Marketten çıktığımızda bazen elimizdeki fişe bakıp “Enflasyon yine patladı” diyoruz. Pazarda domatesin fiyatı iki katına çıkınca ya da kiraya büyük bir zam gelince de aynı düşünce aklımıza geliyor. Oysa ekonomide her fiyat artışı enflasyon anlamına gelmez. Tek bir ürünün ya da birkaç hizmetin pahalanması ile genel enflasyon arasında önemli bir fark vardır. Bu fark doğru anlaşılmazsa hem vatandaşın ekonomi algısı bozulur hem de alınacak önlemler yanlış değerlendirilir.

Enflasyon, ekonomide satılan mal ve hizmetlerin büyük bölümünün fiyatlarının uzun süre boyunca genel olarak yükselmesidir. Yani yalnızca domatesin, yumurtanın, benzinin ya da elektriğin zamlanması tek başına enflasyon demek değildir. Eğer ekmekten giyime, ulaşımdan kiraya kadar birçok alanda fiyatlar sürekli yükseliyorsa işte o zaman genel enflasyondan söz edilir.

Bunu günlük hayattan basit bir örnekle anlatabiliriz. Bir mahallede yalnızca bir evin çatısı akıyorsa bu, mahallenin tamamının sorunlu olduğu anlamına gelmez. Ama neredeyse bütün evlerin çatısı akmaya başlamışsa artık genel bir problem vardır. Ekonomide de durum buna benzer. Birkaç ürünün fiyatı artabilir. Ancak fiyat artışları ekonominin tamamına yayılıyorsa bu genel enflasyonun göstergesidir.

Tekil fiyat artışlarının birçok nedeni olabilir. Kuraklık nedeniyle sebze ve meyve üretimi azalabilir. Bu durumda pazardaki fiyatlar yükselir. Petrol fiyatları dünyada artarsa akaryakıt zamlanabilir. Küresel bir kriz nedeniyle kahve, kakao ya da buğday pahalanabilir. Bazen de bir fabrikada yaşanan üretim sorunu belirli bir ürünün fiyatını yukarı çekebilir. Bunların hepsi tekil fiyat artışına örnektir.

Ancak bu gelişmeler her zaman genel enflasyona dönüşmez. Çünkü diğer ürünlerin fiyatları aynı hızla artmayabilir. Hatta bazı ürünlerde indirim bile görülebilir. Bu nedenle ekonomiyi değerlendirirken yalnızca cebimizi en çok etkileyen birkaç ürüne bakmak yeterli değildir.

İnsan psikolojisi ise biraz farklı çalışır. Vatandaş en çok satın aldığı ürünlerin fiyatını daha iyi hatırlar. Ekmek, süt, peynir, kira, elektrik ve akaryakıt gibi harcamalar sık yapıldığı için bu ürünlerdeki zamlar daha fazla dikkat çeker. Buna karşılık uzun süre alınmayan bir televizyonun ya da mobilyanın fiyatındaki değişim aynı etkiyi yaratmaz. Bu yüzden birçok kişi kendi yaşadığı fiyat artışını ülke genelindeki enflasyonla aynı şey sanabilir.

Ekonomistler ise daha geniş bir tabloya bakar. Binlerce ürün ve hizmetin fiyatı belirli aralıklarla takip edilir. Daha sonra bu ürünlerin aile bütçesindeki ağırlıklarına göre genel bir enflasyon hesabı yapılır. Çünkü vatandaşın harcaması yalnızca birkaç üründen oluşmaz. Ulaşım, eğitim, sağlık, giyim, haberleşme, eğlence ve daha birçok kalem bu hesaplamaya dahil edilir.

Elbette tekil fiyat artışları tamamen önemsiz değildir. Tam tersine bazı ürünlerde yaşanan sert zamlar zamanla diğer sektörleri de etkileyebilir. Örneğin akaryakıt fiyatları yükseldiğinde taşımacılık maliyetleri artar. Taşımacılık pahalanınca market ürünlerinin maliyeti yükselir. Fabrikaların giderleri artar. Böylece ilk başta yalnızca akaryakıtta görülen fiyat artışı zamanla birçok ürüne yayılabilir. İşte bu yayılma etkisi dikkatle izlenmelidir.

Aynı durum elektrik ve doğal gaz için de geçerlidir. Enerji maliyetleri arttığında üretici daha yüksek maliyetle üretim yapar. Bu maliyet zaman içinde satış fiyatlarına yansıyabilir. Böylece başlangıçta tek bir alanda görülen fiyat artışı genel enflasyonu besleyen unsurlardan biri haline gelebilir.

Öte yandan bazen tam tersi de yaşanabilir. Bir üründe geçici bir fiyat artışı olur, ardından arz normale döner ve fiyatlar yeniden geriler. Örneğin don olayları nedeniyle meyve fiyatları birkaç ay yüksek seyredebilir. Yeni hasat döneminde ise fiyatlar yeniden düşebilir. Böyle dönemlerde paniğe kapılarak “Enflasyon kontrolden çıktı” demek doğru olmaz.

Ekonomi yönetiminin de bu ayrımı iyi yapması gerekir. Eğer geçici ve sınırlı bir fiyat artışı varsa buna verilecek tepki ile ekonominin tamamına yayılan kalıcı enflasyona karşı uygulanacak politika aynı olmamalıdır. Yanlış teşhis yanlış tedaviyi beraberinde getirir. Bu nedenle veriler dikkatle analiz edilmeli, fiyat artışının kaynağı doğru belirlenmelidir.

Vatandaş açısından da doğru bilgiye ulaşmak büyük önem taşır. Sosyal medyada görülen tek bir fiyat etiketi ya da belirli bir markette karşılaşılan zam bütün ekonomiyi temsil etmez. Aynı şekilde tek bir üründeki indirim de enflasyonun bittiği anlamına gelmez. Gerçek tablo ancak geniş kapsamlı veriler incelendiğinde ortaya çıkar.

Unutmamak gerekir ki enflasyon sadece fiyatların yükselmesi değil, bu yükselişin sürekli hale gelmesi ve ekonominin geneline yayılmasıdır. Tekil fiyat artışları ise çoğu zaman belirli nedenlerden kaynaklanan geçici hareketler olabilir. Elbette bu artışlar vatandaşın bütçesini zorlayabilir, ancak genel enflasyonu değerlendirirken daha geniş bir pencereye bakmak gerekir.

Sonuç olarak sağlıklı bir ekonomi değerlendirmesi yapabilmek için tek bir ürünün fiyatına değil, bütün fiyatların genel seyrine odaklanmalıyız. Çünkü doğru teşhis, doğru çözümün ilk şartıdır. Ekonomiyi birkaç ürünün etiketinden değil, bütünü gösteren verilerden okumayı başardığımızda hem yaşanan gelişmeleri daha iyi anlayabilir hem de geleceğe ilişkin daha sağlıklı değerlendirmeler yapabiliriz. Böylece günlük hayatımızı etkileyen fiyat değişimlerini daha bilinçli yorumlar, enflasyon tartışmalarını da daha sağlam bir zeminde değerlendirmiş oluruz.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar