Avrupa bu yaz yalnızca sıcaklarla değil, sıcakların beraberinde getirdiği büyük orman yangınlarıyla da mücadele etti. İklim değişikliğinin etkileri artık uzak bir geleceğin konusu olmaktan çıktı. Kuraklık, aşırı sıcaklar, su kaynaklarının azalması ve orman yangınları Avrupa’nın günlük hayatını doğrudan etkileyen bir gerçek haline geldi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 16 Eylül 2026 tarihinde yaptığı “Birliğin Durumu” konuşmasında iklim değişikliğini gündemin ön sıralarına taşıması bu açıdan dikkat çekici. Von der Leyen, bu yaz yaşananların gelecekte karşılaşılabilecek sıcaklıkların yalnızca bir ön gösterimi olabileceğine dikkat çekti. Avrupa’da bu yaz yaklaşık 660 bin hektarın yandığını ve milyonlarca ton tarımsal ürünün kaybedildiğini ifade etti.
Burada benim özellikle dikkat çekmek istediğim nokta şu: Avrupa artık yangınlarla yalnızca yangın çıktığında mücadele etmeyi yeterli görmüyor. Asıl mesele, yangın çıkmadan önce hazırlık yapmak.
Von der Leyen’in açıklamalarında gelecekte kurulması planlanan Avrupa yangın söndürme filosu öne çıktı. Avrupa’nın deneyimli itfaiyecileri ve acil durum uzmanlarından, yangınlara karşı hazırlık ve önleme kapasitesinin yeniden değerlendirilmesi istendi. Bu çalışmaların sivil-askerî koordinasyondan yeni müdahale araçlarına kadar geniş bir alanı kapsaması bekleniyor.
Bence bu yaklaşım son derece önemli. Çünkü orman yangınlarında dakikalar bile çok değerli. Yangın başladıktan sonra uçak bulmak, helikopter göndermek veya personel organize etmek yerine, riskli bölgelerde önceden hazır kapasite oluşturmak çok daha etkili olabilir.
Aslında Avrupa Birliği bu konuda yıl boyunca çeşitli adımlar da attı. Avrupa Komisyonu mart ayında orman yangını risk yönetimine ilişkin yeni bir yaklaşım açıklamıştı. Bu kapsamda yangınların önlenmesi, hazırlık, müdahale ve yangın sonrasında toparlanma birlikte ele alınıyor. AB ayrıca risk bölgelerinde itfaiyecilerin önceden konuşlandırılması, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve yapay zekâ destekli yangın risk modellemelerinin yaygınlaştırılması üzerinde duruyor.
Daha da önemlisi, AB’nin rescEU yangınla mücadele filosunun genişletilmesi planlanıyor. Komisyon, 12 yangın söndürme uçağı ve 5 helikopterin tedarik edilmesini öngörüyor.
Buradan Türkiye açısından da çıkarılması gereken önemli dersler olduğunu düşünüyorum.
Türkiye de Akdeniz kuşağında bulunması nedeniyle yüksek orman yangını riski taşıyan ülkelerden biri. Özellikle sıcak hava dalgalarının daha uzun sürmesi, kuraklığın artması ve rüzgâr koşullarının yangınların yayılmasını kolaylaştırması, önümüzdeki dönemde yangın yönetiminin çok daha stratejik hale gelmesini gerektiriyor.
Bence burada yalnızca yangın söndürme uçaklarının sayısını artırmak yeterli değil. Ormanların yapısı, tarım alanlarıyla ormanların sınırları, yerleşim bölgelerinin planlanması, elektrik hatlarının güvenliği, erken uyarı sistemleri ve vatandaşların bilinçlendirilmesi birlikte ele alınmalı.
Çünkü yangınla mücadele sadece orman teşkilatının işi değildir.
Yerel yönetimlerin, çiftçilerin, enerji şirketlerinin, turizm sektörünün, sigorta sektörünün ve vatandaşların da bu sistemin içerisinde yer alması gerekiyor.
Avrupa’nın yeni yaklaşımında dikkat çeken bir başka konu da iklim değişikliğine uyum. Von der Leyen, Avrupa’nın en kırılgan 100 bölgesini belirlemeye yönelik yeni bir iklim dayanıklılığı çerçevesinin hazırlanacağını açıkladı. Ayrıca aşırı sıcaklara karşı erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve su kaynaklarının daha iyi yönetilmesi de gündemde.
Bence artık “yangın çıktı, söndürelim” anlayışından “yangın çıkmadan nasıl önleriz?” anlayışına geçmemiz gerekiyor.
Çünkü orman yangınının ekonomik faturası yalnızca yanan ağaçlardan ibaret değil. Tarım zarar görüyor, turizm etkileniyor, altyapı hasar görüyor, hava kalitesi bozuluyor ve insanların yaşam alanları tehdit altına giriyor. Bunun yanında ormanların karbon tutma kapasitesi azalıyor ve iklim değişikliğiyle mücadele daha da zorlaşıyor.
Sigorta konusu da önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olacak. Avrupa Birliği, iklim kaynaklı zararların sigortalanmasındaki açığı kapatmak amacıyla bir “iklim sigortası ittifakı” oluşturmayı planlıyor. Avrupa’da iklim bağlantılı ekonomik kayıpların yalnızca yaklaşık dörtte birinin sigorta kapsamında olduğu belirtiliyor.
Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: İklim değişikliği artık yalnızca çevre politikası değildir. Aynı zamanda ekonomi, tarım, sigortacılık, kamu maliyesi ve sosyal politika meselesidir.
Benim düşünceme göre önümüzdeki yıllarda ülkelerin başarısı, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla değil, doğal afetlere karşı ne kadar dayanıklı olduklarıyla da ölçülecek.
Avrupa’nın yangınlara karşı yeni adımları bu nedenle yalnızca Avrupa’nın meselesi olarak görülmemeli. Akdeniz ülkeleri başta olmak üzere Türkiye’nin de bu yeni dönemde tecrübeleri yakından takip etmesi gerekiyor.
Çünkü yangın söndürme teknolojisi ne kadar gelişirse gelişsin, en büyük başarı yangını en kısa sürede söndürmek değil, mümkünse hiç çıkmamasını sağlamaktır.
Ormanlarımızı korumak, aslında geleceğimizi korumaktır.
Bugün alınmayan önlemlerin maliyetini ise yarın çok daha ağır ödemek zorunda kalabiliriz.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar