Emeklilerin bayram ikramiyesi, ilk kez uygulamaya konulduğu günden bu yana sosyal devlet anlayışının somut bir göstergesi olarak görülüyor. Bayram öncesinde artan harcamalara bir nebze olsun katkı sağlaması amaçlanan bu ödeme, yıllar içinde sembolik bir destekten ziyade emeklilerin geçim dengesi açısından önemli bir kalem hâline geldi. Ancak asıl tartışma noktası, ikramiyenin nominal olarak artırılıp artırılmadığından çok, enflasyon karşısında alım gücünü koruyup korumadığı meselesi.
Bugün gelinen noktada, “Emeklinin bayram ikramiyesi ne kadar olmalı?” sorusu artık basit bir rakam tartışması değil; enflasyon muhasebesi, gelir adaleti ve refah paylaşımı ekseninde ele alınması gereken yapısal bir konu hâline dönüşmüş durumda.
BAYRAM İKRAMİYESİNİN BAŞLANGIÇ NOKTASI VE REEL DEĞER KAYBI
Emeklilere bayram ikramiyesi ilk kez 2018 yılında verilmeye başlandı. O dönem için ikramiye tutarı 1.000 TL olarak belirlendi. 2018 yılında yıllık TÜFE enflasyonu yaklaşık yüzde 20 seviyesindeydi ve 1.000 TL, bayram öncesi temel ihtiyaçları karşılamada anlamlı bir katkı sunabiliyordu.
Ancak aradan geçen yıllar içinde yüksek ve kalıcı hâle gelen enflasyon, bu ikramiyenin reel değerini ciddi biçimde aşındırdı. Nominal artışlar yapılmış olsa bile, enflasyonun altında kalan her düzenleme emeklinin satın alma gücünü korumaya yetmedi. Burada kritik ayrımı yapmak gerekiyor:
• Nominal artış, rakamın büyümesidir.
• Reel artış ise o rakamla alınabilen mal ve hizmet miktarının korunması ya da artırılmasıdır.
Emekli açısından önemli olan ikinci başlıktır.
ENFLASYON HESABIYLA BUGÜN İKRAMİYE NE OLMALI?
Sağlıklı bir değerlendirme için şu soruyu sormak gerekir:
2018’de verilen 1.000 TL’nin bugünkü alım gücü kaç TL’ye karşılık geliyor?
TÜFE baz alınarak yapılan kümülatif enflasyon hesapları, 2018’den bugüne fiyatlar genel seviyesinde çok ciddi bir artışa işaret ediyor. Yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranları üst üste konulduğunda, 2018’deki 1.000 TL’nin bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 4.500 – 5.000 TL bandına denk geliyor.
Bu şu anlama geliyor:
Eğer amaç, bayram ikramiyesinin ilk verildiği yıldaki alım gücünü korumak ise, bugün bir emekliye ödenmesi gereken bayram ikramiyesi en az 4.500 TL civarında olmalı.
Burada “en az” ifadesi özellikle vurgulanmalı. Çünkü bu hesaplama sadece TÜFE ortalamasını baz alıyor. Oysa emeklilerin harcama sepeti, TÜFE ortalamasından farklı bir yapıya sahip.
EMEKLİ ENFLASYONU VE TÜFE ARASINDAKİ FARK
Resmî enflasyon oranları, toplumun genel tüketim alışkanlıklarını yansıtan geniş bir sepet üzerinden hesaplanıyor. Ancak emeklilerin harcama kompozisyonu bu sepetten belirgin biçimde ayrışıyor.
Emekliler için harcamalarda öne çıkan kalemler şunlar:
• Gıda
• Kira ve konut giderleri
• Elektrik, doğal gaz, su
• Sağlık ve ilaç harcamaları
Son yıllarda en yüksek fiyat artışlarının da tam olarak bu kalemlerde yaşandığı biliniyor. Dolayısıyla emeklinin hissettiği enflasyon, çoğu zaman açıklanan TÜFE’nin üzerinde gerçekleşiyor. Bu durum, “ortalama enflasyon” ile “emekli enflasyonu” arasında ciddi bir makas oluşmasına yol açıyor.
Bu açıdan bakıldığında, bayram ikramiyesinin sadece TÜFE’ye endekslenmesi bile emekliyi ancak sıfır noktasında tutabilir. Refah kaybını telafi eden bir artıştan söz edebilmek için, bu tutarın TÜFE’nin de bir miktar üzerinde belirlenmesi gerekir.
BAYRAM İKRAMİYESİ: SOSYAL DESTEK Mİ, GELİR TAMAMLAMA MI?
Bayram ikramiyesinin niteliği de bu tartışmanın önemli bir parçası. Eğer bu ödeme sadece “sembolik bir bayram desteği” olarak görülüyorsa, düşük tutarlar teknik olarak savunulabilir. Ancak Türkiye’de emeklilerin büyük bir kısmı için bayram ikramiyesi, gelir tamamlayıcı bir işleve sahip.
Bugün milyonlarca emekli, maaşıyla ayın sonunu getirmekte zorlanıyor. Bayram öncesi yapılan ikramiye ödemesi ise:
• Borç kapatma
• Gıda alışverişi
• Torunlara harçlık
• Bayram hazırlıkları
Gibi temel ihtiyaçlar için kullanılıyor. Bu tablo, ikramiyenin artık psikolojik değil, ekonomik bir zorunluluk hâline geldiğini gösteriyor.
ENFLASYONA ENDEKSLİ OTOMATİK GÜNCELLEME ŞART
Asıl sorun, bayram ikramiyesinin her yıl siyasi tartışmalarla ve geçici kararlarla belirlenmesi. Oysa kalıcı çözüm son derece net:
Bayram ikramiyesi, tıpkı bazı ücret ve sözleşmelerde olduğu gibi enflasyona endeksli hâle getirilmelidir.
Örneğin:
• Bir önceki yılın bayram ikramiyesi,
• Yıllık TÜFE oranı kadar otomatik artırılmalı,
• Ekonomik büyüme ve refah payı oluştuğunda bunun bir kısmı ikramiyeye yansıtılmalıdır.
Bu yaklaşım hem emeklilerin alım gücünü korur hem de her bayram öncesi yaşanan belirsizlik ve beklenti yönetimi sorununu ortadan kaldırır.
MALİYET TARTIŞMASI VE KAMU DENGESİ
Elbette bu noktada “bütçe maliyeti” tartışması gündeme geliyor. Ancak burada da dengeli bir bakış açısına ihtiyaç var. Bayram ikramiyeleri:
• İç talebi canlandıran,
• Küçük esnafı destekleyen,
• Yerel ekonomiye doğrudan dönen
Bir harcama kalemi niteliği taşıyor. Emeklinin cebine giren her lira, büyük ölçüde tasarrufa değil tüketime gidiyor. Bu da kamu maliyesi açısından dolaylı vergi gelirleri yoluyla bir geri dönüş anlamına geliyor.
Dolayısıyla bayram ikramiyesini sadece “gider” olarak değil, ekonomik çarpan etkisi olan bir sosyal harcama olarak değerlendirmek gerekiyor.
SONUÇ: RAKAM DEĞİL, YAKLAŞIM DEĞİŞMELİ
Özetle, enflasyon hesabı baz alındığında bugün emekliye ödenmesi gereken bayram ikramiyesi en az 4.500 – 5.000 TL bandında olmalıdır. Bunun altındaki her rakam, emeklinin geçmişte sahip olduğu alım gücünün gerisinde kalmak anlamına gelir.
Ancak asıl mesele tek seferlik bir artış değil; sürdürülebilir ve adil bir sistem kurulmasıdır. Emekli, her bayram öncesi “acaba ne kadar olacak?” sorusunu sormak zorunda kalmamalıdır. Enflasyonla mücadele sadece fiyatları kontrol altına almakla değil, gelirleri enflasyon karşısında koruyacak mekanizmaları kurmakla mümkündür.
Bayram ikramiyesi tartışması, aslında daha büyük bir sorunun küçük ama çarpıcı bir aynasıdır: Enflasyon varsa, gelir politikası da olmak zorundadır. Emeklinin refahı korunmadan, toplumsal dengelerin korunması mümkün değildir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar