Tüm halkımızı çok yakından ilgilendiren ve merakla takip edilen temmuz ayı tarım üretici fiyat endeksi (Tarım üretim enflasyon oranı) TÜİK tarafından açıklandı. Tarım enflasyonu maalesef yükselme eğilimini sürdürüyor. TÜİK in verilerine göre 2022 temmuz ayında tarım enflasyonu aşağıda şekilde açıklanmıştır.

Bir önceki aya göre=%5 (Temmuz ayı enflasyon oranı)

Bir önceki yılın aralık ayına göre=%108,78 (Yılbaşından bu yana gerçekleşen tarım enflasyonu)

Bir önceki yılın aynı ayına göre=%157,89 (Yıllık tarım enflasyon oranı)

12 aylık ortalamalara göre=%79,39         

Tarım sektörlerinde bir önceki aya göre, ormancılık ve orman ürünleri sektöründe %2,66 azalmış, tarım ve avcılık ürünleri sektöründe %4,78 artış, balık ve balıkçılık ürünleri sektöründe %25.09 artış gerçekleşmiş.

Tarım enflasyonu, TÜFE ve ÜFE gibi yılbaşından bu yana maalesef yükselme eğilimindedir.2022 yıl ocak temmuz ayına bakacak olursak; Ocak=%52-Şubat=%80,99-Mart=%84,11-Nisan=%117,31-Mayıs=%154,97-Haziran=%148,9-Temmuz=%157,89 olarak gerçekleşmiştir.

Enflasyon, türü ne olursa olsun tüm dünyada bir sorun olmaya devam ediyor ama bizdeki kadar yüksek seyretmiyor. Dünyada son bir yılda gıda fiyat endeksi %13 olmasına rağmen bizde bu rakam %94 olarak açıklandı. Ayrıca küresel gıda fiyatları, son dört ayda düşme eğiliminde olmasına rağmen bizde maalesef yükselişini sürdürmektedir.

Son bir yılda çiftçilerimizin kullandığı temel ürünlerde yapılan zam oranları ise şöyledir: Gübre=%53-Mazot=%249-Zirai ilaç=%200-Tarım işçiliği=%150-yem=%170-ekmeklik buğday tohumu=%300-Besi yemi=%83-Süt yemi=%97-Yumurta yemi=%169 oranında artmıştır.

Yukarıdaki zam oranlarından sonra bazı çiftçilerimiz artan maliyetler karşısında tarım alanlarını ekmekten vazgeçerek tarlalarını boş bırakmayı tercih etmişlerdir. Çünkü ürün satış fiyatı çiftçinin maliyetini kurtarmamaktadır.28 milyon hektarlık ekim alanlarımız 23 milyon hektara düşmüştür. Bunun sebebi artan maliyetlerin çiftçiyi olumsuz yönde etkilemesidir.

Birçok çiftçimiz de aldıkları krediyi ödeyememektedir. Ve ödenemeyen kredi borcu 224 milyar TL. nin üzerindedir. Hükümet, kredi ve yurtlar kurumuna borcu olan öğrencilere uygulanan faizin silinmesi uygulamasını acilen çiftçilerimize de aynı şekilde uygulamalıdır. Yani çiftçinin kredi borcunun faizi silinerek anapara uzun vadeye yayılmalıdır ki çiftçilerimizin önü açılabilsin ve işlerine dönsünler.

Öte yandan gıda ithalatı yapmamız da çiftçi için olumsuz bir gelişmedir. İthalata vereceğimiz paranın bir kısmını çiftçiye destek için kullansak hem çiftçimiz kazanacak hem tüketiciler kazanacak hem de yurt dışına para çıkışımız olmayacaktır. Bazı ürünlerde gümrük vergisi düşürülmekte hatta sıfırlanmaktadır.

İçinde bulunduğumuz yaz aylarında sebze meyve mevsimi olmasına rağmen pazarda, markette, çarşıda bazı ürünlerde ucuzluk olsa da genel olarak baktığımızda 10-15 TL’den daha ucuz sebze ve meyve bulunmamaktadır. Kaldı ki tane ile meyve sebze alan vatandaşlarımızın sayısı her geçen gün çoğalmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde et ve süt kurumlarında küçük baş hayvan eti için %30-35 oranında indirim yapılacağı açıklanmıştı. Ardından Sn. Cumhurbaşkanımız, et ve süt kurumlarında büyük baş hayvan eti için de aynı oranda indirimli satışlara geçileceğini, tarım kredi kooperatiflerinde ise en az 30 çeşit üründen (şeker, un, yağ, pirinç, bulgur, makarna, Ayçiçek yağı, zeytinyağı, et ürünleri vd.)  15 ağustostan itibaren büyük oranda indirim yapılacağını açıklamıştı. Bunun üzerine halkımız 15 ağustostan itibaren tarım kredi kooperatifi tanzim satış mağazalarına akın etti. Ancak indirimin söylendiği şekilde olmadığı, şeker ve et ürünlerinin bulunmadığı, yapılan indirimin kayda değer oranlarda gerçekleşmediği, hatta bazı ürünlerin diğer zincir marketlerden daha pahalı olduğu gözlendi. Bu arada tarım kredi kooperatiflerinin cirosu birkaç gün içinde yedi katına kadar ulaşmış.

Buradan şu gerçeği anlayabiliyoruz. Halkımızın büyük çoğunluğunun geçim sıkıntısı çektiği, ucuzluğun hayati önem taşıdığı, az veya çok indirim yapıldığı için dar ve orta gelirlilerin aile bütçelerine katkısını bir kez daha anlamış oluyoruz.

İndirim sıkı ve sürdürülebilir bir politika uygulanarak yapılmalıdır. Demek ki talimatla uygulanan indirimler bekleneni veremiyor. Yukarıda TÜİK tarafından açıklanan tarımda üretim enflasyon oranı %157,89 a kadar yüksek bir orana ulaştıysa bu girdi maliyetlerini yani üretici enflasyonunu düşürmeden indirim beklemek hayalden öte gidemez. Bugün çiftçilerimizin kullanmak zorunda olduğu mazot, gübre, zirai ilaç fiyatlarının düşürülmesi, çiftçiye verilen desteklerin gözden geçirilerek çoğaltılması, mazottan alınan KDV ve ÖTV’nin çiftçiden alınmaması, ithal edilen gıda ürünleri için tekrar bir düzenleme yapılarak ülkemizde üretiminin gerçekleştirilmesi sağlanması, kredi borçlarının faizinin silinmesi gibi destekler verilerek tarımın gelişmesine öncelik verilmektedir.

Ülkemizde maalesef sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikamız mevcut değildir. Çiftçilerimiz kendi öngörüleriyle ekim yapmaya çalışmaktadır. Örneğin bu yıl patates iyi para etti dite önümüzdeki yıl çiftçilerimizin büyük çoğunluğu patates ekmekte ancak ürün bolluğu nedeniyle beklenen kazanç elde edememektedirler. Aynı şekilde soğan bu yıl para etmedi diye önümüzdeki yıl soğan ekimi az yapıldığında bu defa soğan az olduğu için fiyatı da yükselmektedir. Dolayısıyla beklenen istikrar sağlanamamaktadır. Öncelikle yapılması gereken Türkiye’nin tarım ürünleri ihtiyacını ve ihracat rakamlarının belirlendikten sonra bölgelere göre çiftçilerin ekim yapmasını sağlayarak hem üreticinin hem tüketicinin hem de ülke menfaatlerinin sağlanmasıdır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist