Bir iş kurmak isteyen insanların çoğu önce şu soruyu sorar: “Şirketimi nerede açmalıyım?” Bu soru ilk bakışta sıradan gibi görünse de dünyada milyonlarca dolarlık yatırımların, teknoloji devlerinin ve uluslararası ticaret ağlarının arkasında bazen tek bir cevap çıkıyor: Delaware.

Peki nedir bu Delaware şirketi? Neden dünyanın farklı ülkelerinden insanlar Amerika’nın küçük bir eyaletine yöneliyor? Delaware gerçekten bir “vergi cenneti” mi, yoksa bu durum biraz abartılıyor mu?

Gelin bu konuyu günlük hayatın diliyle inceleyelim.

Amerika Birleşik Devletleri’nin doğusunda bulunan Delaware, nüfus olarak oldukça küçük bir eyalet. Haritada bile birçok insanın yerini zor gösterebileceği bir bölge. Ancak iş dünyasına gelince Delaware’in ağırlığı beklenenden çok daha büyük.

Bugün dünya çapında birçok büyük şirket Delaware’de kayıtlı durumda. Bunun sebebi sadece düşük vergi oranları değil. Asıl neden, Delaware’in şirketler için yıllar içinde oluşturduğu özel hukuk sistemi.

Bir örnek düşünelim.

Mahallenizde iki farklı dükkân açacağınızı varsayın. Birinci yerde kurallar sürekli değişiyor. Bugün bir uygulama var, yarın başka bir uygulama geliyor. İkinci yerde ise kurallar yıllardır aynı mantıkla ilerliyor ve ortaya çıkan sorunların çözümü net biçimde belli.

Bir iş insanı büyük ihtimalle ikinci seçeneği tercih eder.

Delaware tam da böyle bir yer olarak görülüyor.

Şirketler açısından öngörülebilirlik çok önemlidir. Çünkü yatırımcılar belirsizlikten hoşlanmaz. Bir şirketin ileride yaşayacağı hukuki sorunların nasıl çözüleceğinin önceden bilinmesi güven sağlar.

Delaware’in en dikkat çeken özelliklerinden biri de şirket davalarına özel bir mahkemesinin bulunmasıdır. Burada şirketlerle ilgili davalara genellikle bu konuda uzmanlaşmış kişiler bakar.

Bu durum iş dünyasında şu algıyı oluşturuyor:

“Kurallar belli, süreç hızlı, sürpriz daha az.”

İşte birçok şirketin Delaware’i tercih etmesinin temel nedenlerinden biri budur.

Fakat halk arasında Delaware hakkında en çok konuşulan konu vergidir.

Sokakta birine “Delaware şirketi nedir?” diye sorarsanız büyük ihtimalle şöyle cevap verebilir:

“Vergi ödememek için açılıyor.”

Gerçekte ise tablo biraz daha karmaşıktır.

Delaware bazı vergi avantajları sunabilir ancak “hiç vergi yok” düşüncesi doğru değildir.

Örneğin Delaware dışında faaliyet gösteren bazı şirket türleri belirli kolaylıklardan yararlanabilir. Ancak şirketin para kazandığı yer, yaptığı faaliyetler ve bağlı olduğu kurallar vergi yükümlülüklerini değiştirebilir.

Yani bir kişinin Delaware’de şirket kurması otomatik olarak vergiden kurtulduğu anlamına gelmez.

Burada bir otomobil örneği verilebilir.

Bir otomobil satın almak sizi trafik kurallarından muaf yapmaz. Aracı hangi şehirde kullandığınız, hangi yollara çıktığınız ve ne yaptığınız önemlidir.

Şirketler için de benzer durum geçerlidir.

Son yıllarda özellikle internet girişimlerinin Delaware’e ilgisi daha da arttı.

Bir yazılım geliştirdiğinizi düşünün. Küçük bir ekip kurdunuz. Daha sonra yatırımcı bulmak istiyorsunuz.

Yatırımcı size şöyle diyebilir:

“Şirket Delaware’de mi?”

Çünkü bazı yatırımcılar alışık oldukları sistem içinde çalışmayı tercih eder.

Bu durum özellikle teknoloji dünyasında oldukça yaygındır.

Küçük bir girişim başlangıçta birkaç kişinin çalıştığı mütevazı bir şirket olabilir. Ancak ileride büyüme ihtimali varsa yatırımcılar altyapının buna uygun olmasını ister.

Delaware bu nedenle birçok girişimci için bir başlangıç noktası haline gelmiştir.

Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

Herkes Delaware şirketi açmalı mı?

Cevap büyük ihtimalle hayır.

Çünkü her iş modeli aynı değildir.

Mahallenizde küçük bir bakkal açıyorsanız, sadece yaşadığınız şehirde faaliyet gösterecekseniz ve uluslararası yatırım hedefiniz yoksa Delaware sizin için gerekli olmayabilir.

Bazen insanlar internette gördükleri videoların etkisiyle “Delaware şirketi açarsam bütün sorunlar çözülür” düşüncesine kapılabiliyor.

Fakat şirket kurmak sihirli bir düğme değildir.

Bir şirketin başarısını belirleyen şey sadece adresi değildir. Ürün kalitesi, müşteri memnuniyeti, yönetim becerisi ve finansal planlama çok daha önemli faktörlerdir.

Bir evin sadece kapısının güzel olması nasıl sağlam bir yapı kurmaya yetmiyorsa, şirketin kayıtlı olduğu yer de tek başına başarı getirmez.

Yine de Delaware’in dünya ekonomisinde ilginç bir yere sahip olduğu açık.

Küçücük bir eyalet, yıllar içinde kurduğu sistemle dev şirketleri ve yatırımcıları kendine çekmeyi başardı.

Bu durum bize önemli bir gerçeği de gösteriyor:

Ekonomide bazen büyüklük değil, güven önemlidir.

Bir yer yatırımcıya güven veriyorsa, kurallar netse ve sistem öngörülebiliyorsa insanlar oraya yöneliyor.

Delaware hikâyesi aslında yalnızca şirketlerin hikâyesi değil; aynı zamanda güvenin, düzenin ve istikrarın ekonomik değerinin de hikâyesidir. Çünkü iş dünyasında insanlar çoğu zaman sadece para kazanacakları yeri değil, aynı zamanda yarın neyle karşılaşacaklarını bildikleri sistemi de tercih ederler.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar