Eylül ayından bu yana merkez bankası tarafından politika faizleri her ay düşürüldü ve kurlar en yüksek seviyeye gelmişti. Bu arada da hükümet tarafından düşük faiz yüksek kur modeline geçileceği; ihracat, üretim, istihdam, yatırım odaklı ekonomi sistemine uygulanacağı ; böylece üretime dayalı ihracatın güçleneceği, ülkeye döviz girdisinin sağlanacağı, işsizliğin minimuma indirileceği, ithalatın azaltılarak paramızın yurt dışına çıkmasının önleneceği şeklinde açıklamalar yapıldı.

Ancak 20 Aralık Pazartesi akşamı bakanlar kurulu toplantısının ardından Sn. Cumhurbaşkanımız yaptığı açıklamada döviz kurlarının yükselmesine karşı enstrümanların kullanımına başlanacağı belirtilerek ilk enstrüman kamuoyu ile paylaşıldı. Buna göre tasarruf sahiplerinin Türk Lirasına yatırım yapmaları veya ters dolarizasyon sağlayarak dövize olan talebi düşürmek üzere kur garantili TL mevduat hesaplarına 3-6-9-12 aylık vadeler sonunda kur veya faizden hangisi yüksek olursa vatandaşın lehine işlem yapılacağını açıkladı ve döviz kurları %35-40 oranında aşağıya doğru hareketlendi. Başka bir deyişle paramız %35-40 değer kazandı.

Aynı akşam yetkililerin açıklamalarına göre yaklaşık bir milyar dolar, TL ye çevrildi. Açıklama gece yapıldığı için bankaların bilgisayar sistemlerinde tıkanmalar da yaşandı. Yukarıda açıklamaya çalıştığım düşük faiz yüksek kur sistemine geçileceği açıklandıktan sonra böyle bir karar hiç kimse tarafından beklenmiyordu. Ancak yüksek fiyatla döviz alan vatandaşlarımız özellikle küçük yatırımcılar olayın gece olması nedeniyle birtakım kayıplar yaşamak zorunda kaldılar. Sn. Maliye bakanımız da bu gelişmeyi doğruladı.

Konuya gerçekçi bakmak gerekir. Muhalefet mensupları, böyle bir karar neden döviz kurları bu kadar yüksekken alındı, iki ay önceden alınsaydı da enflasyon bu kadar yükselmeseydi şeklinde açıklamalar yaptılar. Alınacak olan bu karar hakkında kaç defa toplantı yapıldı ne tür çalışmalar yapıldı ne kadar zaman aldı bunları bilmiyoruz. Ekonomi, sadece tek faktörden oluşmaz. Bu kararın alınması da belirli bir süre mutlaka almıştır ve çalışma sonuçları ancak o güne rastlamıştır diye düşünüyorum.

Ancak, Sn. Cumhurbaşkanımız,16 aralıkta Merkez Bankası döviz rezervimizin 124 milyar dolar,25 aralıkta ise 115 milyar dolar olduğunu açıklandı. Bu durumda döviz rezervimiz 9 milyar dolar azaldığı görülmektedir. Akla ister istemez 20 aralık gecesi merkez bankasının diğer bankalar aracılığıyla kayda değer miktarda müdahale ettiği anlaşılıyor. Döviz kurlarının düşmesi, vatandaş olarak hepimiz için memnuniyet vericidir ve bunun sürdürülebilir olması önemlidir. Bundan yaklaşık 40 yıl önce bu konu uygulanmış ama hazineye getirdiği yük nedeniyle iptal edilmişti.

Bir başka tartışma konusu da döviz garantili TL mevduat hesaplarının hazineye getireceği yük konusudur. Sisteme göre vade sonunda döviz kuru ve faiz oranı hesabı yapılarak vatandaş lehine olan ödenecektir. Sonuç olarak döviz kurları gene faizle düşürülebildi ve dolara paramızı endeksledik. Sistem çok yeni olduğundan hazineye getireceği yük hakkında hesaplama yapmak şu an için son derece zor. Önümüzdeki süreçte dolardan TL ye ne kadar geçiş olacak, faiz oranları düşecek mi, döviz kurlarında istikrar sağlanacak mı gibi belirsizlikle söz konusudur. Doğaldır ki bu sistemden fakir halk değil parası olan sınıf faydalanacak ve ortaya çıkacak fark, hazineden normal vatandaşların ödeyeceği vergiler vasıtasıyla karşılanacaktır aşikardır.

Diğer taraftan ekonomi yönetimi tarafından uygulamaya konulan döviz veya faiz garantili ödeme sisteminde döviz kurlarınınım düşmeye devam edeceği kanaati hâkim olması nedekiyle hazineye yük getirmeyeceği görüşü öne çıkıyor. Önümüzdeki süreçte yaşayıp göreceğiz.

Döviz kurlarının anormal derecede yükselmesi kadar, anormal şekilde düşmesi de ekonomi için iyi bir gelişme değildir. Çünkü çok yükselmesi enflasyonu yükseltir, çok düşmesi ise ihracatçı açısından negatif etki yapabilir. Vatandaş olarak dolar kurunun 10-11 TL ye düşmesine hepimiz seviniyoruz ama 8 TL’den yükselişe geçtiğini unutmayalım. Yani düşmesine rağmen başlangıç değerinde hala yüksek seviyededir.

İyimser bakmak gerekiyorsa dolar 10-11 seviyelerinde kalacak gibi gözüküyor.

Döviz kurlarının inanılmaz yükselişi döneminde enflasyonu yüksek seviyede hissettik ve neredeyse her saat etiketlerin değişmesini izledik. Şimdi ise etiket fiyatlarının düşmesini bekliyoruz. Ticaret bakanlığı tarafından yüksek fiyat denetimleri de yapılmaya başladı ve sonuç alacağımız kesindir.

Döviz kurlarının düşmesi de ihracat açısından belli bir konumda korunmalıdır. Çünkü yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi ihracat odaklı büyüme hedefliyoruz. Öncelikle ithal ikame ürünler konusunda üreticilere verilen destekler arttırılmalı ve kontrolü de elden bırakılmamalıdır. Bu konuda devlet desteği verilerek ihracatçı teşvik edilmelidir.

Saygılarımla

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist