ dediğimiz düşük maliyetli havayollarının ardından en çok müşterisi olan; THY. Bunun da önemli nedeni krizi doğru politikalarla yönetmiş olmak ve kaliteli hizmet.

2- UYGUN MALİYETLİ HAVAYOLLARI İÇİN DAHA BASİT TERMİNALLER GELİŞECEK

Low cost, havayolları da önemli bir trend. Bu düşük maliyetli havayolları, ana havalimanlarına uçmuyorlar. Mesela Londra’da Heathrow’a, Paris’te Charles de Gaulle’e uçamıyorlar. Daha ucuz olan ikincil veya üçüncül şehir havalimanlarına gidiyorlar. Tamamen maliyet odaklılar. Elbette bu ihtiyaca uygun havalimanı hizmetleri de önemli bir trend olacak. Yolcu zaten daha uygun fiyatlı uçuşta sadece maliyete bakıyor. Gelecekte belki aynı havalimanlarında daha basit, hizmet çeşitliliğinin kısıtlı olduğu terminaller de olacak.

33 MULTI-MODAL TAŞIMACILIK ARTACAK

Hava kargonun önemi maliyetlere rağmen azalmadı. Çünkü globalleşen dünyada daha sabırsız olduk. E-ticarette herkes aldığı ürünün ertesi gün kendisine ulaşmasını istiyor. Bu trendin de hava kargo işlerine yansıyacağını düşünüyorum. Multimodal dediğimiz kargo merkezlerinin sayısı çok çok artacak. Size yine Kazakistan’dan örnek vereyim. Ülkede deniz yok ama müthiş gelişmiş kara-demir ve havayolu var. Oradaki havalimanında kargo tesislerimizin kendi demiryolu istasyonları var. Dünyanın en önemli hızlı moda devlerinden biri, Avrupa’dan kargo uçaklarını Almatı’ya yolluyor. Buradan ürünler küçük uçaklarla ya da TIR’larla bölgeye dağıtıyor. Aynı şekilde Çin’de ürettiği ürünü de yine Almatı’dan Avrupa’ya taşıyor. Bu tarz taşıma gelişecek.

LOUNGE’LARDA TABLOLAR, HEYKELLER MERKEZDE DİJİTAL SANAT…

Serkan Kaptan ve ekibi ile Contemporary İstanbul’un 17’nci edisyonunun düzenlendiği Haliç’teki Tersane İstanbul’da buluştuk. Kaptan, TAV Passport ile sponsor oldukları CIF Dialogues panelinin ardından sorularımızı yanıtladı. CIF Dialogues panelinin moderatörü Cenova Müzesi’nin Direktörü Mark Olivier Wahler’in kendisini sahneye “Bir müze direktörü olarak kendilerini çok kıskanıyorum. Biz müzelerimize gelecek insan ararken, onların salonlarından milyonlarca insan geçiyor” dediğini hatırlatarak, sanatla ilişkilerini soruyorum. Kaptan, şunları söylüyor: “Havalimanlarında alış-veriş dışında, yolcuların bekledikleri alanlarda farklı bir tecrübe sunmak istedik. Sanat için ilk adımı Atatürk Havalimanı’nı işletirken atmıştık. Check-in salonunda büyük kalıcı bir sergi alanı ayırdık. Ardından Ankara’da ve İzmir’de de sanata ağırlık verdik. Bu işi bir üst aşamaya lounge’larımıza çıkardık. Gürcistan’daki CIP salonumuzda, yerel sanatçıların yağlı boya resimlerini, heykellerini sergiledik. Sonra bunu diğer lounge’larımıza da taşıdık. Bizim salonlarımıza girdiğinizde duvarlarda sanat eserleri görürsünüz, masalarda objelere rastlarsınız. Altlarında kodları vardır, lounge’ın resepsiyonundaki arkadaşlarımız ilgilenenlere sanatçıyla ilgili bilgiler verir. Bu sanata bakışımızın havalimanı boyutu. Ayrıca kendi ofi slerimizde de sanatın içindeyiz. İstanbul’daki 7 katlı merkez ofi simizde, dijital sanatı tanıtmak için bir Türk sanatçıyla çalıştık. 60’ın üzerinde eseri var. Koleksiyonlarımızda popüler sanatçıların eserleri de var, genç sanatçıları da destekliyoruz.”