Teknoloji dünyasında yaşanan gelişmeler, sağlık sektörünün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uygulamalar artık günlük hayatımızın bir parçası hâline geliyor. ABD’de yapay zekâ destekli sistemlerin doktor muayenesi olmadan reçete sürecine dâhil olmaya başlaması da bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri. Ancak burada asıl tartışılması gereken konu, teknolojinin neler yapabildiğinden çok, insan sağlığı gibi hata kabul etmeyen bir alanda hangi sınırlar içinde kullanılacağıdır.
Yapay zekânın sağlık hizmetlerine girmesi elbette yeni değil. Hastalıkların teşhisinden radyolojik görüntülerin analizine, laboratuvar sonuçlarının değerlendirilmesinden hastaların takibine kadar pek çok alanda bu teknolojiden yararlanılıyor. Yeni dönemin farkı ise yapay zekânın yalnızca doktorlara yardımcı olan bir araç olmaktan çıkarak, hastaların sağlık hizmetlerine erişiminde daha doğrudan rol üstlenmeye başlamasıdır.
ABD’de gündeme gelen bu tür uygulamalar, özellikle reçete yenileme, belirli sağlık sorunlarının değerlendirilmesi ve hastaların dijital platformlar üzerinden yönlendirilmesi gibi alanlarda yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Fakat doktor muayenesi olmadan reçete düzenlenmesi ifadesinin her ilaç ve her hastalık için geçerli genel bir uygulama olarak anlaşılmaması gerekiyor. Sistemlerin yetkileri, kullanılan ilaçlar, eyalet düzenlemeleri ve insan hekimlerin sürece katılımı birbirinden farklı olabiliyor. Dolayısıyla bu gelişmeyi değerlendirirken teknolojik yeniliği olduğu kadar hukuki ve tıbbi sınırları da dikkate almalıyız.
Sağlık hizmetlerinde hız ve erişim avantajı
Bugün birçok ülkede sağlık sistemlerinin temel sorunlarından biri, doktor randevularına erişimde yaşanan güçlüklerdir. Uzun bekleme süreleri, sağlık kuruluşlarındaki yoğunluk, artan muayene maliyetleri ve özellikle kırsal bölgelerdeki hekim eksikliği, milyonlarca insanın sağlık hizmetlerine ulaşmasını zorlaştırıyor.
Yapay zekâ destekli sistemler, doğru tasarlandıkları takdirde bu sorunların hafifletilmesine katkı sağlayabilir. Hastaların şikâyetlerini değerlendirebilir, sağlık geçmişlerini inceleyebilir, ilaç kullanımına ilişkin temel bilgileri kontrol edebilir ve hangi durumlarda profesyonel tıbbi yardım gerektiğini belirlemeye yardımcı olabilirler. Uygun koşullarda yürütülen reçete yenileme işlemleri de sağlık hizmetlerine erişimi hızlandırabilir.
Örneğin uzun süredir aynı tedaviyi gören bir hastanın rutin ilaç yenileme talebinin dijital sistemler üzerinden değerlendirilmesi hem hastanın zaman kazanmasını hem de doktorların daha karmaşık vakalara odaklanmasını sağlayabilir. Ancak yeni belirtiler gösteren, birden fazla ilaç kullanan veya ciddi kronik hastalıkları bulunan kişiler açısından aynı kolaylıkların her zaman güvenli olmayabileceğini unutmamalıyız.
Buradaki temel ayrım, yapay zekânın hekimlerin iş yükünü azaltmasıyla hekimlerin yerini bütünüyle alması arasındadır. Birincisi sağlık sistemine önemli katkılar sunabilir. İkincisi ise henüz çok daha kapsamlı bilimsel, etik ve hukuki değerlendirmeler gerektiriyor.
Bir algoritmanın yapamayacağı değerlendirmeler
İnsan sağlığı, yalnızca belirtilerin bir bilgisayar programına girilmesinden ibaret değildir. Hastanın geçmişi, aile öyküsü, kullandığı diğer ilaçlar, alerjileri, yaşam koşulları ve fiziksel muayene bulguları birlikte değerlendirilmelidir. Bazen hastanın küçük bir ayrıntı olarak gördüğü belirti, ciddi bir hastalığın ilk işareti olabilir.
Yapay zekâ sistemleri büyük miktarda veriyi hızlı biçimde analiz edebilir. Buna karşılık eksik veya yanlış bilgiyle karşılaştıklarında hatalı sonuçlara ulaşabilirler. İlaç etkileşimlerinin gözden kaçırılması, yanlış doz önerilmesi veya önemli bir belirtinin hafife alınması ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle antibiyotikler, güçlü ağrı kesiciler ve sıkı kontrol gerektiren ilaçlar söz konusu olduğunda güvenlik standartlarının çok daha yüksek olması gerekir.
Bu nedenle reçete düzenleme sürecinde yalnızca teknolojik kapasiteye güvenmek yeterli değildir. Hangi ilaçların hangi koşullarda verilebileceği, hastanın kimliğinin ve sağlık bilgilerinin nasıl doğrulanacağı, olası hatalardan kimin sorumlu olacağı ve gerektiğinde bir hekime nasıl ulaşılacağı açıkça belirlenmelidir.
Benim açımdan meselenin özü şudur: Sağlıkta hız kazanmak değerlidir, ancak hız uğruna güvenlikten taviz verilmesi kabul edilemez.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar