Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele devam ederken, fiyat artışlarının yalnızca mal piyasalarında değil, hizmet sektöründe de güçlü biçimde sürdüğünü görüyoruz. Ağustos 2026 Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, yani H-ÜFE verileri, hizmet sektöründeki maliyet ve fiyat baskısının henüz tamamen ortadan kalkmadığını açıkça ortaya koyuyor.
TÜİK verilerine göre H-ÜFE, Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,87 arttı. Yıllık artış ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Yılın başından Ağustos ayına kadar olan dönemde artış yüzde 32,66 olurken, on iki aylık ortalamalara göre yükseliş yüzde 34,46 seviyesinde gerçekleşti.
Burada dikkat çekilmesi gereken önemli nokta, yıllık artış oranının yüksek olmakla birlikte önceki yıllara göre gerilemiş olmasıdır. Ağustos 2025’te yıllık H-ÜFE artışı yüzde 36,16, Ağustos 2024’te ise yüzde 57,72 düzeyindeydi. Yani hizmet üretici fiyatlarında belirgin bir yavaşlama var. Ancak aylık yüzde 2,87’lik artış, fiyat baskısının tamamen sona erdiğini söylememize henüz izin vermiyor.
Benim açımdan bu verilerin en önemli mesajı şudur: Mal enflasyonunda belirli bir normalleşme yaşansa bile hizmet enflasyonu daha dirençli davranabiliyor.
Çünkü hizmet sektöründe ücretler, kira, enerji, ulaşım, finansman ve işletme giderleri önemli maliyet unsurları oluşturuyor. Bu maliyetlerin yüksek seyretmesi, işletmelerin fiyatlarını aşağıya çekmesini zorlaştırıyor.
Sektörlere baktığımızda tablo daha da dikkat çekici hale geliyor. Ağustos ayında yıllık bazda en yüksek fiyat artışı ulaştırma ve depolama hizmetlerinde gerçekleşti. Bu sektördeki H-ÜFE artışı yüzde 40,07 oldu.
Ulaştırma maliyetleri ekonominin tamamını etkileyen bir kalemdir. Çünkü taşımacılık maliyetlerindeki artış sadece lojistik şirketlerini değil, üreticiyi, toptancıyı, perakendeciyi ve nihayetinde tüketiciyi etkiler. Bir ürünün fabrikadan depoya, depodan mağazaya ve son olarak tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte taşıma maliyetleri fiyat oluşumunun önemli parçalarından biridir.
Bu nedenle ulaştırma ve depolama sektöründeki yüzde 40,07’lik yıllık artış, ekonominin diğer alanları açısından da yakından takip edilmesi gereken bir göstergedir.
Mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yıllık fiyat artışı yüzde 32,79 olurken, idari ve destek hizmetlerinde yüzde 30,44 olarak gerçekleşti. Bilgi ve iletişim hizmetlerindeki artış yüzde 28,69 seviyesinde kaldı. Konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 27,53, gayrimenkul hizmetlerinde ise yüzde 21,71 artış görüldü.
Aylık verilere baktığımızda ise ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 3,99 ile yine ilk sırada yer aldı. İdari ve destek hizmetleri yüzde 3,03, gayrimenkul hizmetleri yüzde 2,77, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 2,31, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 2,27 arttı. Mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerdeki aylık artış ise yüzde 0,65 ile diğer sektörlere göre daha sınırlı kaldı.
Burada özellikle ulaştırma sektörüne yeniden dikkat çekmek gerekiyor. Hem yıllık hem de aylık bazda yüksek artış yaşanması, hizmet üreticilerinin maliyet baskısının önemli bölümünün lojistik tarafında yoğunlaştığını gösteriyor.
Hizmet enflasyonu aynı zamanda vatandaşın günlük hayatında doğrudan hissedilen bir enflasyondur. Lokanta ve konaklama fiyatlarından ulaşıma, iletişimden çeşitli profesyonel hizmetlere kadar geniş bir alanda karşımıza çıkıyor.
Üstelik hizmet fiyatlarının önemli bir özelliği var: Fiyatlar bir kez yükseldiğinde geriye gelmeleri mal fiyatlarına göre daha zor olabiliyor. Bunun temel nedenleri arasında ücretlerin, kiraların ve diğer işletme giderlerinin aşağı yönlü esnekliğinin düşük olması bulunuyor.
Dolayısıyla enflasyonla mücadelede yalnızca genel tüketici fiyatlarına değil, üretici fiyatlarına ve özellikle hizmet üretici fiyatlarına da bakmak gerekiyor.
Ağustos verileri bize iki farklı tablo sunuyor. Bir tarafta H-ÜFE’nin yıllık artışında geçmiş yıllara göre ciddi bir yavaşlama var. Diğer tarafta ise aylık yüzde 2,87’lik artış, hizmet sektöründe fiyatlama baskısının devam ettiğini gösteriyor.
Bence bundan sonraki süreçte en kritik konu, aylık artışların kalıcı biçimde düşük seviyelere çekilmesi olacaktır. Çünkü yıllık enflasyonun düşmesi kadar, yeni fiyat artışlarının hangi hızda gerçekleştiği de önemlidir.
Sonuç olarak Ağustos 2026 H-ÜFE verileri, Türkiye’de enflasyonla mücadelede mesafe alındığını ancak özellikle hizmet sektöründe fiyatlama davranışlarının hâlâ dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Ulaştırma ve depolama başta olmak üzere hizmet sektöründeki maliyet baskılarının azalması, hem işletmelerin hem de tüketicilerin önünü daha rahat görmesi açısından büyük önem taşıyor.
Enflasyonla mücadelede başarı yalnızca rakamların düşmesiyle değil, vatandaşın ve işletmelerin bunu günlük hayatında hissetmesiyle ölçülecektir. Hizmet fiyatlarındaki normalleşme de bu mücadelenin en önemli sınavlarından biri olmaya devam edecektir.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar