Hürriyet Gazetesi’nin, Limak Enerji, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve İskur Group ile birlikte düzenlediği ‘Enerji ve Sürdürülebilir Gelecek’ konulu oturumda enerjide yaşanan son durum ve gelecek planları masaya yatırıldı. Zirveye, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı video konferans yöntemiyle bağlanırken, düzenlenen panelde, Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma, Kontrol ve İklim Değişikliği Dairesi Başkanı Yıldız Odaman Cindoruk, MÜSİAD Enerji ve Çevre Sektör Kurulu Başkanı Altuğ Karataş yer aldı.

Hürriyet yazarı Noyan Doğan moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Türkiye’nin enerji yatırımına ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir, “Enerji konusunda hem Türkiye’ye hem de dünyaya bakmak gerekiyor. Dünyada enerji konusunda çok ciddi yatırımlar var. Dünyada fabrikaların, evlerin hatta hayvan barınaklarının bile çatılarına güneş enerjisi yatırımı yapılıyor. Ancak burada güneşe bağlı olma durumu ortaya çıkıyor. Hava bulutlu olduğunda güneşten elde edilecek enerji sıfıra düşüyor. Rüzgar yatırımlarında da benzer bir durum var. Rüzgar eserse Türkiye’de rüzgardan elde edilen enerji 7 bin megavata kadar çıkıyor. Ancak geçen hafta sonu rüzgardan elde edilen enerji 3 bin megavata kadar düştü. Hidroelektrikten elde edilen enerji ile de Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 35 ‘i karşılanıyordu. Kuraklık yaşandı ve bu oran yüzde 15’e kadar düştü. Böyle bir durum yaşanınca da uyuyan doğalgaz santralları devreye girmeye başladı. Bu yüzden ilk olarak birinci güce yani baz enerjiye bakmak gerekiyor. Türkiye’nin enerjide kurulu gücü 100 bin megavat seviyelerinde. Geçen ağustostan itibaren de enerji ihtiyacı artmaya başladı. 54 bin megavat tüketime gelindiğinde enerji kısıtlamasına gidildi. Çimentoda, demir çelikte ve sanayide kısıtlama yapıldı” dedi.

DÜĞMEYE BASTIĞIMIZDA ENERJİYİ ÜRETMELİYİZ

Enerjide yatırımın en önemlisi de baz enerjinin çok önemli yeri olduğunu vurgulayan Nihat Özdemir, nükleer enerji konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Özdemir, “Nükleer enerji yatırımı devam ediyor. Ancak nükleer enerji konusu 1975’te konuşulmaya başlamıştı. Tamamlandığında 5 bin megavatlık bir santral olacak. 1250 megavatlık kısmı da 2023’te devreye girecek. 2018’de bir toplantıda ‘Türkiye’ye tek nükleer enerji yetmez. Aynı anda 3 tane birden başlanması gerekiyor’ demiştim. Aynı şekilde düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı var. ‘Türkiye yılda ortalama yüzde 7 büyüyor’ diyelim. Siyasi iktidarın büyüme hedefi ise yüzde 10 seviyelerinde. Yüzde 10 büyümek için üretime ihtiyaç var. Bu da ancak enerji ile olabilir. Türkiye her yıl yüzde 10 büyüyecekse enerjideki kurulu gücü de her yıl yüzde 10 büyümeli. Enerji yatırımlarına bakıldığında sadece 2022’de 8 bin megavatlık açık olduğu görülecektir. Türkiye’nin 2022 sonunda kurulu gücü 102 bin megavat seviyelerinde olacak. Türkiye’nin enerji yatırımına ihtiyaç var ve geç kaldığımızı söyleyebiliriz. Türkiye’nin hedeflerine ulaşabilmesi için enerjisi yüksek olmalı. Türkiye enerjisi ile büyüyebilir. Bu yatırımları ne yapıp edip yapmalıyız. Düğmeye bastığımızda enerji üretebilecek konumda olmalıyız. Dünyada enerji pilleri geliştirilmeye çalışılıyor. Ancak bunun için de minimum 10 yıla ihtiyaç duyulduğu söyleniyor. Bu teknolojiler devreye girene kadar enerjimizi üretmeliyiz. Çünkü enerjisiz bir yaşam olamaz. Çevreye saygından vazgeçmeden enerji yatırımlarını hızla arttırmalıyız” ifadelerini kullandı.

GİRDİLERDE ANORMAL FİYAT ARTIŞLARI YAŞANDI

Enerji verimliliği konusunda da değerlendirmelerde bulunan Nihat Özdemir, “Türkiye’de enerji verimliliği konusunda geç kalındı ancak çalışmalar da başladı. Enerji üretimi kadar tasarruflu kullanım ve enerji verimliliği de büyük önem taşıyor” diye konuştu. Özdemir, enerji zamları hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünyada pandemiden dolayı bütün girdilerde anormal fiyat artışları yaşandı. 40 dolara alınan ithal kömürün fiyatları 200-300 seviyelerine geldi. Doğalgaz fiyatı 1125 dolara kadar çıktı. Girdi maliyetleri bu kadar yükselince de zamlar kaçınılmaz oldu. Son yapılan zamlara kadar enerji zamları genelde düşük seviyelerde tutulurdu. Bu yapılmayan zamlar da birikti aslında. Sonrasında ise pandemi ve yaşanan süreçler birlikte zamlar yapılmaya başladı. Tüm bu zamlara rağmen devlet enerjiyi çok büyük ölçüde sübvanse ediyor. Zamlar yükselince ilk olarak enerji dağıtım şirketleri zamların sorumlusuymuş gibi görüldü. Bu doğru bir yaklaşım değildi. Enerji dağıtım şirketlerinin karı yüzde 2.38’i geçemez. Biz sadece enerji dağıtıcısıyız. Devletten enerjiyi tedarik edip dağıtıyoruz. Enerji dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi konusunda da eleştiriler yapıldı. Eğer şirketler özelleşmemiş olsaydı zamları daha yüksek olabilirdi. Çünkü özel şirkeler sayesinde kayıp-kaçak oranları yüzde 25’lerden yüzde 12-13’lere çekildi.” Dünyanın çeşitli ülkelerinde de enerji zamlarının yapıldığını kaydeden Özdemir, her ülkede olduğu gibi vatandaşların zamlara tepki gösterdiğini söyledi.

ENERJİDE SAVAŞ BELİRSİZLİĞİ

Rusya-Ukrayna savaşının da enerji maliyetlerini yükselttiğini söyleyen Nihat Özdemir, “Rusya Ukrayna olayı olmasaydı maliyetlerdeki yükselişin mart ayından itibaren düşmeye başlayacağını tahmin ediyorduk. Ancak Ukrayna-Rusya savaşında sonra maliyetlerin nereye gideceğini söylemek çok zor. Bu savaşın nasıl sonlanacağı ya da devam edeceği, diğer ülkelerin Rusya’ya uyguladığı, uygulayacağı ambargolar, tüm yaşanacak gelişmeler enerji maliyetlerini etkileyecek. Yaşanan tüm bu gelişmeler göz önüne alındığında gelecek 3-4 yılda dünyada enerjinin pahalı olacağını söyleyebiliriz” diye konuştu.

‘ENERJİ VERİMLİLİĞİNE DAHA FAZLA DEĞER VERİLMELİ’

Enerji verimliliğinin geçmişte çok dikkate alınmadığını ancak şu anda enerji verimliliği alanında çalışan şirketlerin çok rağbet gördüğüne dikkat çeken MÜSİAD Enerji ve Çevre Sektör Kurulu Başkanı Altuğ Karataş, “Şimdi herkes tasarruf peşinde. Enerji hayattır. Son dönemlerde ortaya çıkan elektrik kesintilerinde enerjinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Fabrikalar kesintiler sonrasında hızla harekete geçerek yenilenebilir enerji yatırımlarını planlamaya başladı. Bakıldığında enerji verimliliğine yatırım yaparak 1 birimlik yatırım yaparak 3 birimlik katkı alabiliyorsunuz. Enerji verimli kullanılmadığında çok büyük israf ortaya çıkıyor. Bunun net bir şekilde anlaşılması gerekiyor. İşte bu yüzden yenilenebilir enerji yatırımları kadar enerji verimliliğinin de konuşulması şart. Enerji konusunda kaynaklarımız sonsuz değil, enerji kaynaklarımız yetersiz” diye konuştu.

DAHA FAZLA DESTEK

Bu noktanın düşünülerek hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Altuğ Karataş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji verimliliği konusunda faaliyet gösteren bir şirketim var. Son dönemlerde enerji verimliliği konusunda onlarca çalışma yaptık. 200 enerji verimliliği projesinin 100’ünü biz gerçekleştirdik. Ancak bu konuda devletin şirketlere daha fazla destek vermesi gerekiyor. Enerji verimliliği konusu yenilenebilir enerji kadar önemli ve değer verilmesi gereken bir konu. Sadece sanayide tasarruf potansiyeli yüzde 25’e yakın seviyelerde. 50 milyar dolarlık enerji ithal ettiğimiz düşünüldüğünde yapılacak tasarrufla elde edilecek katkının boyutu ortaya çıkıyor.”