Burcu GÖKSÜZOĞLU

* Yerli yatırımcıların sermaye piyasalarına ilgisi şu anda nasıl? Yatırımcı sayısı ve işlem hacminde son durum nedir?

Biz uzun yıllardan beri pay senedi yatırımcısı sayısı açısından 1 milyon seviyesindeydik. Artan ilgiyle bu sayı 2021 yılı sonunda 2,3 milyon kişiye ulaştı. Şu anda pay senedi yatırımcısı sayısı 2,5 milyonu aştı ve yerli yatırımcıların pay senedindeki varlıkları da 760 milyar TL’ye yaklaştı. Tabii ciddi likit olan bir borsamız var. Burada yerli yatırımcıların hakimiyetinin çok daha arttığını görüyoruz. Geçmişte de aslında likiditeyi yine yerli yatırımcılarımız sağlıyordu. Yabancı yatırımcılarımız alıp tutan uzun vadeli, yerli yatırımcılarımız ise daha fazla işlem yapan, kısa vadeli bir profile sahip. Yerli yatırımcılarımızın hâkim olduğu bir piyasayı son iki üç yıldan beri gözlemliyoruz. Bunun bu şekilde devam edeceğini öngörüyorum.

* Peki halka arzlar… Geçen sene rekor kırılmıştı. 2021 yılı ile kıyaslarsanız bu yılın ilk yarısı nasıl geçiyor? Yılsonu halka arz sayısı, halka arz büyüklüğü ne olur? Yeni rekor gelir mi?

Bu sene de bir rekor bekliyorum. 2021 yılında malumunuz 52 şirket 21,6 milyar TL kaynak sağladı sermaye piyasalarından. Bu rekor bir seviyeydi. 2022’nin aslında ilk altı ayı da bence çok iyi geçti ve yaklaşık 23 halka arz, 12 milyar gibi bir rakama ulaştı. Şu anda SPK ve Borsa İstanbul’a olan başvuruların çok yoğun olduğunu biliyoruz. Muhtemelen biz şirket sayısı anlamında yılsonu itibariyle 52’yi geçeceğiz. Ama miktar tarafında nispeten biraz daha küçük ölçekli şirketlerin halka arzının yapılacağını düşünüyorum. Halka arz büyüklüğü açısından nispeten küçük olan şirketlerin borsaya geleceğini düşünüyorum. Bu yılın ilk yarısında tüm dünyada halka arzlar, hem şirket sayısı hem de tutarı itibariyle azalırken Türkiye’de ise arttı. Hem şirket sayısı hem de TL bazında halka arz tutarında bu yıl geçen yıla göre artış olacağını öngörüyorum.

* Genelde 1 milyar TL’nin altında küçük halka arzlar oluyor, büyük halka arzlar yaşanmıyor eskisi gibi. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Yabancı yatırımcının Türkiye’de son yıllarda payının düştüğünü gözlemliyoruz. Tabii burada özellikle dünya para piyasalarındaki gelişmeleri de dikkate almak gerekiyor. Bizler geçmişte halka arzlarda, büyük halka arzların çoğunda, arzın büyük bir kısmını yurt dışına plase ederdik. Yani halka arz miktarı hatta yüzde 65-70’i yabancı yatırımcılara satılırdı, geri kalanı ise yerli bireysel ve yerli kurumsal yatırımcılara satılırdı. Yabancı yatırımcı genelde küçük halka arzlara ilgi göstermezdi, likiditesi az olduğu için. Şimdi ise son yapılan halka arzların çoğunda yabancı yatırımcı sayısı yok denecek kadar az. Bu yüzden de büyük halka arz yapılma ihtimali biraz düşük oluyor. ‘Neden büyük halka arz gelmiyor?’un sebebi de aslında bu. Aracı kurumlarımızın şu anda büyük halka arz yapabilmeleri için, yabancı yatırımcılara plase edebilmeleri için yabancı yatırımcıya bunları ulaştırmaları gerekiyor. Şu anda böyle bir ilgi maalesef yok denecek kadar az. Bu yüzden bu ilgiyi bulamadıkları için büyük halka arzlar gelmiyor. Küçük halka arzlarda özellikle bireysel yatırımcıların ilgisi hala mevcut, çok canlılık var. Dolayısıyla şu anda yerli yatırımcıların mevcudiyeti, küçük halka arzların yapılmasına olanak sağlıyor. Biz genelde büyük halka arzları yabancı yatırımcılara da tahsis ederek, onları da bu işin içine dâhil ederek arzı planlardık. Fakat yabancı yatırımcı şu anda az olduğu için büyük halka arzları yapmak konusunda sektör biraz daha temkinli. Dolayısıyla biz şu anda daha küçük halka arzların olacağını tahmin ediyoruz ve bekliyoruz.

* Yabancı yatırımcı neden yok? Yabancıyı çekmek için ne yapmak lazım?

Dünya para piyasalarındaki gelişmelerden kaynaklanan bir durum. Mevcut jeopolitik risklerin yanı sıra özellikle dünyada faizlerin artmasından dolayı yabancı yatırımcılar, genel olarak kendi memleketlerindeki finansal enstrümanlara ilgi gösteriyor. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkeler için bir risk oluşturuyor. Dolayısıyla borsamıza ilginin az olmasını bu anlamda doğal karşılıyorum. Fakat bunu bir şekilde kabullenmektense bizim özellikle borsamızın tanıtımını yaparak, şirketlerimizi roadshow’lara götürerek, şirketlerimizi tanıtarak bu ilgiyi canlı tutmaya devam etmemiz gerekiyor. Yani bundan hiçbir şekilde ödün vermememiz gerekiyor. Bizim de Birlik olarak özellikle yabancı yatırımcı sayısını ve payını artırma yönünde çalışmalarımız var. Bunu gündemimize aldık ve bu, önceliklerimizden bir tanesi. Burada yeni enstrümanlarla da özellikle yabancıların ilgisini çekebileceğimizi düşünüyoruz. Örneğin şu anda yeşil ürünlere çok ciddi bir ilgi var. Bizim bu konudaki mevzuatımız güncellendi. Gerek tahvillerle gerekse yeni ürünlerle özellikle yeşil konusunda farklı yatırımcı klasmanına hitap edebiliriz. Keza bizim yine burada özelleştirmeleri tekrar gündemimize almamız söz konusu olabilir. Burada büyük ölçekli halka arzlarda farklı farklı coğrafyalara giderek, gerek Amerika, gerek Kıta Avrupası, gerek Orta Doğu, gerek Uzak Doğu’da şirketlerimizi tanıtarak oradan bir ilginin yaratılabileceğini düşünüyoruz. Özellikle bu konuda geçmişte çok başarılı özelleştirmeler oldu.

* Özelleştirme dediniz uzun süredir görmüyoruz, artabilir mi, yabancı buna ilgi gösterir mi?

Özelleştirme furyasının yeniden başlayabileceğini düşünüyoruz. Bazı hazırlıkların olduğunu da biliyoruz. Bu da bizim için umut verici. Bizim burada Birlik olarak en önemli görevlerimizden bir tanesi bu dengeyi iyi sağlamak. Özellikle yabancının da likiditeden ziyade uzun vadeli yatırımı tercih etmesi halka arzların performansını da hisse senedinin performansını da çok olumlu etkiliyor. Ve Türkiye’ye çok ciddi bir döviz girişi sağlıyor. Ülkemizi tanıtarak, Borsamızı tanıtarak yabancı yatırımcıların ilgisini tekrar çekebilmemiz gerekiyor. Çünkü Borsamız ve sermaye piyasalarımız rüştünü ispat etmiş olan piyasalar.

Yerlinin yatırım sepetinde hissenin yeri büyüdü

* Peki yerli yatırımcıların finansal varlıklarında pay senedinin yeri nasıl değişti? KKM ve GES gibi ürünler etkiledi mi?

Borsa yatırımcısını, tamamen pay senedi yatırımcısı olarak genellemek doğru olmayabilir. Yatırımcının kendi portföyünde farklı farklı plase ettiği alanlar olabiliyor. KKM çok dominant bir ürün, bu ürün dolayısıyla çok ciddi bir ilgi gördü. Bunun devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü farklı ürünlerin piyasaya gelmiş olmasını destekliyoruz. GES de bu anlamda önemli bir ürün. KKM’nin yanı sıra özellikle TL varlıklara olan ilgi devam edecek ve borsa da bu anlamda çok ciddi bir alternatif. Aynı şekilde portföy yönetimi tarafına baktığımızda burada da çok ciddi bir ilginin olduğunu görüyoruz. Portföy yönetim şirketlerinin Mayıs 2022 verilerine baktığımız zaman, yönetilen portföy büyüklüğünün 1 yılda yüzde 90 arttığını, 825 milyar TL’ye ulaştığını görüyoruz. Yatırım fonu sayısının binin üzerine çıkmış olması da çok önemli. Yatırım fonları portföy büyüklüğü yaklaşık 422 milyar TL’ye ulaştı. Emeklilik yatırım fonları ise 321 milyar TL’ye ulaştı. Borsamızdaki gerek bireysel yatırımcının, gerek kurumsal yatırımcının dengesi de önemli. Çünkü profesyonel yatırımcıların varlığı özellikle sermaye piyasalarının gelişimi için çok daha önem arz ediyor. Tabii ki sermaye piyasalarına ilgi halka arzlarla çok daha belirginleşti.

Mutlaka danışmanlık alın ve tasarruflarınızı sepet şeklinde yönetin

* Yüksek enflasyon, resesyon endişelerinin olduğu bir ortamda yatırımcılara ne gibi tavsiyeleriniz var?

İstanbul Sanayi Odası’nın açıklamış olduğu rakamlara baktığımız zaman reel sektörümüzün pandemi dönemini, 2020 ve 2021’i çok başarılı geçirdiğini görüyoruz. Tabii ki hiçbir zaman enflasyonu tercih etmeyiz ama burada da açıkçası sanayimiz geçmişte çok başarılı bir sınav vermişti, şimdi de vereceğini düşünüyorum. Talebin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Emtia keza önemli bir konu, petrol keza öyle, cari açık sorunumuz doğru ama bunlara rağmen ben hala olumluyum. Çünkü şirketlerimizin olumlu bir sene geçireceklerini ve büyüyeceklerini düşünüyorum. Tabii tasarruf sahiplerimiz konusunda, biz her zaman finansal okuryazarlığı ön plana koymuş olan bir Birliğiz. Çok volatil bir ortamda yaşıyoruz şu anda. Özellikle tasarruf sahiplerine en önemli tavsiyemiz kendi profillerini iyi etüt etmeleri. Yani gerek aracı kurumlarımızdan gerek portföy yönetim şirketlerinden gerekli danışmanlıkları alarak bu konuda tasarruflarını sepet şeklinde yönetmelerini tavsiye ediyorum. Yatırım danışmanlığı konusu önemli. Gerek portföy yönetim şirketlerimiz gerek aracı kurumlarımızdan bu konuda tavsiye alarak yatırımlarını yapmalarını, kendi risk profillerine ve vadelerine göre sepet oluşturmalarını öneriyorum. Bu açıdan baktığınız zaman mevduat da bir alternatiftir tabii ki. Dolayısıyla varlıklar arasında nasıl bir dağılım yapacaklarını özellikle profesyonel bir danışmanlık hizmeti alarak yapmalarını öneririm. Keza fonlara para yatırarak da bunu yapmaları söz konusu olabilir. Çünkü bu ortamları, profesyonellerin çok daha rahat, çok daha iyi yönettikleri bir ortam olarak değerlendirebiliriz.