Mukayeseli üstünlük genellikle ülkeler arasındaki ekonomik faaliyetlerin birbirlerine göre daha üstün olduğu ekonomik işlemlerinin olması durumunda kullanılan bir kavramdır.

Herkes her işi yapacak her konuyu en verimli şekilde uygulayacak diye bir kural söz konusu olamaz. Her girişimci veya iş insanı kendi konusunda yoğunlaşarak maliyetlerinin en aza indirebilir ve kendi faaliyet alanında en kaliteli seviyeyi test edebilir. Kendi faaliyet alanı dışına da çıkabilir ama ilk işi kadar başarılı olması, maliyetlerini düşürmesi, aynı Pazar payına sahip olması, otomasyonu, teknolojiyi kullanması her zaman mümkün olmayabilir.

Örneğin bir kişi bilgisayar yazılımı ve bilgisayar teknolojileri konusunda faaliyet gösterebilir. Ama iki kolda birden aynı maliyetlerle, aynı kalite ile çalışamayabilir. Yazılım için 100 TL maliyet ve 3 saat zaman harcarken, bilgisayar teknolojisi  için 140 TL maliyet ve 5 saat maliyet harcamasımuhtemeldir.Bir başka meslektaşı da  yazılım ve teknoloji alanında ikisini birden uygulamakta ama yazılım için 15 TL ve 4 saat zaman ;teknoloji için de 80 TL maliyet ve 3 saat zaman harvayabilir.Bu durumda iki girişimci birbirlerine yazılım ve teknoloji alanında üstünlük sağladıkları için biri diğerine karşı mukayeseli üstünlük kazanmış demektir ve ikisi de güçlerini birleştirerek işbirliği yapar ve bilgisayar konusunda söz sahibi olurlar ve kazançlarını da arttırabilirler.

Aynı şekilde iki işletme düşünelim. İkisi de kapı aksesuarları konusunda faaliyet göstermekte biri dış kapı kilitleri diğeri ise iç kapı kilitleri konusunda çizgi ötesinde ise ikisi de birbirine karşı mukayeseli üstünlükleri aözkonusudur ve birleşerek kapı konusunda sektörde ileri gidebilirler, Pazar paylarını çoğaltabilirler, kazançlarını yükseltebilirler.

İşte iki işetme veya kişinin birbirlerine karşı “mukayeseli üstünlüğü” vardır denir.

Fakat mukayeseli üstünlük kavramı, da­ha çok uluslararası ticareti ve uzmanlaşma­nın yararlarını

Açıklamak amacıyla Adam Smith’in mutlak üstünlükler teorisine karşı Ricardo tarafından geliştirilmiş ve kullanıl­mıştır. Değerin sadece emek tarafından ya­ratıldığı varsayımına dayanarak, herhangi iki ülkeden biri, iki farklı malı aynı maliyet­te elde ediyorlarsa ticaret olmayacak, ikisi­ni de ucuza üretiyorsa, ticaret yine olmaya­cak, birini öteki ülkeden ucuz diğerini pa­halı üretiyorsa ticaret ancak bu durumda mümkün ve rasyonel olacaktır. A. Smith’in mutlak üstünlükler görüşü budur.

Ülkelerden birinin mallardan ikisini de diğerinden ucuz, öteki­nin İse pahalı üretmesi (yani daha fazla emek harcaması) durumunda kârlı ticaret olmayacağı görüşüne Ricardo mukayeseli üstünlükler kavramıyla yeni bir çehre ka­zandırmış, bu durumda da ticaretin kârlı olabileceği ve ülkelerin uzmanlaşmasına imkân vereceğini savunmuştur. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse, şöyle deyibe-liriz: A ve B iki ülke X ve Y de bu ülkelerin her İkisinde üretilen mallar olsun. Eğer X’i A ülkesi 20 saatlik emek, Y’yi ise 0 saat emek harcayarak üretiyorsa, A ülkesi Y malını X’e göre ucuza elde ediyor demektir. B ülkesi X’i 10 saat Y’yi ise 20 saatlik bir emekle üretiyorsa, B ülkesi de X malında mutlak üstünlüğe sahiptir. A. Smith’e göre ticaret başlar ve A ülkesi Y malında B ülkesi de X malında uzmanlaşır. Kaynaklarının ta­mamını Y malı üretimine tahsis eden A ül­kesi ticaret yoluyla kendi ürettiğinden hem daha ucuza hem de daha çok miktarda X malı elde eder. Bunun tersi B ülkesi için

Doğrudur.

Başka bir örnek;

A ül­kesi X malını 530, Y malını 40 saat emekle üretirken; B ülkesi X malını 20, Y malını ise 30 saat emekle üretirse her iki malı mutlak üstün olarak A ülkesi ürettiği için ticaret ol­mayacak mı?

İşte Ricardo’nun mukayeseli üstünlük nazariyesi burada kendini göstererek, böyle durumlarda

Ticaretin ve uzmanlaşmanın mümkün olacağını ispat etmiştir. İzah şöy­ledir: Bu durumda A. ülkesinde, X malına harcanan zaman Y’nin emek maliyetleri dikkate alındığında onun 40/30=4/3=1, 33 katıdır. B ülkesinde bu 30/20=1,5 tir. Yani A ülkesinde üretilen X malına harcanan emek zaman, B ülkesindekine göre daha az­dır.

Tersi B ülkesi için söz konusudur. Çün­kü A ülkesinde Y malına harcanan emek za­man 40/20=2/4=0,50 iken, B ülkesinde 30/40/=1,3 dır. Öyleyse A ülkesi X malın­da, B ülkesi de Y malında uzmanlaşırsa, ti­caret her ikisi içinde daha kârlı olacaktır. Çünkü A ülkesi X verip Y satın alınca, daha az harcayacaktır.

Daha sonra ülkelerarası ticareti açıkla­yan başka nazariyeler de geliştirilmiş ve mukayeseli üstünlükler nazariyesi, başka biçimlerde açıklanmış olmakla beraber, ti­careti açıklayan temel düşünceyi vurgula­dığı için itibarlı bir nazariye olarak yaşama­ya devam etmiştir. Buna rağmen söz konu­su nazariyenin bazı eksiklikleri de vardır. Bunların başında değerin esasının emek olduğu. Bir diğeri, tam rekabete dayanması, üretim faktörlerini hareketsiz sayması, maliyetlerin sabit olması, ticaretin gelir dağılımını etkilemesi gelmektedir. Halbuki ticaret bugün tek faktörlü değil çok faktörlü üretime dayanmakladır. Tam rekabet şartları yoktur, üretim faktörleri ülkeler arasında hareketlidir. Maliyetler artan şartlarda yansımaktadır. Ticaret gelir dağılımını nisbi fiyatları etkileyerek bozmakta yahut iyileştirmekledir.

(Örnekler Emin Ertürk’ten alınmıştır.

ZAFERN ÖZCİVAN

Ekonomist