Ülkemizde her yıl asgari ücret tespit komisyonu kararı meraka beklenen ve sonucu ne olursa olsun tartışmaya açık bir konudur. Çünkü belirlenen artış geriye dönük enflasyona göre yapılırken son 1-2 dönem için yapılan zamlar gelecek dönem enflasyonunun da kısmen de olsa bir kısmını karşılaması öngörülüyor.

Son yapılan asgari ücret zammı temmuz ayına göre %54.5 olurken yıl bazında baktığımızda %74.4 artırıldı. Yıllık enflasyon ise %70 olacağı tahmin edildiğinde ancak yıllık bazda enflasyonu karşılamaktadır. Yani gene geriye dönük enflasyon oranı baz alınmış oluyor. Enflasyonun baz etkisiyle de olsa şubat sonuna kadar en azından düşük seyredeceği, ancak fiyat artışlarının devam edeceği bir gerçektir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde enflasyonu karşılamaması durumunda Sn. Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi bir ara zam gündeme gelebilir hatta seçim konusunu da ele aldığımızda ara zam konusu ele alınma ihtimali yükselecektir.

Asgari ücrete yapılan zam, sadece asgari ücretlileri değil, daha fazla maaş alan tüm çalışanları etkileyecektir. Onların da gelirlerinde bir artış yapılması zorunludur.

Asgari ücretle çalışanların oranı ülkemizde Yaklaşık %38 civarındadır ve bu da 3,3 milyon kişiye tekabül etmektedir. Avrupa ülkelerinde ise asgari ücretli sayısı çalışan nüfusun %6 sı civarındadır. Hükümetlerin temel hedeflerinden biri de asgari ücretle çalışan sayısını minimuma indirmek olmalıdır.

Asgari ücrete ne kadar zam yapılırsa yapılsın önemli olan verilen zammın vatandaşın alım gücünü arttırabilmesidir. Geçtiğimiz son iki yılda bu konuyu yaşadık ve yetersiz kaldığını gördük. Fiyat artışları durdurulamadığı müddetçe zam oranının yetersiz kalacağı aşikardır.

TCMB’nin yayınladığı verilere göre asgari ücret altından çalışanların sanayi sektöründeki oranı ise % 50. Asgari ücret gittikçe Türkiye’de çalışanların ortalama ücretine yaklaşıyor. 2020’de asgari ücret ortalama ücretin %73’üne tekabül ederken, bu oran 2012’de % 44’tü.Asgari ücretin genel ücretleri arttırmasından başka, sosyal güvenlik primlerinin alt ve üst sınırlarının belirlenmesi, işsizlik maaşları ve emekli maaşları da asgari ücrete yapılan zam oranından etkilenmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesine göre, çalışan herkesin kendine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma aracılığıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücret alma hakkı vardır.

Bununla birlikte, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 131 Sayılı Asgari Ücret Tespitine İlişkin Sözleşmesi’ne göre; işçinin ve ailesinin ihtiyaçları, genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ile diğer sosyal grupların göreli hayat standartları; asgari ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken unsurlardan. Türkiye bu Sözleşmeyi hala onaylamamış olsa da imzacısı olduğu Avrupa Sosyal Şartı da taraf ülkelere benzer bir yükümlülük getiriyor.

Avrupa Sosyal Şartı’nın 4. maddesine göre, “Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli ve adil bir ücret alma hakkı” mevcut. Ancak birçok işçi örgütü, Türkiye’de bu maddeye uygun hareket edilmediğini ve asgari ücretin belirlenmesinde işçinin ailesinin hesaba katılmadığını dile getiriyor.

Asgari ücret tespit yöntemi, ülkeden ülkeye değişiyor. Örneğin ABD’de ve Brezilya’da asgari ücret doğrudan hükümet tarafından tespit edilirken, Norveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde asgari ücret, toplu sözleşmeler ile belirleniyor. Türkiye’de ise Almanya ve Birleşik Krallığa benzer şekilde, hükümet ve sosyal tarafların müzakereleri sonucunda asgari ücret miktarına karar veriliyor.

Bununla birlikte, ülke bazında asgari ücret miktarlarının kıyaslanması için satın alma gücü paritesine bakılıyor. OECD’nin bu konuda yayınladığı en güncel veriler ise 2021 yılına ait. Bu verilere göre; asgari ücretin satın alma gücü sıralamasında Türkiye, 31 OECD ülkesi arasında 20. sırada geliyor.

Kaynak: OECD

Türkiye’de Asgari Ücretin Gelişimi ve Yasal Dayanağı

Türkiye’de asgari ücret, kavramsal olarak ilk kez 3008 sayılı ve 1936 tarihli İş Kanunu’nda yer alsa da uygulamaya geçilmesi 1951 yılını buldu. 1967’ye kadar mahalli komisyonlarca iş koluna ve şehre göre belirlenen asgari ücret, 1974’ten itibaren ulusal düzeyde belirlenmeye başladı. Tarım işçileri için uygulanan farklı asgari ücret, 1989’da bırakılırken 16 yaşından küçükler için belirlenen farklı asgari ücret uygulamasından da 2014 yılında vazgeçildi. Kısacası asgari ücret, gittikçe daha merkezileşen ve tek tipleşen bir yapıya büründü.

Anayasa’nın 55. maddesinde ücret, emeğin karşılığı olarak tanımlanırken devlet, çalışanların yapılan işe uygun ve adaletli ücret elde etmesi konusunda sorumlu tutuluyor. Bununla birlikte, ilgili maddede asgari ücrete ilişkin olarak “Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.” deniyor.

Bunun yanı sıra, Anayasa’nın 55. maddesine paralel olarak Türkiye’de asgari ücretin düzenlenmesine ilişkin özel bir yönetmelik mevcut.

Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre asgari ücret, “işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti” olarak tanımlanıyor. Tanımdan da anlaşılacağı üzere Türkiye’de asgari ücret, işçi ailelerini hesaba katmaksızın yalnızca işçinin ihtiyaçları ve geçimi üzerinden hesaplanıyor.

Bununla birlikte yönetmelikte belirtildiği üzere; Türkiye’de asgari ücret, işçi-işveren-devlet temsilcilerinden oluşan bir Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından en geç iki yılda bir belirlenmek zorunda. Komisyon, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çağrısı ile toplanıyor. Bakanlık ile Hazine Müsteşarlığı gibi devlet kurumlarından gelen yetkililerin yanı sıra, bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan ve bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan beşer temsilci de bu komisyonda yer alıyor.

Ayrıca yine yönetmeliğe göre, Türkiye’de asgari ücret; coğrafi bölge, yaş ve sektör ayrımı olmaksızın ulusal düzeyde tek tip olarak belirleniyor. Bununla birlikte yönetmelik, komisyonun ücretin belirlenmesine ilişkin kararının kesin olduğunu söylüyor. Bir başka deyişle asgari ücrette son karar, komisyona ait.

Bunun yanı sıra DİSK’in hazırladığı raporda, Komisyonun asgari ücretin belirlenmesi için verdiği kararlardaki oy dağılımına ulaşabiliyoruz. Resmî Gazete ’de yayınlanan kararlar temel alınarak hazırlanan tabloya göre, 2000-2019 döneminde işçi tarafı, belirlenen asgari ücrete tam 15 kez muhalefet etti. Asgari ücretin oy birliği ile belirlenebildiği sene sayısı ise yalnızca altı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararları

Kaynak: Disk-ar

Bunun yanı sıra, asgari ücretin enflasyon karşısındaki durumuna baktığımızda 2003, 2009, 2012 ve 2017 yıllarında asgari ücrette gerçekleşen yıllık artışın, bir önceki yılın aralık ayı enflasyon oranının altında kaldığını görmekteyiz. Bununla birlikte, asgari ücrete yapılan oransal olarak en yüksek zamlar 2004, 2016, 2019, 2021 ve 2022 yıllarına ait.

Kaynak: TÜİK, ÇSGB • *En güncel enflasyon verisi olarak Kasım 2022 verisi kullanılmıştır.

2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2022 yıllarında ortalama asgari ücret miktarı kullanılmıştır.

Asgari Ücret, Kişi Başına Düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın Yarısı Dahi Etmiyor

Öte yandan; 2003 yılından itibaren incelediğimizde, asgari ücretin kişi başına düşen milli gelirin yarısına dahi ulaşmadığını görüyoruz. Türkiye’de asgari ücret civarında bir ücretle çalışan kişi sayısını düşündüğümüzde bu oran, Türkiye’de yaşanan gelir dağılımı eşitsizliğini gözler önüne seriyor.

Kaynak: TÜİK, Aile

2021 verilerine göre asgari ücret Ağrı’da kişi başına düşen gelirin %126’sına denk geliyor.

Kaynak: TÜİK, ÇSGB Kaynak: DİSK-AR

Kaynak: DİSK-AR

Kaynak: ÇSGB, TÜİK • En güncel Kasım 2022 verisi üzerinden hesaplanmıştır.

Son 6 yıldır asgari ücret alan bir çalışanın maaşı yaklaşık 3 katına çıksa da enflasyon arındırıldığında Kasım 2022’de aldığı maaş Ocak 2017’de aldığı maaştan sadece 74 TL daha fazla.

Kaynak: Doğruluk payı

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist