Merakla beklenen mart ayı enflasyon rakamları TÜİK tarafından açıklandı. Maalesef enflasyon ve hayat pahalılığı yükselişini sürdürmeye devam ediyor ve yakın gelecekte de çözüm bulacağa benzemiyor. Dolayısıyla özellikle dar gelirliler, asgari ücretliler ve emekliler de ekonomik olarak yaşam savaşı vermeye devam ediyor. Türkiye istatistik kurumu tarafından mart ayı enflasyon oranları aşağıdaki şekildedir.

TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Bir önceki aya göre                      =%5.46

Bir önceki yılın aralık ayına göre =%22,81

Bir önceki yılın aynı ayına göre =   %61,14  

12 aylık ortalama                         =%29,88

YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Bir önceki aya göre                        =%9.19

Bir önceki yılın aralık ayına göre =%29,31

Bir önceki yılın aynı ayına göre     =%114,97

12 aylık ortalama                           =%64,30

Tabloda görüldüğü gibi TÜFE ile ÜFE arasındaki makas 5-6 aydan bu yana olduğu gibi çok fazla açık vermeye devam ediyor. Yani üretim maliyetleri artmış ve tüketici fiyatlarına henüz yansımamış olduğu açıkça görülüyor. Buna göre üretimde artan ve tüketiciye yansıtılamayan maliyetler önümüzdeki süreçte tüketici fiyatlarının artacağının sinyalidir ve bu süre en az altı ay gibi uzunca bir müddettir. Bu demektir ki en az altı ay daha enflasyon yüksek seyredecek, hayat pahalılığı da devam edecektir.

Üretim maliyetlerinin yüksek çıkmasında en büyük etkenler, enerji, akaryakıt ve ithal hammadde ve ara mamul girdilerindeki artan fiyatlardır. Özellikle enerjide tamamen, üretimde kullanılan hammadde ve yarı mamul ürünlerde de en az yüzde elli oranında dışa bağımlıyız. Dolayısıyla dışardan gelen ürünler döviz kurları ile maliyete eklendiği için maliyet de yükselmektedir.

Ülkemizde döviz kurları enflasyonla paralel seyir gösterdiği için döviz kurlarının yükselmesi enflasyonu da yukarıya doğru harekete geçirmektedir. Döviz kurları,14,5 seviyesinde sabitlenmiş gözükse de yapılan müdahale ile kontrol altında tutulmaktadır. Yani kırılgan bir yapı söz konusudur.

Amerikan merkez bankası FED, geçtiğimiz mart ayında 50 baz puan faiz artırımı beklentisine rağmen 25 baz puanlık artış kararı almıştır. Ancak önümüzdeki dönemde 50 baz puan arttıracağı tahmin edilmektedir. FED in faiz artırması, bizim gibi ülkelerin yurt dışından borçlanma maliyetini yükseltecektir ve bu da enflasyona sebep olacaktır. Ayrıca FED in doları piyasadan toplaması da ihtimal dahilindedir. Dolayısıyla yurt dışı borçlanma maliyetimizi olumsuz yönde etkileyecektir. Zaten CDS risk primimiz oldukça yüksek ve 700 puan civarındadır. Yani borçlanmamız normal faizin üstüne +CDS risk primi olarak gerçekleşecektir.

Yerli ve milli paramız olan Türk liramızın değeri gittikçe düşmektedir. Bunu önlemek için veya polarizasyonu önlemek için getirilen kur korumalı mevduat sistemi ise hazineye ilk üç aylık dönemde yaklaşık on beş milyar TL yük getirmiştir. Dolayısıyla yıllık tahmin yapıldığında kur korumalı mevduat sisteminin sürdürülebilir olması tartışma konusudur.

Türk liramızın değerinden söz etmişken yakın gelecekte de 500 TL banknotlarla tanışmamız ihtimal dahilindedir. Çünkü kalabalık para taşımak veya işlem yapmak dövize olan talebi arttıracaktır ve önlem olarak yeni banknotlar çıkabilir. Bir diğer konu da 5 TL kâğıt paramızın değerinin 6 TL ye ulaşmasıdır.

Enflasyon oranları konusunda halkımızın yaşadığı oran ile TÜİK in açıkladığı oran arasında uçurum olduğu gerçektir. Çarşı, Pazar, markette özellikle gıda ürünlerinde yaşanan enflasyon yaklaşık altı aydan bu yana %200 civarındadır. Artık sebze bile tane ile alınırken meyve tüketimi ertelenmektedir. Akaryakıta gelen zamlar nakliye bedeline eklendiğinden gıda fiyatları sürekli olarak artmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde yapılan temel ürünlerde KDV indirimi uygulaması yasalaştığı halde sürekli gelen zamlar yüzünden indirim tüketiciye maalesef yansımamıştır.

Tüketici fiyatlarındaki artış, genellikle üreticinin girdi maliyetlerindeki artıştan kaynaklanmaktadır. Son altı aya baktığımızda çiftçilerimizin olamazsa olmazı, fide, tohum, mazot, gübre, ilaç fiyatları astronomik şekilde yükselmiştir. Dolayısıyla esas KDV indirimi çiftçinin kullandığı ürünler için uygulanmalıdır.

Ülkemizde bağımsız ekonomi bilim adamlarından oluşan ENAG (enflasyon araştırma grubu) ise yıllık enflasyonu %142,63 olarak açıklanıştır ve gerçeğe yakındır.

Saygılarımla

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist